Anasayfa » İyileşme/Zayıflama Öyküleri » Prof. Dr. Yavuz Kocabey’in Covid-19’u Yenme Öyküsü

Prof. Dr. Yavuz Kocabey’in Covid-19’u Yenme Öyküsü

Yoğun bakım günlerinde neler yaşadı, neler hissetti? Covid-19’a yakalanmak hayata bakışını nasıl değiştirdi? Acıbadem Kocaeli Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Yavuz Kocabey, covid-19’a nasıl yakalandığını, nasıl mücadele ettiğini ve covid-19’a yakalanan bir hasta olarak buradan çıkardığı dersleri anlattı.

‘‘MUAYENE YAPARKEN KEŞKE DAHA KORUYUCU MASKE KULLANSAYDIM’’

. Covid-19’u nereden kaptınız? Covid-19 olduğunuza dair ne tür belirtiler hissettiniz?

‘‘Hekim olduğum için covid konusuna hakimim; nasıl olduğunu biliyorum. Fakat yakalanmadan olayın ciddiyetini anlayamıyorsunuz. Polikliniğimize gelen bir kadın hastamızı muayene ettikten sonra omuzundan ameliyatına karar verdik. Uzmanım ve sekreterim de vardı. Herhalde biraz fazla güvendik kendimize tek maskemiz vardı. Daha koruyucu maskeleri kullanmak gerekirken kullanmadık. Tabii omuz muayenesi yaparken sosyal mesafe de olmuyor. Çoğu hastanın muayenesini zaten yüz yüze yapıyorum. Bir hafta sonra salı günü hastanın omuz ameliyatını yapacaktık. Ancak testi pozitif çıkınca ameliyatı iptal ettik. İşte orada almışım. Bir hafta sonra kaslarımda ağrılar olmaya başladı. Ne ateşim yüksekti ne de öksürüğüm vardı. Sırt ağrısı da bende olmadı. Sadece kendimi çok yorgun hissediyordum. Nezle olmak üzereyim diye düşündüm. Bir başka hastanın ameliyatına girmeden önce rahat yapabilmek için serum taktırdım. Bu da beni çok rahatlatmış oldu. Ameliyatlarımızı yaptık ve üç dört gün böyle geçtik. Bir de bir arkadaşın restoranında çok soğukta kaldım; o da beni biraz etkiledi. Pazar günü ortopedi hekimleri ile beraber canlı yayında beraberdik ve bir tartışmaya girdik. Çok kötü hissettim kendimi ve konuya adapte olamadım; tartışmalara ne cevap verdiğimi bilmiyorum. Orada korkmaya başladım ve arkadaşlara ben kötüyüm dedim. O gün akşam ateşim yükselmeye başladı. Eşime ve oğluma odama girmemelerini söyledim. Üç çocuğum var. Oğlum 4 yaşında, kızlar ise 18 aylık. Oğlum odaya çok gelmek istedi ama onu dışarı çıkartmak zorunda kaldım. Pazartesi sabahı kalktığımda eşime, yüzde 90 covid olabilirim; eşyalarımı alayım covidsem eve gelmeyeceğim, dedim. Hastaneye gittiğimde akciğerimin ne durumda olduğunu görmek için önce tomografi çektirdim. Maalesef kötü haber geldi; akciğer tutulmuştu. PCR testi sonucunu almamıştım daha ama arkadaşlarıma, bu bana yeterli, dedim. Onlar, hocam PCR negatif gelir belki, sadece nezle geçiriyorsunuzdur, dediler. Nezleyle alakası olduğunu düşünmüyorum, covide yakalandığıma inanıyorum, dedim. Kocaeli Acıbadem kendi hastanem olduğu için İstanbul’da da oraya gitmeye karar verdim. PCR testi de pozitif geldi ve böylelikle covid-19’la tanışmış oldum.’’

‘‘BİR SAAT NEFES ALMAK İÇİN ÇIRPINDIM’’

. Hastanede nasıl bir süreç yaşadınız? Yoğun bakıma ne zaman alındınız?

