Sık Kullanılanlara Ekle · Anasayfam Yap ·  Üye Girişi · Yeni Üye  
Hakan ONUM

 
Canlılık Sanatı: Çigong
20.03.2009 - 586 defa okundu.

Yaşam büyük bir değer, canlılık, dirim ise yaşamı en iyi anlatan olgudur. İnsanlık, tarihi boyunca gerek kendisinin gerekse diğer varlıkların canlılıkları üzerinde gözlem yaptı ve hala daha yapmaktadır. Bu alanda hatırı sayılır bir birikime ulaşıldı ve köklü bilim alanları ve tıp gelenekleri şekillendi.

Bunlardan birisi de Çin coğrafyasında gelişmiş olan çigongdur. Çigong temelde canlılığın korunması ve geliştirilmesini konu alır. Çi canlılık, dirim, gong da yetenek geliştirmeye yönelik kararlı çalışma anlamına gelir. Yaşam enerjisi üzerinde çeşitli amaçlarla yapılan her tür çalışma çigong çalışmasıdır. Canlılığı etkileme sürecini incelemeye de çigong denir. Çigong hem bir bilim hem de uygulamaları itibarıyla bir sanattır.

Çigong, insanın algısal ve zihinsel yeteneklerini de geliştirmeyi hedefler: Beş duyunun, belleğin, düşünme yeteneğinin iyileştirilmesi, sezginin, anlık biliş yeteneğinin geliştirilmesi, en önemlisi farkındalığın arttırılmasını amaçlar. İnsan, biliş ve farkındalığını geliştirdikçe yaşam gücünü daha iyi yönlendirip canlılığını daha da güçlendirir. Bilinç, canlılık içre olduğu için yalnızca canlılığı değil, bilinçliliği etkileyen ne varsa, çigongun da kapsamına girer.

Çigongun uygulama tayfı, uygulayıcının kendi üstünde çalışmasından iki ve çok kişilik toplu çalışmalara, beslenmeye, yaşanılacak arazinin seçimi ve evin dizaynına kadar uzanır. Çin kökenli bir ruhsal danışmanlık sistemi olan Yi Cing (Değişim ve Dönüşümler Kitabı), yerleşim sanatı olan feng şui ve cinsel enerjiyi dönüştürmeyi konu alan cinsel gong-fu da çigong başlığı altında incelenir. Alıştırmalar, ruh-bedensel gelişme ve aydınlanmayı, sağlığı koruyup güçlendirmeyi, hastalık tedavisini, spor ve savaş sanatı tekniklerinin etkinliklerini arttırmayı, eğitimbilimde,  psikolojide algıları düzenleyip iyileştirmeyi, bazı güzel sanatların eğitiminde ve gösteri  sanatlarında çeşitli yeteneklerin geliştirilmesini amaçlar.

Çigong, Batıda biyoenerji bilimine ve Wilhelm Reich’ın geliştirdiği orgon bilimine büyük yakınlık ve paralellik gösterir. Bu iki yaklaşım da organizmalara can veren bir yaşam gücünden söz ederler. Canlılık ya da dirimin bilimsel incelenimi yaşam elektriğinin varlığını ortaya koyar. Çi ayrıca, vitalist (canlıcı) biyolog Rupert Sheldrake’in öne sürdüğü morfogenetik (biçim, beden yaratıcı) alan kavramına da büyük ölçüde benzer: İkisi de canlılardaki biyolojik organizasyonu sağlar. Nasıl ki, solunum, kan dolaşımı, sinir, kas – iskelet ve salgı bezleri sistemlerimiz varsa, bir de can dolaşımı sistemimiz vardır. Deneyler, Geleneksel Çin Tıbbı’nın modellediği can ağı sisteminin (cing luo) varlığını gösteriyor. Bu ağ sistemi ana kanallar, ikincil yollar ve kılcal kanallardan meydana gelir ve üzerinde ritmik olarak yaşam elektriği akar. Bu devinime can dolaşımı diyoruz. Can ile kanın anne – çocuk ilişkisi vardır, birlikte hareket ederler: Can nereye giderse, kan da oraya yönlenir. İkisi de bedenlerin besinidir. Kan ve can birlikte iç organları, kaslara ve deriye gelerek de bedenin yüzeyini beslerler. Can ise fiziksel bedenin dışına taşarak koruyucu kalkan niteliğindeki enerji alanını oluşturur.

