Toprak kirlenmesi: Toprak insanların en önemli tabiî kaynaklarından biridir. Zamanımızda çevre kirliliği nedeniyle toprak da kirlenmekte ve insan sağlığı için tehlike arz etmektedir. Toprağın bu kirlenmesi tarımda koruma için kullanılan ilâçlardan, gübrelerden, sanâyi artıklarından, radyoaktif izotoplardan ve beton, asfalt, kalay, demir, kurşun, alüminyum, polietilen gibi kirleticilerden, petrol ve diğer katı ve sıvı artıklarından ileri gelmektedir.
Toprak, ana materyal adını verdiğimiz kayaçların, organik atıkların uzun bir süreç içinde birçok fiziksel, kimyasal ve biyolojik olay ve etkenlerle parçalanıp ayrışması sonucu ortaya çıkan ve dinamikleri devam eden doğal bir varlıktır. Yeryüzünde doğal kısıtlılık nedeniyle çok az bir miktarı tarımsal üretime uygun kullanım alanı mevcuttur. Bu gün tarım alanları, bir yandan kentleşme ve altyapı alanları olarak kullanılarak daralırken diğer yandan çevre ve ekolojik kirlilik gibi çok ciddi bir çevre sorununun tehdidi altındadır. Su ve hava kirliliğin ortadan kaldırılması toprağa oranla çok daha kolay ve mümkündür.
1950’li yıllarda beri, tarımsal üretimin miktar ve kalitesini artırmak amacıyla ticari gübreler, pestisidler, toprak düzenleyiciler ve hormonların kullanılması, katı ve sıvı atıkların deşarjı, atık çamur uygulamaları, kirli suların tarımsal sulamada kullanılması, atmosferik çökelmeler ve radyoaktif serpintiler gibi girişimler sonucu topraklar hızla kirlenmektedir. Bu topraklardan yapılan kontrolsüz tarım insan sağlığını tehdit etmektedir.
Toprak kirliği aynı zamanda temel su havzalarında kirletmektedir. Dünyada nitelikli içme suyu bulmakta diğer önemli bir sorundur.
Toprağa giren bir zararlı yada kirletici madde toprakta bulunan bileşkenler tarafından çok sıkı bir şekilde tutulmaktadır. Böylece zararlının etkisi ve sistemin tepkisi çok uzun bir süreç içinde ortaya çıkmakta hatta bazen herhangi bir tepki görülmemektedir. Ancak bu tutma sonsuz olmadığı gibi topraktan toprağa değişmektedir.
Toprak kirliliğinin çevre sağlığı açısından en önemli etkisi; topraktaki kirleticilerin bitki bünyesine geçmesidir. Kirlenmeye maruz kalmış bitkiler ya doğrudan yada bu bitkilerle beslenen hayvanların besin olarak tüketilmesi sonucuda insan bünyesine geçer.
Ekolojik Tarım; çevre kirliliğinin azaltılması, tarımsal kirliliğin önlenmesi, insanlar üzerinde kimyasalların olumsuz etkilerinin ortadan kaldırılabilmesi için uygulanması gereken alternatif bir tarım yöntemidir.
Ekolojik tarımda esas olan sentetik-kimyasal ilaçlar ve gübrelerin kesinlikle kullanılmaması, bunlar yerine organik ve yeşil gübreleme, münavebe (dönüşümlü ekim), toprak verimliliğini koruma, bitkinin direncini artırma, parazit ve predatörlerden (faydalı böcekler) yararlanma gibi yöntemlerin kullanılmasıdır. Bu yöntemleri tüm dünyada da kabul edilen üç temel ilke altında toplamak mümkündür:
Organik Tarım; ekolojik sistemde hatalı uygulamalar sonucu kaybolan doğal dengeyi yeniden kurmaya yönelik, insana ve çevreye dost üretim sistemlerini içermekte olup, üretimde sadece miktar artışının değil aynı zamanda ürün kalitesinin de yükselmesini amaçlayan alternatif bir üretim şeklidir.