‘‘İki hafta kendi hastanemdeki covid polikliniği servisinde kaldım. İlk üç-dört gün çok iyiydim. Hatta arkadaşlara canlı bağlanıp ameliyatları görüyordum. Birbirimize ne yapacağımızı söylüyorduk. Ancak akciğerimin tutulmuş olması çok kötüydü. Yüzde 40 kadar tutulan bir akciğerim vardı ve bu sorunu atlıyorduk. Ve üç dört gün sonra korona bana kendini tanıttı. Bu arada oksijen tüpüne de bağlanıyordum. Kan değerlerim aşırı şekilde çok kötü duruma düştü. Tuvaletteyken nefes alamaz duruma geldim. Denizin altında havasız kalırsınız, yukarı doğru çıkmak için çabalarsınız, ya çıkarsınız derin bir nefes alıp kurtulursunuz ya da ölürsünüz. Çok da fazla yapacak bir şey yok zaten burada. Havasız kaldım ölüyorum sandım; o anda biri sanki boğazlıyordu. Oksijeni de çekemedim. Boğuluyorum, yürüyemiyorum, koşturamıyorum, hiçbir şey yapamıyorum. Kendimi bırakmak üzereyim artık ki oğlumun yüzü gözümün önüne geldi. Onun üzerine son bir hamle ile lavabodan yatağa doğru gitmeye çalıştım. O iki-iki buçuk metreyi nasıl gittiğimi bilmiyorum ama herhalde her tarafımı vurarak gittim ve oksijeni taktım. Sanırım bir saat süresince oksijen almak için çırpındım. O çırpınmak ve öksürmekle beraber çok zor kendime gelebildim. Koronanın hiç şakası olmadığını söylemeliyim. Eğer sizi sevdiyse çırpındırıyor. Sekreterim ve teknisyenim de aynı virüsü kaptı ama ayakta geçirdi. Ama beni çok sevdi. Bu arada kronik hastalığım yok ve 53 yaşındayım. Bir saat nefes açlığı ve öksürük krizi yaşadıktan sonra oksijene bağlandım ve normale döndüm. Birkaç gün daha odada kaldım ve oksijen tedavisiyle rahatlıyordum. Ama üç-dört gün sonra oksijen tedavisine doğru dürüst cevap vermemeye başladım. O yüzden yoğun bakımı düşündük. Covid-19’un alevlenme dönemi 5-7. gün arası ve biz buna sitokin fırtınası diyoruz. Vücutta her şeyi darmadağın yapıyor.’’

‘‘AŞILAR İŞE YARARSA LABORATUVARDA ÜRETİLMİŞ BİR VİRÜS OLABİLİR’’

. Covid-19 sizce niye bazı insanları daha çok seviyor? Genetik birtakım özelliklerin etkisi olabilir mi?

‘‘Genetik bir olayın olduğunu düşünüyoruz. Onun yanında tedaviye geç kalmaya bağlıyorum. Ama geç tedavi olan çok arkadaşımız da ayakta atlatabildi. Sanırım bu virüsün genetik olayı çok farklı. Kesin kanıtlar olmamasına rağmen, laboratuvar virüsüne benzer bir virüsle karşı karşıyayız diye düşünüyorum. Çünkü herkesi etkilemiyor, etkilediğini götürüyor. O nedenle işlenmiş ve kodlanmış bir virüs diye düşünüyorum. Eğer covid hakikaten bu aşıyla biterse Çin’in yanlışlıkla dışarı kaçırdığı bir laboratuvar virüsü diye düşüneceğim. Ama eğer bitmezse bu yaz ölü sayıları çok artacak. 1918’de İspanyol gribinde 50 milyon kişi ölmüş. Eğer bu aşılar işe yaramazsa en az 300-400 milyon kişi ölebilir.’’

‘‘AKCİĞERİM AÇILMAYA BAŞLAYINCA HAYATA BAĞLANDIM, KENDİME GÜVENİM GELDİ’’

. Sizde başka ne tür belirtiler oldu? Psikolojisinizi nasıl etkiledi?