Beden, soluma ve zihin…

Uygulayıcılar kendi (kan ve) canları üzerinde çalışırken üç unsuru kullanırlar. Bunlar beden, soluma ve zihindir. Kan ve canı çeşitli duruşlar ya da devinim (hareket) kalıplarıyla, çeşitli soluma teknikleriyle ve çeşitli zihinsel etkinliklerle uyarıp akmaya teşvik ederler, çünkü yaşam ılımlı devinim demektir. Dikkatin, bulunulan yer ve ‘an’a yayıldığı zihin açma uygulaması, çeşitli zihinde canlandırma teknikleri, durağan ya da devinimli çeşitli dikkat toplama teknikleri çigong uygulamalarındaki zihinsel etkinlikleri meydana getirirler. Yani bilinçliliğimiz ve istencimizle (irade) çeşitli canlılık süreçlerimizi güçlendirir ve yetenekler geliştiririz.

Yaşam enerjisinin dış dünyadaki ve bedenlerdeki devinimleri kutupsaldır: Sağlık  durumunda günlük, aylık ve yıllık ritmlerle artıp azalarak dalga davranışı gösterirler. Hastalık durumunda can kanalları üzerindeki debileri azalır ya da aşırılaşır. Bu değişimler Çin kültür ve bilimlerinde yin ve yang kavramlarıyla anlatılır: Çigong bağlamında, sağlık halinde yin, serinletici yaşam gücünü simgelerken yang, ısıtıcı yaşam gücünü simgeler. Hastalık halinde yin, enerji azlığını, yang, enerji aşırılığını anlatır. Sağlık halinde yin ve yang hep bir arada bulunup biyoritmik olarak dalgalanan, devinimli bir denge halinde olması beklenen süreçlerdir. Bu dengeler yiterse, Geleneksel Çin Tıbbı uygulamalarına başvurulur ki, bunların arasında tıbbî çigong alıştırmaları da yerini alır.

Tıbbî çigong alıştırmaları destek terapi olarak, akupunktur, doğal ilâç kullanımı, yakı vb. yöntemlerle ana müdahalelerin iyileştirici güçlerini arttırmak ve etkilerini uzun süreye yaymak amacıyla kullanılabilirken bazı hastalık hallerinde tek başına ana tedavi biçimi olarak da kullanılır.

Yürütülen klinik deney ve gözlemler çigongun, Doğu ve Batı tıbbının ilâçlı tedavilerine ek olarak uygulandığı zamanlarda ilâçların yan etkilerini giderme ve ana tedavinin etkilerini güçlendirme yönlerinde büyük yararlarını ortaya koymaktadır. Özellikle kronik hastalıkların tedavisinde büyük başarılar kaydedilmekte, Batı’da ve Uzak Doğu’da hekimler hastalarına destek tedavi olarak çigong önermektedirler.

Çigong, Budacı ve Daocu gelenekteki uygulamalarıyla en ulvî başarımlarını gösterdi: İnsan ömrünü uzatıp bilinç genişlemesine yol açtı ve aydınlanmaya götürdü. Çigong ustaları beden sıvılarını koruyup canlılıklarını güçlendirerek zihinsel yetenek ve ruhsal güçlerini arttırdılar. Algı ve farkındalıkları, sezgi ve anîden biliş yetenekleri gelişti, beş duyulu insan görüşünü ve insan sınırlarını aştılar. Çigong, kimim, niye buradayım ve varım, türü derin sorular soran insana bir aydınlanma yolu gösteren sayılı sistemlerden birisidir.

Taici Çüen
Büyük ve küçük evrenin değişim ve dönüşüm hareketlerini gözlersek, doğanın dilini öğrenmeye başlarız: Her doğal süreç savaşım vermeden gelişir, bir sonrakine zarif ve akıcı bir biçimde dönüşür. Kış zorlanmadan ilkbahara yer verir, otlar toprakta kendiliğinden biter. Taici çüen, yaratıcı bir boşluktan çıkan doğal değişim, dönüşüm hareketlerinin anlatımıdır,  doğanın davranışını, insanın ruh-bedensel tavrına uyarlayarak bir iletişim ve öz savunma öğretisine dönüştürür. Taicinin sözcük anlamı yüce köken, yaşamın yüce soluğu, çüenin ise sıralı hareketler ya da yumruktur; taici çüen Türkçeye evrenin yüce soluğunun davranışı olarak uyarlanabilir. Sanat aşağı yukarı dörtyüz yıl önce ortaya çıktı, günümüze aile stilleri aracılığıyla geldi.

