Çevre kirliliği, sağlığımızı tehdit eden önemli bir sorundur. Şu veya bu şekilde bedenimizi kirleten çevresel toksinleri yok edici (detoksifiye edici) yöntemleri (detoks kürleri) ve araçları kullanmamız sağlıklı ve uzun bir yaşam için gereklidir. Vücudumuza zarar veren bu zehirli kimyasallar; dokularımızın, organlarımızın, hücrelerimizin ve hücre içi organcıkların başlıca düşmanları ve tahrip edicileridir.
Çevremizin ve bedenimizin ürettiği toksinlere karşı detoks sistemlerimizin yetersiz kalması halinde toksin yükümüz artar, yorgunluk, güçsüzlük, bitkinlik, kendini iyi hissetmeme, aşırı uyku ya da uykusuzluk, kas ve eklemlerde gerginlik, ağrı ve güçsüzlük, sinirlilik, bunaltı hissi gibi birçok sağlık sorunu ortaya çıkar.
Aslında, vücudumuz terleme, solunum, idrar yapma, bağırsakları boşaltma ve safra oluşumu ile bedende normal metabolizma süreçleri sonucu oluşan toksinlerden korunmayı çok iyi bilmektedir. Bedenimizin normal metabolik faaliyetleri ile oluşan toksik ürünlerden başka karşılaştığı çeşitli ruhsal ve fiziki stresler, çeşitli enfeksiyonlarla mücadele faaliyetleri sonrası oluşan zararlı atıklar da; böbrekler, karaciğer, akciğer ve deri gibi birçok organın ortak çabası ile vücuttan uzaklaştırılır.
Her yıl insanlar, topraktan, sudan, soludukları havadan yani atmosferden ve aldıkları gıdalardan binlerce kimyasal toksik ve zehirleyici maddelerin etkisi altında kalmaktadırlar. Bu zehirleyici maddeler insan organizmasında, beden direnç sisteminin azalması veya yok olması, hormonal dengesizlik veya fonksiyon bozuklukları, sinir sistemi bozuklukları veya direnç kaybı, fizyolojik dengesizlikler ve hatta geriye dönüşü olmayan hastalılar ( kanser ) gibi çok çeşitli ve farklı belirtilerle kendilerini gösterirler.
Detoksifikasyon ise, organizmanın kendisine yaramayan ve bozucu etkileri olan bu zehirli maddelerden kurtulmasıdır. Doğal olarak beden kendisine zararlı olan toksinleri karaciğer, böbrekler, idrar, dışkı, solunum yolu ve ter ile deriden atarak temizler ve kendisini arındırır. Ancak özellikle ikinci Dünya Savaşı sonrası endüstrinin giderek yoğunlaşmasıyla beraber gelen petro-kimyasal devrim, toksinlerin, insan metabolizmasının kendini temizleme sürecinden çok daha hızlı yığımlanmalarına yol açmış ve organizma kendi kendini temizleyemez hale gelmiştir.
Çağımızda özellikle metropollerde yaşayan insan bedenlerinde endüstriyel kimyasallar, pestisit diye tanımlanan tarımda kullanılan zehirli maddeler, gıdaların bozulmaması için kullanılan katkı maddeleri, ağır metaller, anestezik maddelerin ve özellikle bilinçsizce kullandıkları ilaçların kimyasal kalıntıları, toplumlarca legal kabul edilen drogların (alkol, tütün, kafein) kalıntılarıyla beraber illegal droglardan (eroin, kokain v.s. gibi) oluşan çok karmaşık bir kokteylin etkisi altında yaşamlarını sürdürme çabasındadırlar. Metropollerdeki standardın üzerindeki hava kirliliği, çevre kirliliği nedeniyle içme sularında kurşun, cıva gibi ağır metallerle beraber yedi yüze yakın yabancı madde ve istenmeyen maddenin aşırı oranda bulunmasıyla beraber onbin’e yakın solvent, emülsifer, gıda koruyucu, gıda katkı maddelerinin iz ve artıklarını bedenimizde yıllarca taşımaktayız.