‘‘Nefes alamamın dışında her şey çok normaldi. Lavaboya bile tüpsüz gidemiyordum. Çünkü nefessiz kalacak gücüm yoktu. Önce hiçbir şey olmaz diye düşünüyordum; iş ciddiye binince ölüyorum demeye başladım. Yoğun bakıma cumartesi yatırıldım. Ama her şey çok iyi gidiyordu ve  çıkmak istiyordum. Hatta uzmanımı arayıp hastaların ameliyat için gelmelerini söyledim. Cumartesi geçti ve bu arada yemek de vermediler. Unuttular diye düşünüp, kilo veririm daha iyi, dedim. Pazartesi sabah sorumlu doktorumuz geldi ve ciğerlerimi dinledi. Ben yine çok rahatım ve gideceğimi düşünüyorum. Hocam akciğeriniz açılmıyor; farkında değilsin, filmi gördüm akciğerin çok kötü, seni tüpleyebiliriz, dedi. Meğer aç bırakmalarının nedeni buymuş. Moralim bozulmasın diye entübasyon yapacaklarını söylememişler. O an işin ciddiyetini görmeye başladım. Ablamla eşimi çağırıp helalleştim. Telefonumu kapattım ve üç-dört gün kimse bana ulaşamadı. Pazartesi gecesi CPAP maskesi takarak basınçlı oksijen verdiler. Balıkadam olduğum için çok rahat alışabildim. Hastalar boğulacak gibi hissettikleri için büyük sorun yaşıyorlar ve adapte olamıyorlar. O gece hem CPAP takıp hem de yüzüstü yatırdılar. Bu arada sol kolumda arter kateteri var. Çünkü oradan kan gazı alınıp bakılıyor. Sağ kolumda da iki tane venöz kateter ve elektrotlar var; kımıldayacak halde değilim. Yoğun bakımda işler farklı boyuta geldi. Eğer oksijen değeri CPAP ile yükselmiyorsa yüzü koyun yatırarak akciğer kapasitesini arttıramaya çalışıyorlar. Yüz üstü yattım ve maskeyi taktılar. Nabzım 185’i vurdu. Deliryuma girdim; delirdim. Artık kendimde değildim; nefes alamıyordum ve yaşamak için beklentim kalmamıştı. Bu sefer sakinleştirici yaptılar. Sabaha kadar akciğer açılmazsa entübasyon yapacağız, dediler. Ben de herhalde korktum entübasyondan ve olmamak için zorladım. Şu an keşke zorlamasaydım diye düşünüyorum. Gece 11’den sabah 5’e, film çekilene kadar, hiç uyumadan çalıştım. Artık nasıl bir delirme geldiyse makine bir hava veriyor ben iki hava çekiyordum. Ağlamaktan yastık da ıslanmıştı. Sabah 5 gibi akciğer filmi çekildi. Hoca geldi ve akciğer açılmaya başlamış şu anda entübeden vazgeçiyoruz, dedi. Bu beni hayata bağladı ve kendime güvenim geldi. Hastanede toplam bir ay kaldım; iki haftası yoğun bakımdan önce geçti. Bir hafta yoğun bakımda, bir hafta da hastanede normal katta geçti.’’

Prof. Dr. Yavuz Kocabey

‘‘YOĞUN BAKIMDA BEBEK GİBİSİNİZ, HİÇBİR ŞEYİ KENDİNİZ YAPAMIYORSUNUZ’’

. Bu süreçte yanınıza sadece sağlık personeli mi geldi?

‘‘Hiçbir şekilde ailemden kimseyi görmedim. Sağlık personeli de zaten hep korumalı geliyor. Kendinizi çok kötü hissediyorsunuz. Yoğun bakımda bebek gibisiniz; hiçbir şeyi kendi başınıza yapamıyorsunuz. Yoğun bakım hemşiresi olmak o kadar zor ki; çok zor şeylere katlanıyorlar. Eleman olmadığı için covid geçirip yine çalışmaya başlıyorlar. Yemek yiyemiyorsunuz size yemek yediriyorlar. Yan dönemiyorsunuz yan döndürüyorlar. Ben uyanık olduğum için bazı şeyleri yapabiliyordum ama uyuyanların her şeyini onlar yapıyorlar. Anlatamayacağım kadar zor dönem yaşıyorlar.’’

‘‘ÖNEMLİ OLAN BUGÜNÜ GÜZEL YAŞAYABİLMEK’’

. Hayat felsefeniz nasıl değişti?

‘‘Normal servise geldiğimde, oksijeni çıkartalım dediklerinde, o kadar adapte olmuşum ki ilk sorum, tuvalete tüpsüz mü gideceğim, demek oldu. Bir ay önceki beklentilerim, gündemim nasılken; bir ay sonra lavaboya tüpsüz gidebilmek hayatımın anlamı oldu. Bir ay önce koşuyor, spor yapıyor, çok rahat yüzebiliyordum. Şimdi bırakın bunları yapmayı sadece lavaboya gidebilmeyi konuşuyordum. Tabii oksijen tam olarak bırakılmadı. İki gün sonra da yürüyebilirsiniz dediler. Yoğun bakımdan çıktığım gün kaslarımın kalmadığını görmüştüm. Bu nasıl bir hal, kimin bacağı bu, dedim. Peki nasıl yürüyeceğim? Beş-on adım atıp geri döndüm; çünkü fazla adım da atamıyorsunuz. Bunu yaşamak çok farklı bir olaydı. Bu sefer ölmeyeceğim diye sevindim. Bir ay önce yoğun çalışabilirken; üçüncü haftada ölümle karşılaşıyorsunuz. Yarın diye bir şey göremiyorsunuz. Bu kadar koşturmanın bir anlamı olmadığını da anladım. O yüzden yarın geliyorsa gelir gelmiyorsa da gelmeyecektir; önemli olan bugünü güzel yaşayabilmek. Yarın olacak diye bugünü yaşayamazsanız yarın zaten elinizden gitmiş demektir.’’

‘‘ÇOCUKLARIMI KUCAĞIMA ALACAK HALDE DEĞİLDİM’’

. Hastaneden çıktıktan bugüne kadar olan süreçte neler yaşadınız?