Taici çüen özgünleşmiş bir çigong, yani bir yaşam enerjisi çalışmasıdır. İleriki aşamaları göz önüne alınırsa, bir öz savunma sanatı, temelleri açısında bir ruh-zihin-beden eğitimidir. Temel olarak yaşam enerjisini yoğunlaştırmayı, uzuvlara yaymayı, tüm bedende dolaştırmayı ve yer ve gökle serbestçe iletişime sokmayı öğretir. Bedeni bir makine gibi yüksek tempolu çalıştırmaz, yorulma hissi yaratmaz ve her yaşta yapılabilir. Sanat, dirençsizlik öğretisinin harekete uyarlanmış biçimidir. Taici çüen durağan, yarı ve tam hareketli alıştırmalardan meydana gelir: Meditatif çalışmaları, hazırlanma hareketleri, dizi hareketleri ve ileri düzeylerinde iki kişiyle yapılan öz savunma alıştırmaları vardır.

Taici çüen tüm dünyada çeşitli amaçlarla çalışılmaktadır. Sanat, ilk ortaya çıktığı zamanlarda yüksek düzeyli bir savunma sanatı kimliğindeydi. Zaman içinde gözden geçirilip değişikliklere uğratıldıkça sağlık alıştırması yönü ön plana çıktı. Çin’deki tıp kuruluşları ona sağlık amaçlı uygulamalarda yer veriyorlar. Hastane ve sanatoryumlarda hekim gözetiminde tedavi amaçlı olarak da kullanılıyor. Günümüzde Uzak Doğu’da yaygın olarak ya savunma sanatı ya da sağlık alıştırması kimliğiyle çalışılıyor.

Taici çüen dünyanın diğer ülkelerine göçmenler ve kültürel alışverişler aracılığıyla sıçradı. Sağlığa olan faydaları bilimsel olarak kanıtlanınca batılı ülkelerde yaygın kabul gördü ve okulları açıldı. Uzak Doğu’da olduğu gibi batılı ülkelerin sanatoryumlarında da çeşitli hastalıkları tedavi etmek amacıyla taicinin dizi hareketleri kullanılmaktadır. New York’ta ve bazı batılı kentlerdeki yaşlılar evinde denge geliştirme ve yaşlanmayı geciktirme amacıyla öğretilmektedir. Birçok tiyatro okulu taicinin dizi hareketlerini temel eğitimlerine aldı. Diğer çigong alıştırmaları gibi taici çüen de yaşamın kalitesini arttırır, ömrü uzatır.

Taicinin, insanın ruh-zihin-beden bütünlüğü üzerine olan faydaları kanıtlandı: Zihni dinlendirir. Beynin iki yarım küresini işbirliğine sokarak eşgüdüm içinde çalıştırır. Dikkat verme ve toplama yeteneğini arttırır. Merkezî sinir sisteminin çalışmasını iyileştirir. Duyu organlarının etkinliğini arttırarak algılamayı keskinleştirir. Hareketlerde eşgüdüm (koordinasyon) ve denge geliştirir. Çeşitli duruş bozukluklarını düzeltir. Karın solunumu kazandırarak soluma kapasitesini arttırır. Karaciğeri kanlandırır. Mide ve bağırsağın dalga hareketini kuvvetlendirir. Sindirimi canlandırır. Kas, bağ ve tendonları gevşeterek esnetir. Kan dolaşımını uyarır. Kalbin çalışmasını iyileştirir.