Bununla beraber özellikle ülkemizde çoğu gıda maddesi üzerinde maalesef içeriğinin yazmaması durumu daha da ağırlaştırdığı gibi özel besi çiftliklerinde yetiştirilen kanatlılar, balıklar ve diğer canlılarında kimyasal katkılarla beslendiklerini unutmamak gerekir. Diğer taraftan dünya denizlerinin sanayii nedeniyle giderek kirlenmesi, bunun ülkemizde özellikle Karadenizden gelen sanayii atıklarının Marmara denizini ve dolayısıyla boğazları ve kuzey Ege denizini de ciddi şekilde tehdit ettiğini ve buralardan elde edilen besinlerinde yoğun olarak tüketildiğinide düşünecek olursak bedenimizde, organizmamızdaki toksik maddelerin ne denli yoğunlaştığı hakkında ciddi endişelerin oluşacağı bir gerçektir.
Gerek havadan, gerek yediğimiz ve içtiğimiz maddelerden aldığımız toksik maddeler zincirine tüm petrol ürünü yakıtların atıklarını, evlerde kullanılan temizleyicileri, kuru temizleme maddelerini eklemeyi de unutmamak gerekir. Dünyamız kirlendikçe bedenimiz bir filtre gibi bu kirlilikleri süzmekte ve bu toksinler bizim fizyolojik fonksiyonlarımızı bozmaktadır. Gerek aldığımız gıdalardaki kimyasallar, içtiğimiz sudaki zararlılar ve bunların yanı sıra yaşadığımız iç ve dış mekanlardaki elektronik ve kimyasal toksinler sürekli olarak bedenimizde süzülerek yığımlanırlar. Çevremizdeki ekolojik değişikliklerin hızına insan organizmasının aynı tempoda cevap verememesi, bedenin kendi kendini temizlemede yavaş kalması, fizyolojik fonksiyonlarda aksama yaratacağı gibi hastalıklar diye tanımlayabileceğimiz birçok fonksiyon dengesizliklerini ortaya çıkartır.
Günümüzde bilinen bir gerçek ise bu biyo-akümülasyonların ( bedenimizde yığımlanan yabancı maddeler ) ciddi bir şekilde gerek fizyolojik, gerekse psikolojik sağlığımızı tehdit ettiğidir. Yıllardır bu konu üzerinde yapılan çalışmalarda, sağlıklı bir bağışıklık sisteminin ve bununla beraber doğru çalışan eliminasyon sistemlerinin gerek sinirsel gerekse fizyolojik ve psikolojik olarak insanın dışarıdan gelen bu toksinlere karşı daha dayanıklı olduğunu ortaya konmuştur.
Dolayısıyla sağlıklı ve dinç bir yaşam için bedene dışarıdan bilinçli bir şekilde yardım etmek ve organizmadan toksinlerin atılmasını sağlamak gerekir. Detoksifikasyon olarak adlandırılan bu işlem, birkaç yönlü olarak gerçekleştirilebilir. Bunlar; özel diyetlerle vucudu arındırma, belli sürelerde doktor kontürolünde su, sebze suyu ve meyva suyu rejimleri, vucudu toksinlerden arıtan ve temizlenmesine yardımcı olan bazı vitamin, amino asit, bitki çayları, bitki rejimleri, şelazyon tedavileri, homeopatik tedaviler, yosun banyoları, sauna, hamam, kaplıca, hipertermik seanslar (terleme) ve en önemlisi kolon temizleme ( Kolon hidro terapi) ve ozon uygulamalarıdır.