EKOLOJİK TARIMIN DOĞUŞU
Toprağı, hayvanları, bitkileri, böcekleri ve insanları bir bütün olarak kabul eden ve doğal dengeyi bozmadan tarım yapmayı amaçlayan ekolojik tarım metodu 1920`lerde uygulanmaya başlayan, ekolojik tarımın ana prensibi doğayla uyumdu.
Doğal döngünün sağlıklı işlemesi için, kimyasal maddelerin ve suni gübrelerin yerini, dayanıklı, sağlıklı, çevreye uygun türlerin seçimi, toprak sağlığını ve bitkinin direncini, bitki ekstralarından elde edilmiş koruyucu ürünlerle muhafaza etme ve artırma yöntemleri alıyor.
EKOLOJİK TARIMIN TEMEL AMAÇLARI
Tarımsal işletmede mümkün olduğunca kapalı bir kan dolaşımını sağlamak, işletmeye çok yönlü bir yapı kazandırmak. Optimum toprak verimliliği sağlamak ve bunu devamlı kılmak. Toprağın biyolojik aktivitesi aracılığıyla endirekt bitkiyi beslemek. Çiftlik gübresini en iyi şekilde hazırlamak. Hayvanların cinslerine uygun barınma ve yetiştirme koşullarını sağlamak. Kolay çözünen mineral gübrelerin, kimyasal-sentetik pestisitler, kimyasal yardımcı maddelerin kullanımından vazgeçme. Tarımsal işletmeden gelir sağlayanlara iyi bir yaşam standardı ve gelir düzeyi sağlamak. Doğadaki canlıları (hayvanları, bitkileri, mikroorganizmaları) düşman veya köle gibi görmeden birlikte yaşamayı öğrenmek. Sağlıklı bir doğada yaşamak Beslenme fizyolojisini dikkate alarak kaliteli bir yaşam standardı oluşturmak.
Bu gün çevre kirliliği ve kalitesiz besinlerle beslenme sonucu ortaya çıkan hastalıklar insan sağlılığını ciddi bir şekilde tehdit ettiği ortadır. Koruyucu hekimlik açısından bakıldığından sağlıklı ve dengeli beslenme son derece önemli bir tutmaktadır.
Ekolojik tarımın belli başlı hedefi insan sağlığının korunması olduğundan; üretimin gerçek anlamda ekolojik yöntemle yapılıp yapılmadığının bilinmesi gerekmektedir. Bunun için kontrol işlemleri ekolojik tarımın en önemli ayağını oluşturur. Kontrol işlemleri, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nca yetki verilmiş ve ihracatçı firmanın anlaşma yaptığı özel firmalar tarafından gerçekleştirilir.
Kontrol firması ürünün üretilmesi, işlenmesi ve depolanması gibi her aşamada kontrollerini yapar. Ekolojik olarak üretilen ürüne kontrol firması tarafından ekolojik ürün sertifikası verilir.
İhracatçı firma; üretilen ürünü sertifika bilgi kodlarının işlendiği özel etiketlerle ihraç eder.
Ekolojik tarım uygulaması sözleşmeli tarım uygulaması olduğundan, çiftçiye belirli avantajlar sağlar.
Türkiye’nin büyük ümitler beslediği GAP ile sulamaya açılan topraklarda gerekli önlemler alınmazsa, bir çok olumsuzluğu beraberinde getirecektir. Sulamaya açılan topraklarda tek yönlü üretimin yaygınlaşması ile birlikte, kimyasal gübre ve ilaç kullanımında büyük artış ortaya çıkabilecektir. Bu da Çukurova örneğinde olduğu gibi toprağın tüm özelliklerini yitirerek, tarım toprağı olma niteliğini kaybetme tehlikesinin habercisidir.
Bugün dünyada sözü edilen olumsuzlukların giderilmesi ve tarım topraklarının kaybedilmemesi için çeşitli örgütler kurulmuştur. Ülkemizde de Ekolojik Tarım Organizasyonu adıyla kurulmuş bir dernek 1992 yılından bu yana faaliyetlerini sürdürmektedir.