Çeşitli dolaşım sistemi düzensizliklerini ortadan kaldırır. İç organların faaliyetlerini ve bedendeki tüm madde alışverişini canlandırır. Yaşam boyu çalışılmasının en iddialı ve güzel ödülü yaşlanmayı geciktirmesidir. Taici, düzenli çalışılırsa yorgunluk belirtilerini, dikkat verme güçlüğünü, öfkeyi, ruh halindeki oynamaları, neşesizliği, başın içindeki basınç hissini, özellikle darbeli baş ağrılarını, anî baş dönmelerini, uykusuzluğu, sersemliği, kalp çarpıntısını, mide rahatsızlıklarını, pekliği, ishali ve psikolojik kökenli iktidarsızlıkları giderir, bacaklardaki dolaşımı ve kas hareketliliğini iyileştirerek varis oluşumunu ve yağ dokularının meydana gelmesini önler, duygusal sorunlu ve gergin zihinli insanların psikolojilerini düzeltir; kronik durumlarda ve nevrasteni, yüksek tansiyon, akciğer şişmesi, soluk borusu nezlesi, mide ve bağırsak sorunları gibi hastalıklarda etkili iyileşme sağlar, eklem katılaşmasına karşı korur, hafif kireçlenme ve romatizmada eklem esnekliğini arttırıp hareketlerin sınırlanmasını engeller, kas liflerini uzatır ve geliştirir, kemikleri güçlendirerek kırılmalara karşı korur, ki bu özelliğiyle osteoporozlu hastalara özellikle önerilir, tüberküloz enfeksiyonuna ve amfizeme karşı koruyucudur, adrenalin salgılanmasını ve kolesterinle ilgili madde alışverişini düzenler, tansiyonu ve kiloyu dengeler, duyuları keskinleştirir. Özellikle dolaşım, sindirim, kilo ve tansiyon sorunları, kireçlenme ve romatizmal sorunlar, varis, kemik erimesi, zihin yorgunluğu ve stres taici çalışanlarda oldukça seyrek görülür. Taici çüen insanı, Çinlilerin anlatımıyla bir çocuk kadar ‘ben’ duygusundan uzak, bir oduncu kadar sağlıklı ve bir bilge kadar sakin ve huzurlu yapar.

Günümüzde bedensel alıştırma olarak yaygın biçimde spor dalları teşvik edilmektedir. Ancak sporlar yarışçı anlayışla şekillendirilmiş profesyonel iş alanlarıdır ve sağlık için dizayn edilmemişlerdir. Spor faaliyetleri sporcuyu genellikle soluk soluğa ve kan ter içinde bırakır. Şiddeti yüksek olan bedensel alıştırmalar yalnızca belli yaş gruplarına seslenirler. Spor faaliyetleri çoğunlukla özgün donanımlarla ve özgün mekânlarda yapılmalıdır.

Taici çüen bütün bu alanlarda farklı özellikler sunar: Yalnızca bedensel bir alıştırma değildir, zihne ve ruha da seslenir. Hem açık havada hem de kapalı mekânlarda hiçbir donanıma gerek duymadan rahatlıkla yapılabilir. Alıştırmalarının hepsi yoğun dikkatlilikle yürütülür. Hareket dizisinin hareket şiddeti düşük ve süresi uzun olduğu için sakin ve huzurlu bir ruh hali içinde çalışılır. Bu ruh hali çok yönlü iyileşmenin kökeni olur. Örnek olarak, taici çüenle fazla kiloları vermek ve dolaşım sorunlarını gidermek olanaklıdır. Taici çüen çalışmak için özel bir giysi ya da donanım gerekmez, yalnızca genişçe ve düz bir mekâna gerek duyulur. Bu sanat cinsiyet ayrımı olmaksızın yediden yetmişe herkes tarafından kolaylıkla yapılabilir.

ŞİATSU
Canlılık bilimi yaşam enerjisinin yalnızca her bedenin içindeki dinamiğiyle değil, aynı zamanda bedenlerin gerek kendi ve gerekse çevredeki diğer enerji kaynaklarıyla arasındaki dinamiklerle de ilgilenir. Tüm varlıklar “çevreleri” ile enerji alışverişi yaparak kendilerini ifade eder ve sürüp giderler. Her varlık gereksinim duyduğu enerjiyi güneş ışığı, hava, su ve yiyecekle, topraktan ve diğer varlıklarla olan ilişkilerinden alır. İlişki, iletişim konusuyla fazlasıyla iç içedir, çünkü aslında değiş tokuş edilenler yaşam bilgisidir. Evren, iç bilinci gereği yaşamın dengesinin bozulduğu noktada denge arayışına girer ve açığını kapar; boşluğu sevmediği için alışverişlerle doldurur.