Günümüzde çağdaş yaşamın temposuna ayak uydurmak zorunluluğundan ötürü beslenmemize fazla dikkat edememekteyiz. Bilinçli olmamıza rağmen çoğu kez birçok yan nedenlerden ötürü günlük aldığımız gıdanın yüzde on’u kadar olması gereken hayvansal proteini daha fazla tükettiğimiz gibi bunun yanında kafein, alkol, yağlar, bilinçsizce kullanılan ilaçlar, özellikle antibiyotikler ve bedene dışarıdan sokulan diğer sağlıksızların çokça kullanılmaları, yaşamın ileri dönemlerinde kalp-damar problemleri, artiritis denen eklem hastalıkları, aşırı kilo, diabet gibi başedilmesi zor olan bir çok sorunlarla bizi karşı karşıya bırakabilir. Birkaç tanesini saydığımız bu zararlıların, organizmadaki hücre fonksiyonlarını yavaşlattıkları hatta çalıştırmadıkları bilinmektedir. Bedenin detoksifikasyonu ile öncelikle hücre sağlığını kazanmak amaçlanır. Yıllardır aldığımız besinler bağırsaklarımızda yığımlanmaktadır. Yukarıda tanımlamaya çalıştığımız toksik maddeler bağırsak floramızı bozarak bağırsaklarımızın normal görevini yapamaz hale gelmesine neden olmaktadır. Bağırsak florasının tekrar düzenlenerek kabul edilen normal sınırlar içinde tutmak eğer sağlıklı bir yaşam istiyorsak olmazsa olmaz bir şarttır.
Bağırsak florasını düzenleyen en etkin tedavi şekli kolon hidro terapi yöntemidir. Her 35 yaşına gelmiş insanın yılda bir kez kapsamlı gaita analizi yaptırarak bağırsak florasının durumunu görmesi son derce önemlidir. Bağırsak florasının düzenlenmesi, böylece toksinlerden arınmış beden daima daha duru ve süratli düşünecek, unutkanlıklardan arınacak, stres’e karşı daha dirençli olup daha az sinirleneceği gibi aynı zamanda bağışıklık düzeyi yükseleceğinden daha az hastalanacak, enfeksiyonlara direnç gösterecek, daha verimli, daha sağlıklı ve sorunsuz bir yaşam sürdürecektir.
Her birey bir diğerine göre farklı bir yapıya sahip olduğundan hastalıklara ve diğer dış etkenlere nasıl farklı farklı reaksiyonlar veriyorsak toksinlere karşıda kişiler farklı reaksiyonlar verebilirler. Bazılarının bedenleri toksinleri daha kolay elimine etme özelliğine sahipken bazılarının metabolizmaları bu fonksiyonları yerine getirmekte istenilen duyarlılığı gösteremez. Bu nedenlerle kişinin bedeninin ne zaman detoksifiye edilmesinin gerekliliği kişinin metabolizmasına bağlıdır. Bununla beraber unutmamak gerekir ki buradaki en önemli faktör metabolizmadaki toksinlerin seviyesidir.
Bedende sınırı aşmış toksin seviyesi mutlaka bir yerden kendisini hissettirir. Bedenin detoksifikasyona ihtiyacının olduğu, tabii ki tıbbı verilerin dışında; durup dururken hiç bir nedene bağlı olmayan baş, sırt ve boyun ağrıları, alerjik semptomlar, uykusuzluklar, davranış değişiklikleri, mafsal ağrıları, sürekli tekrarlayan solunum problemleri, gıdalara karşı alerjik belirtiler gibi görülen belirtiler olabilir.
Diğer taraftan artiritis, sürekli kabızlık, hemoroit sorunları, sindirim sistemi yaraları – ülserler – sinüs tıkanıklıkları, ekzemalar, sedef hastalığı gibi cilt sorunlarının da detoksifikasyon için iyi birer neden olduğu artık günümüzde açıkça belirtilmektedir. Kişi kendisini rahat hissetmeyip böyle bir takım huzursuzluklarla hekimine baş vurduğunda tabii ki laboratuarda yapılacak olan kan, idrar, dışkı, saç analizleri, karaciğer fonksyon testleri sonucu, hekim gözetiminde detoksifikasyon uygulamalarının yapılması sağlıklı bir uygulama açısından çok anlamlı olacaktır.