‘‘Eve geldiğimde çocuklarımı kucağıma alacak halde değildim. Kendimi zor taşıyordum. Merdiveni çıkmaya çalıştım ama bacaklarım tutmadı; geri indim asansörle yukarı çıkmak zorunda kaldım. Yürüyüş yaptığım ilk gün, on adım attığım zaman nabzımı 135’te, satürasyonu 80’de gördüm. Günlük kademe kademe arttırmaya çalıştım. Ekoya baktırdım. Çünkü emboli olabilir diye korkuyorsunuz. Eğer ağır geçirdiyseniz olay hastaneden çıkmakla bitmiyor. Çalışmaya da başladım; kendimi çok yormamak için saatte bir hasta bakıyorum. Hasta yakınlarını odaya almıyorum. İki maske takıyorum ve artık hastadan biraz daha uzak durmaya çalışıyorum. Ameliyatlara da başladık ama uzmanlarım olduğu için o konuda rahatım.’’

‘‘CİĞERLERİM HALA TAM KAPASİTE ÇALIŞMIYOR’’

. Covid-19 sonrasında hastaların çoğunda kalp ile ilgili problemler ortaya çıkabiliyor. Sizde de  hala kalbinizin 140’a çıkması gibi problemler oluyor mu?

‘‘Evet. Biraz kendimi yorarsam, mesela yürüyüşü çok arttırırsam bununla karşı karşıya kalıyorum. Eski performansım yok. Eski performansımın şu an yüzde 60’ındayım. Ama iki kez EKO yaptılar kaple ilgili bir problem çıkmadı. Ancak öksürük devam edebiliyor. Çünkü akciğerlerim hala tam kapasite çalışmıyor. Biraz hızlı yürüyün, bir kat merdiveni hızlı çıkın kalp nabzı hızlanıyor ve nefessiz kalmaya başlıyorsunuz. Bunlar bir bütün olarak çalışıyor.’’

. Covid-19’u atlatan bir hekim olarak covidle gribin birbirinden ne farkı var?

‘‘Çok farklı iki şeyden bahsediyoruz. Birini daha yeni tanıyoruz veya hiç tanışmadık ve hakikaten ne yapacağını da bilmiyoruz. Ben beş gün çok iyiydim, hiçbir şeyim yoktu. Beşinci gün hayatın böyle olmadığı ortaya çıktı. Bu yeni çıkan bir virüs ve ne olduğunu daha bilmiyoruz. Aşının ne kadar faydalı olacağını da zaman gösterecek.’’

. Kasların çalışmamasına ne sebep oluyor? Bu ne kadar süre sonra toparlanıyor?

‘‘Mesela bir kol, iki hafta alçıda kaldığı zaman incecik oluyor. Bu durum hareketsiz kalmaktan kaynaklanıyor. Kaslar da böyle ve bir de hastalıkla uğraşmak erimesini iki katına çıkarıyor. Hem hastalık hem de hareketsizlik kası eritiyor. Kasların toparlanması egzersizlerinize, kalbinizin ne kadar sizi rahat ettireceğine, sizin buna adapte olmanıza ve rehabilitasyon almanıza bağlı. Ayrıca daha önceden spor yapıp yapmadığınız da etkiliyor.’’

‘‘ANTİKOR 1’İN ALTINA DÜŞTÜĞÜ ZAMAN AŞI GEREKİYOR’’

. Covid geçirenlerde ne kadar süre antikor oluşuyor ve ne kadar süre sonra aşı olabiliyorlar?

‘‘Benim şu an antikorum onun üzerinde dolayısıyla şu an ben korumalıyım. Ama üçüncü ayda yeniden tahlil yaptırıp antikorlara baktıracağım. Antikorum düştüyse aşı olacağım. Antikor 1’in altına düştüğü zaman aşı gerekiyor. 1’in üstünde olduğu anda antikor pozitif demektir. Aşı antikor oluşsun diye yapılıyor.’’

. Covid-19’u geçirmiş biri olarak ne önermek istersiniz?

‘‘Bir doktor olarak değil bir hasta olarak konuşacağım. Birincisi akciğer tutulduysa bu iş çok ciddi demektir. İkincisi ilk beş-yedi gün çok önemli ve çok dikkat edilmesi gereken bir dönem. Bu dönem geçtiği zaman daha rahatlayabiliyorsunuz. O nedenle de kesinlikle ilaçları kullanmalarını öneriyorum.’’

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

İlgili Yazı

Böbrek Hastası İki Aylık Bebek Ameliyatla Sağlığına Kavuştu

Diyarbakır’da yaşayan Hatice ve Mehmet Güneş çiftinin 2 aylık bebekleri Miran, dünyaya daha anne karnındayken ...