Biz, insanlar hayvanlar gibi dokunarak da iletişim kurarız. Bunu içgüdüsel olarak yaparız. Ancak temel dürtülerimiz canlılık unsurlarını barındırdığı için dokunmanın iyileştirme yönünü de uygarlıklar tarihinin erken dönemlerinde farketmiş olmalıyız. Böylece, elimizi refleksle aniden oluşan bir yaranın üstüne koymak ya da dostumuza güven vermek amacıyla sırtını sıvazlamaktan çeşitli ruh-bedensel yakınma ve rahatsızlıklara karşı sistemli dokunma teknikleri geliştirmeye doğru ilerledik. Böylece halk tıbbı gelenekleri doğdu. Bu sanatlar günümüze gelişerek ulaştılar ve tıbba resmen girdiler. Terapi tarihi ayurvedik masajlar, anma, tuina, Tay masajı, cinşindo, refleksoloji vb. dokunma terapisi örnekleriyle doludur.

Şiatsu da bunların içindeki yerini yirminci yüzyılın başında aldı. Japonya’da o zamana kadar uygulanagelen elle tedavi yöntemlerinin bir sentezi olarak doğdu ve tıp alanında kullanılmaya başlandı. Çin kökenli akupresörden ve anma masajından etkilendi, daha sonra bünyesine iskelet ve otonom sinir sistemi ile iç organ işlevlerini vurgulayan modern bir sağaltım yöntemini de aldı. Dünyada yaygın olarak iki okulu tanındı. Bu okullardan ilki Toru Namikoşi’nin kurduğu Nippon okulu, ikincisi ise Şizuto Masunaga’nın kurduğu Zen Şiatsu okuludur. Nippon Okulu batılı masaj kuramını esas alır ve nokta masajlarına yönelirken Zen Okulu batıda meridyen denilen can kanallarının üstüne uygulanan alan basınçlarını, esnetme ve eklem çalıştırma tekniklerini ön plana çıkarır. Etkileri açısından büyük fark yaratmayan bu iki ayrı yaklaşım uygulamada göze farklı görünür. Şiatsunun Nippon Okulu görece batılı, Zen Okulu ise Uzak Doğuludur ve geleneksel Çin tıbbının kuramları üstüne kuruludur.
Şiatsu insana bir küçük evren gözüyle bakar ve ona yaklaşırken diğer her Uzak Doğulu sağaltım sanatının tutumunu sergiler: Sağlık dinamik dengeler üstüne kurulu olduğu, dolayısıyla da hastalanma bu dengenin bozulması anlamına geldiği için terapi bozulan dengelerin yeniden sağlanmasına yardımcı olmalıdır. Tedavi amaçlı uygulamada iç organ tepki alanları, can kanallarından (meridyenlerden) meydana gelen bir can ağı sistemi ve büyük ölçüde bu ağ ile ilişkili olan tsubolar (şiatsuda bası noktaları) yoklanarak tanı konur ve tanıya uygun girişimlerde bulunulur. Her ne kadar terapi ya da tedavi yanı ile tanınsa da, tüm bedene uygulanan şiatsu koruyucu sağlığı ön plana çıkarır ve hastalık semptomlarından önce onların ön işaretleri olan dengesizliklerin ortaya çıkmasını sağlar ve bu dengesizlikleri düzenli uygulamalarla giderir. Hastanın biyolojik dengelerinin yerine konabilmesi için tüm bedene uygulanan şiatsu seansının belli sıklıklarla tekrarlanması gerekir.

Uygulama esas olarak uygulananın uygulayıcısına duyduğu güvende yatar. Güven duygusu, uygulananın kendisini uygulayıcıya açması, şiatsuyu kabul etmesi anlamına gelir. Yardım “dışarı”dan gelir, ama iyileşme “içeri”de olur, yani hastanın kendisi iyileşir, şiatsu uygulayıcısı iyileşmeye yalnızca aracı olur. Dokunulma keyfinin sırrı sinir sistemimizin parasempatik çalışma biçiminde yatar. Parasempatik sistem bütünlükçü çalışır, kurala uygun uygulanan basınçlar bütün bedene hoş bir duyum vererek yayılır. Bu sırada, uygulanan kişi “kapılarını açtığı” için yaşam bilgisi alışverişine açık ve bedeninin bütün hücreleri birlik içinde olur, yaşam enerjisi güçlenir.