DETOKS YAPARAK HAFİFLENMEK MÜMKÜN
Detoks diyeti yaparken öğünlerde neler yiyeceğinizi örnek mönüden yararlanarak siz de belirleyebilirsiniz. Dikkat edeceğiniz en önemli noktalar, detoks kürü süresince alkol ve kafeinli içecekleri, kolalı ve gazlı meşrubatları, meyve suyu konsantrelerini kullanmamaktır. Taze ve organik sebze meyveleri tercih edin. Elma, kivi, üzüm, kavun, ananas, kırmızı erik, kiraz, böğürtlen, çilek, vişne, turp, lahana, brokoli, kabak, karnabahar, ıspanak ve havuç ilk seçimleriniz olsun! Olanak varsa listenize papaya, avokado, hurma, portakal, greyfurt, ahududu ve böğürtleni de ekleyin.
Taze meyveler bulamıyorsanız doğal ve güneşte kurutulmuş olanlarından da faydalanabilirsiniz. Unutmayın! Daha az toksin yükü daha çok enerji, daha çok güç, daha çok mutluluk ve sağlık demektir. Detoks diyetleri ile yetinmez, biraz da ruhsal ve bedensel egzersizlere yönelirseniz sadece hafiflemez, hafiflediğinizi hissedersiniz.
KATI PERHİZ REJİMİ (FASTING)
Soluduğumuz havadaki, yediğimiz gıdalardaki, kullandığımız ilaçlardan ötürü toksik maddelerin toksin birikimlerinden en kolay kurtulmanın yöntemlerinden birisi katı perhiz yöntemidir. Bu yöntem hem çok etkili hemde diğer yöntemlere oranla daha ekonomiktir. Bu yöntemin en zor tarafı ise yöntemin nispeten uzun sürmesi ve bazı çabaların kişinin iradesini kullanarak uygulamasıdır. Özelikle kendi kendilerine detoksifikasyon uygulayacak olan kişilerin aşırı derecede drog bağımlısı (aşırı tütün, alkol, ilaç v.s. ) olması, günlük düzenli gıda alma alışkanlığının olmaması, uygulamaya başlamadan önce profesyonel yardım almalarını gerektirir.
Belli aralıklarla yapılan katı perhiz rejimiyle beden sadece sağlığını kazanmakla kalmaz, aynı zamanda sindirim organlarının dinlendirilmesi nedeniyle, sağlıklı yaşlanma, daha dinç kalma daha uzun yaşama gibi sağlıklı yaşamın birçok öğesi de yerine getirilmiş olur. Bu rejim sırasında;
- Bedenin toksinlerden kurtulma süreci hızlanırken toksin alımı en aza indirileceğinden dolayı, bedendeki toksin seviyesi giderek azalır, - Sindirim için gerekli olan enerji sarfiyatı çok aza indirgendiğinden,bu enerji bağışıklık sisteminin güçlenmesinde, bedendeki hücre yenilenmesinde ve boşaltım sisteminin hızlanmasında kullanılır, - Sindirim sisteminin rahatlamasından dolayı gıdalara karşı gelişen alerjik ve iltihabı reaksiyonlar oluşmaz, - Serum yağlarının azalmasından ötürü kan incelecek, oksijen taşıma kapasitesi artacak ve kanın şekilli elementleri daha rahat hareket ederler, - Yağlarda yığımlanan pestisitler (tarım ilaçları), droglardan süratle kurtulunur.
Böylece bu rejim sonucu hastalıklardan çok süratli olarak kurtulunduğu gibi karaciğer ve kalın bağırsak temizlenir, fazla su ve artıklardan kurtulun ur, gözler berraklaşır, dil ve nefes temizlenir. Bu rejimin uygulanma süresine göre, 3 günlük rejim bedenden toksinlerin atılmasına ve kanın temizlenmesine, 5 günlük rejim de bağışıklık sisteminin güçlenmeye başlaması ve 10 günlük bir rejim ise dejeneratif hastalıkların kontrolünden başlayarak birçok hastalığın iyileşmesine ve problemlerden arınarak kimyasal polusyondan kurtulmanın en iyi yöntemidir.