Her şeye rağmen Türkiye de kamuoyunda yapay girdilerle elde edilmiş gıda ürünlerine ilişkin olarak giderek yaygınlaşan bir çekimserlikte artışa paralel olarak, organik tarım lehine önemli bir eğilim geliştiği gözle görülmektedir. Burada ana ilke; ‘Tabiat ile uyumlu üretim’, ’kapalı sistem’ (kendine yeterli tarım) ve ekim nöbetidir. Bitkisel üretimde en çok dikkat edilmesi gereken hususlar;
Uygun yöntemlerle toprak işletilmesi, Toprak verimliliğinin korunması ve artırılmasına yönelik çalışmalar yapılması ve bu çalışmaların tabana yayılmasına imkan tanınması, Kimyasal gübre yerine organik gübreler (hayvansal ve bitkisel atıklar) kullanılması, Dayanıklı sağlıklı tohum ve bitki çeşitlerinin seçimine özen gösterilmesi, Uygun ekim-dikim yöntemleri uygulanmalısı, Bitki korumada doğrudan kimyasal girdi kullanımı yerine ekolojik (biyolojik mücadele) yöntem ve girdi kullanılmalı, Hasat, depolama, işleme ve paketleme faaliyetlerinde yine ekolojik yöntemler ön plana çıkartılmalısı, Sağlıklı hayvan yetiştiriciliği, uygun ahır koşulları, organik yemlerden yararlanma, damızlık ve ırk seçiminde ekolojik uygunluk aranması.
ORGANİK BESİN NEDİR?
Aslında organik besini tanımlamanın en iyi yolu bu organik besinin ne olmadığını açıklamaktan geçiyor. Organik tarım yapan çiftçiler ürünlerine pestisid, insektisid, hormon ve suni gübre koymuyorlar. Ayrıca bu ürünler çeşitli sentetik koruyucu ve katkı maddeleri içermiyor. Toksik insektisid ve pestisidler kullanılmayarak su kaynakları ve toprak temiz tutulmaya çalışılıyor. Ayrıca sentetik katkılar ve hormonlar işin içine karışmayınca biyo-çeşitlilik ve toprağın verimliliği uzun vadede artıyor.
ORGANİK TARIM İÇİN ÖNEMLİ BAZI NEDENLER
1- Toprak, su ve hava kalitemizi korumak, 2- Doğal kaynaklar ve biyolojik çeşitlilik üzerindeki tehditleri azaltmak, 3- Üreticinin ve tüketicinin sağlığını korumak, 4- Tarımda tek tip üretim yerine ürünü çeşitlendirerek verimi artırmak, 5- Yerel kültür ve doğa varlıklarını korumak, 6- Üreten ve tüketen bireylerin çevre bilincine sahip olması sağlamak.
Organik tarım firmalarının yöneticilerine göre insanlar sağlıklı besin elde etme fikrini beğendiler ve bunu aramaya başladılar. Uzmanlar ise gittikçe daha çok sayıdaki insanın kendi sağlıkları üzerinde daha aktif kontrol almak istediklerini belirtiyorlar. “İnsanlar artık önlerine ne konursa yemekten yana değiller. Hatta ne yediklerine çok dikkat eder duruma geldiler. İnsanların amaçları çok basit, sağlıklı olmak istiyorlar”
Ekolojik tarım, sağlıklı, dengeli beslenme taraftarı, organik, ekolojik tarım ürünleri satan mağazaların sayısı her geçen gün artmaktadır. Bu besinlerin sağlık açısından daha güvenli olmasıdır.
Özellikle deli dana ve şap hastalığı gibi sorunlardan sonra insanlar etli besinlerden uzak durmaya ve vejetaryen beslenmeye eğilim duymaya başladılar ve hormonlu sebze – meyveler yerine organik olanını tercih ediyorlar. Şüphesiz ki bu durum genetik olarak modifiye edilmiş besinleri üreten “high-tec” firmaları oldukça rahatsız ediyor.
Bu firmalar, yüksek ücretler ödenen uzmanları aracılığı ile “organik besinlerin sağlık üzerine pozitif etkilerine dair herhangi bir bilimsel kanıt olmadığını” belirtiyorlar.
Dr. Hüseyin Nazlıkul www.huseyinnazlikul.com
|