İnsan sağlığı üç temel unsurdan oluşur: Ruh-Beden-Zihin. Bu üç unsur birbirine bağlıdır. Biri bozulursa diğerine de etki eder ve genel sağlık bozulur.
Çağımızdan 400 yıl önce tıbbın babası sayılan Hipokrat yazılarında, “Gıdanın insanın kendi ilacı olduğunu” yazmıştır. Doktor David Raybin ise “Birçok insanın genel olarak yedikleri veya yemedikleri gıdalardan dolayı hastalandıklarını” söylemiştir.
Peki bizim vücudumuz hangi besinlere ihtiyaç duymaktadır? İnsan organizmasının düzgün çalışması için:
1) Yeterli oksijene (O²) 2) Kaliteli suya 3) Doğal besinlere 4) Hayat enerjisine ihtiyacı vardır.
Doğal besinler ise aşağıdakileri içermelidir:
1) Proteinler (28 çeşit aminoasit) 2) 15 çeşit mineral 3) 12 çeşit vitamin 4) 7 çeşit enzim 5) 3 çeşit yağ
Aldığımız gıdalar sindirim sistemi aracılığıyla kana karışır, kan dolaşımı sayesinde de vücudun tüm hücrelerine ulaşarak onları besler. Eğer aldığımız gıdalar yukarıda sıralanan maddeleri içermezse zaman içinde belli organlar bozulur ve fonksiyonlarını yapamamaya başlar. Bunun ardından da diğer organlar da bozulmaya başlar ve bu bir zincirleme şeklinde devam eder, çünkü organlarımız birbiriyle bağlantılı çalışırlar.
Maalesef bugünkü beslenme koşullarında aldığımız gıdalar ihtiyaç duyduğumuz maddeleri içermiyor, tam tersine bir sürü ‘toksin’ (zehir) içeriyor. Bu ‘zehir’ler hazır gıda sektöründe kullanılan katkı maddeleri (emülgatorler), boyalar, aşırı tuz, kötü yağlar vs. gibi maddelerdir. Bu maddeler de vücut sağlığımızı ciddi bir şekilde etkiler ve bozar.
Toksin birikimi çok yavaş oluşur ve başlangıçta kendini belli etmez. Toksinler vücuttaki metabolik prosesler sonucu da oluşurlar. Mesela urik asit ve kreatinin, protein metabolizması sonucu ortaya çıkar. Vücuttaki “filtreler” (yani karaciğer, böbrekler ve deri) iyi çalıştığında toksinler kolaylıkla dışarı atılır. Tabi ki yeterli ve kaliteli su içerseniz!
İnsan organizmasının % 90’i sudan ibarettir. Vücudu bir akvaryum olarak düşünürsek farklı organlar değişik balık çeşitleridir. Bu balıklar akvaryum suyundan oksijen ve besinleri alıp atıklarını da aynı suya bırakırlar. Akvaryumun suyunu değiştirmezseniz zaman içinde ne olur? Su kirlenir ve balıklar hastalanır, en zayıf ve dayanıksız olanları öncelikle ölür.
Vücudumuzda da aynı şeyler oluyor. Vücudun suyu yenilenmez ise önce zayıf olan organlarımız hasta olur, sonra zincirleme halinde diğer organlar da bozulmaya başlar. Bir makine bakıma alınmadan ne kadar çalışabilir? Vücudumuzu da zaman zaman bakıma almalıyız. Bu bakım da periyodik olarak yapılması gereken detokstur (yani zaman zaman vücudu toksinlerden arındırmak gerekir)
Vücutta birikmiş toksinlerden sağlık oruçları tutarak kurtulmak mümkündür. Vücutta en çok enerjinin sindirim için harcandığını biliyor muydunuz? Dolayısıyla yemek yemediğinizde sindirim sistemi dinlenir. Böylece vücuttaki enerji, sindirim yerine vücudu toksinlerden arındırmaya harcanır.
Bunun üzerine birçok kitap yazılmıştır. 19. Yüzyılda Silvester Graham, Dr. Jennings, Dr. R. T. Trall “Naturel Hijyen” biliminin temellerini atmışlardır. 20. Yuzyılda Prof. Katsuzo Nishi, Dr. Herbert Shelton ve Dr. Paul Bragg bu konuları geliştirmiş ve sağlik oruçlarının faydalarını kitaplarında anlatmışlardır. Dr. Katsuzo Nishi’nin çalışmaları göstermiştir ki sindirimi mümkün olmayan gıdalar kalın bağırsakta birikmekte, bakterilerin çoğalması için uygun bir ortam yaratmakta ve giderek zehirli maddeler (toksinler) üretmektedir. Bu maddeler kalın bağırsaktan emilerek kana karışıp tüm organlara dağılmaktadır. Bu sebepten dolayı detoks amaçlı tutulan oruçlardan önce kalın bağırsakların temizlenmesi öneriliyor. Vücut ancak bu şekilde toksinlerden gerçek anlamda arınabilir ve ciddi bir detoks gerçekleşir.
Tedavi orucuna başlamadan önce en iyisi lavman uygulamaktır. Eğer lavman yapamıyorsanız 2-3 çorba Hint yağını biraz taze sıkılmış meyve suyu ile karıştırıp içiniz. 4-6 saat sonra bağırsaklarınız boşalmaya başlar. Açlık sürecine başlamadan önce birkaç gün süreyle saf taze meyve ve sebzeyle beslenmek gerekiyor.
Bütün bu işlemler açlık süresi içerisinde gıda atıklarının çözülmesini sağlar. Başlangıçta en iyisi haftada bir veya iki defa 24 veya 36 saatlik kısa vadeli açlık süreleri uygulamaktır. Bu açlık sürecinde sadece su (en az 3 litre olacak şekilde) içilmelidir. Açlık sürecinden sonra ilk kahvaltıda ise meyve ve sebze alınmalıdır. Taze sıkılmış meyve-sebze suyu da içilebilir. Daha uzun suren oruçlar da tutulabilir fakat 3 günden daha fazla sürecek oruçlarda bir uzman tarafından denetim yapılması gerekir. Çünkü açlık sırasında dokulardan kana çok sayıda toksin atılır ve bundan dolayı kendinizi kötü hissedebilirsiniz. Katsuzo Nishi sağlık oruçlarının uygulanmasının hastalıkların tedavisinden çok hastalanmayı önlemek amacıyla yapıldığının altını çizerek defalarca söylemiş ve bunun yanı sıra da açlık tedavisinin her çeşit fiziksel hastalığın da en iyi tedavi yöntemi olduğunu tartışılmaz bir gerçek olarak kabul etmiştir.
Kısacası toksinlerden arınmanın en etkili yolu su içilerek tutulan sağlık orucudur. Oruç sonrası dokuların yeniden yapılanması ve yenilenmesi gençleşmeyi sağlar ve siz de ne kadar çok toksin atarsanız o kadar genç görünürsünüz. Sadece fiziksel değil ruhsal olarak da yenilenmiş olursunuz. “Hastalanmadan Yaşayın!” isimli kitabımda konunun tüm detaylarını bulabilirsiniz.
Dr. Yegane Mutlu |