Bu rejimi yaparken mutlaka dikkat edilmesi gereken bazı önemli noktalara dikkat etmek gerekir. Bir kere bu rejim hiçbir zaman sade su ile yapılmaz. Çünkü sade su ile yapılan rejimde toksinlerin biranda kana geçmesi nedeniyle aşırı baş ağrısı ve diğer kötü tablolar oluşabilir. Bunun yerine aşağıda detaylandıracağımız şekilde taze meyve suları ve ya taze sebze suları ile yapılacak rejim hem daha çok vitamin alımını sağlayacağı için toksinlerden daha hızlı kurtulmayı sağlar.
OTLAR/BITKILER
Açlık rejimi sırasında içilmesini önerdiğimiz ot /bitki çaylarını şöyle sıralayabiliriz; alfalfa ( kaba yonca – medicago sativa ), dulavrat otu (arctium lappa ), papatya, kara hindiba çiçeği (dendelion – taraxacum afficinalis), papatya, boğa dikeni (milk thistle – sylibum marianum ), sarı kantaron (hypericum), ısırgan otu (urtika), ginseng, yeşil çay, kızıl yonca ( red clover – trifolium pratense) ve kuş burnu çayları kanı ve karaciğeri temizlemek için içilebilecek ot çaylarıdır. Ancak çoğu kez saman nezlesine yatkın olanların ve salkım otuna karşı alerjisi olanların (ambrosia – saman nezlesine neden olan ot) papatya çayı içmemelerini öneririz.
Dalağı temizlemek ve de bağırsak florasındaki zararlı bakterilerden kurtulmak için ise, kızılcık suyu – tozalakçiçeği (Echinacea – cone flower) çayı - ve kekik çayı kokteyli içilebilir, ve sarımsak hapı kullanılabilir. Sinirleri yatıştırmak için ve de bulantıyı önlemek için nane-limon çayı iyi bir çözümdür. Ayrıca yatıştırıcı etkisinden dolayı portakal çiçeği çayı da içilebilir.
ÖNERİLER
- Bunlarla beraber, eğer bir şeyler yemek ihtiyacı doğarsa, kabuğuyla beraber mikserden çekilmiş elma püresi yenebilir. Ancak rejim sırasında lifli gıdalar yenmemelidir. Rejim öncesi ve sonrası yenen çiğ sebze ve meyveyle beraber yulaf kepeği, keten tohumu yenebilir. Ancak buğday kepeği kalın bağırsağı tahriş edeceğinde yenmemesi doğru olur.
- Rejim sırasında sindirimi uyaracağı için çiklet çiğnenmemelidir, - Arzu edilirse rejim yaparken vitamin, mineral ve proteinden zengin olan spiriluna 4-5 tablet günde üç defa alınabilir. - 65 yaşın üstünde iseniz ve vitamin, mineral gibi katkılar alıyorsanız bu katkıları almaya devam edebilirsiniz. - Birçok hastalıklara karşı direnç veren ve metabolizmanın uyumlu olmasına yardımcı olacak bir kokteyl ise; 3 adet havuç – 3 adet lahana yaprağı – 2 adet kereviz sapı – 2 adet pancar – 1 adet şalgam – 200 gm ıspanak - Yarım demet maydanoz – çeyrek soğan ve 2 diş sarımsak katı meyve suyu sıkacağında sıkılarak içilebilir.