Şiatsu hafiflik, huzur ve dinçlik verir; kas dokusunun esnekliğini arttırarak kas sertliklerini giderir, baş ve sırt ağrılarını ve ağırlık hissini geçirir; zihni berraklaştırır, düşünmeyi hızlandırır, deriyi dinçleştirir, kan ve lenf akışını kuvvetlendirir, iç salgı bezleri ve iç organların çalışmalarını düzenler, kas sertliklerini, iskelet sistemindeki kusurları ve stresin etkilerini giderir, sindirim sistemi sorunlarına, romatizma ve kireçlenme benzeri eklem rahatsızlıklarına karşı etkilidir, sinir sisteminin düzenli  çalışmasını sağlar, uykuyu iyileştirir, bazı cinsel ve ruhsal sorunları çözümler. Yalnızca Uzak Doğulu değil, Batılı ülkelerde de okulları ve klinikleri vardır.

Kolaylıkla öğrenilebilmesi ve evlerde de uygulanabilmesi sayesinde şiatsu çok kişiye ulaşabilir. Hemcinslerimize ya da diğe canlılara dokunarak ya da kendimize dokunulmasına izin vererek bedenimize çeşitli rahatsızlıklar biçiminde akseden duygusal ve / ya da enerji ketlerinden kurtulabiliriz. Şiatsu bu bağlamda, canlılar arasındaki iletişimi yeniden kurabilen ya da iyileştiren bir köprü, bize beden dilini ve güveni öğretmesi açısından da eşsiz bir olanaktır.

Hakan Onum
Cigong Eğitmeni
www.vadiruhu.com

 

« Geri
Yorum Ekle
  Adım, Soyadım Görünsün   Rumuzum Görünsün
Mesaj :
Güvenlik Kodu :
 

Yorum yapabilmek için üye girişi yapınız. Üye değilseniz üye olmak için tıklayınız.

Köşe Yazısı
Ey Doktor Gözlerime Baksana! Ey Hasta Beni Anlasana!
Esra KAZANCIBAŞI
Tüm Yazılar
Online Randevu
Kriterleri seçin, hastanelerden online randevu alın.
Şehir
 Devlet   Üniversite   Özel
Acil Sağlık
Nöbetçi Eczaneler
Ambulanslar
Kan Merkezleri
Acil Servisler
Sağlık Tedarikçileri
Evde Sağlık Hizmeti
İlk Yardım Rehberi
Alo Sağlık
Hastaneler
Sağlık ocakları
Ana çocuk sağlığı merkezleri
Tahlil laboratuvarları
Görüntüleme merkezleri
Sağlık sigorta şirketleri
İlaç firmaları
Yaşlı bakım evleri
Bakım ve rehabilitasyon merkezleri
Diyaliz merkezleri
Kanser tedavi merkezleri
Ağız ve diş sağlığı merkezleri
Sorun Doktorunuz Yanıtlasın
Sağlıkla ilgili merak ettiğiniz ne varsa, bize yazın. Uzman doktorlar yanıtlasın. »
Detay için tıklayınız
Doktorlarla Canlı Sohbet
Şuan online doktorumuz yok. »
"Sorun Doktorunuz Yanıtlasın" bölümünden bize ulaşabilirsiniz.
Sağlık Kitapları
Haftanın Kitabı

"Tiroid Kanserlerinin Şifreleri ve Guatr "
-Serdar Tezelman
Önceki Kitaplar
Haftanın Söyleşisi
Annesinin Böbreği Nakledilen Serdar Önal: Moralinizi Yüksek Tutun
Fotoğraf sanatçısı Serdar Önal diyabetin yaşamını nasıl etkilediğini, böbrek naklinden sonra hayat...
Tüm Söyleşiler
Videolar
Çift Terapisi - Çiğdem Demirsoy
 Medikal Ödül - 2
 Medikal Ödül - 1
 İstanbul`da Organ Bağışı Artıyor
Anket
Aile hekimliği uygulamasından memnun musunuz?
Evet, memnunum
Hayır, memnun değilim
Kararsız

Ankete katılmak için lütfen giriş yapınız. Giriş için tıklayınız.

Önceki Anketler
Sağlık Yönetimi
 Sağlık İletişimi
 Sağlıkta Kalite
 Sağlık Ekonomisi
 Sağlık Yönetimi
 Sağlık Hukuku
 Sağlıkta Kalite
 Yasa ve Yönetmelikler
Künye | Danışma Kurulu | Üyelik | Reklam | Gizlilik | Yasal Uyarı | İletişim Bilgileri
Copyright 2011 Sagligimicinhersey.com | Tüm Hakları Saklıdır. | Web Tasarım ve Programlama Grimor

Valid XHTML 1.0 Transitional