DETOKS YAPARKEN AYRICA DİKKAT ETMENİZ GEREKENLER
Cilt detoksunu ihmal etmeyin, buhar banyolarından, saunadan, hamamdan ve masajdan yararlanın. Güne yarım limon suyu ilave edilmiş bir bardak ılık su ile başlayın. Ekolojik tarım ortamından yetişmiş olan organik besinleri tercih edin. Çok gerekli olmadıkça (ağrı kesici, gaz giderici, antiasidler) ilaç kullanmayın. Kahve, alkol ve sigarayı bırakın. Gün boyunca en az 2- 2.5 litre su için. Günde en az 3 öğün yemeye dikkat edin. Faydalı olan ise üç öğün yerine beş öğün yemek yemektir. Öğün sayısını artırın ancak öğün miktarını azaltmaya çalışın. Her gün 5 porsiyon sebze ve meyve tüketmeye özen gösterin. Haftada 1500 kilo kalorin harcayacak şekilde bendensel aktivite yapmayı ihmal etmeyin. Sebze ve meyve suyu karışımlarından yararlanın. Bu karışımlarda havuç, şalgam veya pancar, elma, papaya, kavun ve kivinin olmasına özen gösterin. Detoks süresince günde 2 fincan kadar rezene veya karahindibabuda çayı için. Gece yatarken 1 fincan ılık suya veya sütte 1 çay kaşığı taze bal ilave edip yavaş yavaş yudumlayın. Gece çıkmanızı kontrol etmeye yardımcı olacağını göreceksiniz. Ayrıca isterseniz bir dilim çikolata da tüketbilirsiniz. Hayvansal protein ihtiyacınızı balık ile ve doğada yetişmiş hayvanlardan sağlamaya çalışın. Düzenli olarak dönüşümlü sıcak ve soğuk duş alın. Olumlu olun. Sizi güldürecek veya gülümsetecek ortamlarda, sevdiklerinizle bir arada olmaya özen gösterin. Kendinize dinlenmek için zaman ayırın. Dostlarınızı, büyüklerinizi ziyaret edin. Eşiniz ve çocuklarınızla daha çok birlikte olabileceğiniz fırsatlar yaratın. Eğlenmeyi ihmal etmeyin.
ÖRNEK OLABİLECEK DETOKS ÜZERİNDE ETKİLİ OLAN BESİNLER VE DİYETLERİ
ANANAS: İhtiva ettiği bol C vitamini cilt ve sindirim detoksu sağlayan Bromelin sebebiyle önerilir.
GREYFURT: Tüm detoks kürlerinin favori meyvesidir. Yüksek oranda C vitamini ve lif içerir. Kolesterol düşürücü ilaç kullananlar (Statinler) greyfurt suyunu bu ilaçlarla aynı anda kullanmamalıdır.
KAYISI ve ŞEFTALİ: Güçlü bir antioksidan olan beta karotenin en iyi kaynaklarıdır. Ayrıca bir miktar da flavinoid bitkisel lif potasyum ve diğer mineralleri içerirler.
PORTAKAL: Çok değerli bir antioksidan ve detoks vitamini olan C vitamininden zengindir. Bol miktarda lif ve flavinoid içerir.
ELMA: Son derece yararlı bu flavinoid olan Likopen`in, kollesterol azaltıcı Pektin`in ve bir çok vitaminin kaynağıdır.
SİYAH ÜZÜM: Zengin bir vitamin kaynağıdır. Çekirdeğinde çok değerli bir antioksidan olan Proantosiyanidin ihtiva eder.
KİVİ: Bir C vitamini ve mineral deposudur.
DETOKS SÜPERİ SEBZELER
LAHANA GRUBU SEBZELER: (Beyaz ve kırmızı lahana, brokoli, şalgam, hardal, kırmızı turp, pancar, brüksellahanası, karnıbahar) Detoks kürlerinin değişmez elemanlarıdır. Detoks sistemini güçlendiren antidoksidan vitamin ve mineralleri bol miktarda ihtiva ederler. Vücudu toksinlerden temizleyici, güçlendirici ve destekleyici besin elemanlarından zengin sebzelerdir. Çiğ olarak, haşlanmış olarak veya öğütülerek sebze suyu karışımları içinde kullanılabilirler.
HAVUÇ: Çok iyi bir antidoksidan olan beta karoten ve C vitamini bakımından zengindir. Çok da güçlü bir toksin temizleyicidir.
ENGİNAR: Karaciğerin çok yararlı bir destekleyicisi ve güçlü bir toksin gidericidir. Kolesterol düşürücü etkiyi de gösterir.
KEREVİZ VE YERELMASI: Güvenilir bir antidoksidan ve iyi bir sindirim rahatlatıcısıdır. Sarmısak ve soğan bağışıklık sistemini güçlendirici kollesterol azaltıcı ve toksinlerden arındırıcı etki gösterirler.
BİR GÜNLÜK DETOKS DİYETİ
Sabah kalkınca: 1-2 bardak ılık su içiniz. Suyu pek sevmiyorsanız bunun yerine 1-2 bardak bitkisel çay, meyve ve ya sebze suyu içebilirsiniz.
Kahvaltı:
1 su bardağı meyve suyu.
3-4 adet kuru kayısı veya kuru incir.
2-3 yemek kaşığı müsli veya meyveli yoğurt
1 su bardağı az yağlı süt, 1 bardak ayran ve ya taze meyve suyu.
Kuşluk:
1 su bardağı taze hazırlanmış sebze veya meyve suyu karışımı.
1 bardak bitkisel çay veya bir meyve.
Öğle yemeği öncesi: Öğle yemeğinden 30 dakika kadar önce 1 bardak su veya bitkisel çay.
Öğle yemeği
Haşlanmış taze sebze tabağı veya közde pişmiş taze sebze tabağı 1 su bardağı yarım yağlı veya yağsız yoğurt. İstenildiği kadar yeşil salata veya meyve tabağı 3 -4 adet yağsız köfte, ızgara, haşlanmış, fırınlanmış balık, tavuk eti veya karbonhidratlı yemek.
İkindi: 1 adet küçük boy elma, 4 adet kepekli bisküvi
Akşam yemeği öncesi: 1 su bardağı bitkisel çay, haşlanmış taze ıhlamur, adaçayı, papatya veya limon suyu.
Akşam yemeği
Haşlanmış taze sebze tabağı 1 su bardağı yarım yağlı veya yağsız yoğurt. İstenildiği kadar yeşil salata kullanılabilir).
Öğle yemeğinde et, tavuk ya da balık yemediyseniz; 3 köfte kadar yağsız ızgara, haşlanmış veya fırınlanmış balık veya tavuk eti.
Yatmadan önce: 1 bardak bitkisel çay
ÜÇ GÜNLÜK DETOKS DİYETİ
1. GÜN
Sabah
Mevsimlik meyve salatası 1 su bardağı yağsız yoğurt 3 yemek kaşığı kahvaltı gevreği
Ara öğün 3 kuru kayısı veya 3 kuru incir
Öğle
Mevsim salatası veya mevsimine uygun meyve tabağı
3 köfte kadar ızgara tavuk eti veya 1 balık
1 su bardağı yağsız ayran
Ara öğün Mevsimine uygun meyve, meyve suyu, sebze veya bitkisel çay
Akşam
Sebze çorbası veya mevsimine uygun salata 2-4 yemek kaşığı pirinç pilavı veya biraz makarna Mevsim salatası
Ara öğün Meyve salatası veya mevsimine uygun sebze tabağı
2. GÜN
Sabah
Meyve kokteyli Bir kase yoğurt
1 ince dilim yağsız beyaz peynir
4-5 adet zeytin
Çiğ sebze (istediğiniz kadar)
Ara öğün: İki adet mevsimine uygum meyve
Öğle
Salata istediğiniz kadar 1 büyük ızgara balık veya 1 parça biftek
Ara öğün: Mevsimine uygun meyve
Akşam
Karışık sebze tabağı 4 yemek kaşığı kepekli makarna veya 4 yemek kaşığı kadar pirinç
Ara öğün Mevsimine uygun meyve veya sınırsız sebze
3. GÜN
Sabah
Meyve salatası 1 su bardağı yağsız süt veya bir kase yoğurt 3 yemek kaşığı kahvaltı gevreği
Ara öğün Mevsimine uygun meyve veya sınırsız sebze
Öğle
Patates salatası veya mevsimine uygun taze salata 1 su bardağı yağsız yoğurt ve bir parça kepekli ekmek
Ara öğün olarak; 1 su bardağı kiraz, 4 adet diyet kepekli bisküvi, bir elma veya mevsimlik meyve
Akşam
Domates çorbası veya sebzeli çorba 2-3 köfte kadar ızgara tavuk eti veya balık Mevsim salatası
Ara 1-2 mevsime uygun meyve
Dr. Hüseyin Nazlıkul www.hüseyinnazlikul.com
|