Sevgili anne-babalar, bir düşünün, çocuk sahibi olmaya karar verdiğiniz zaman kimbilir ne kadar çok hayaliniz vardı. Hele bir dünyaya gelsin, onu sağlıklı yetiştirecek, doğal gıdalarla besleyecektiniz. Öncelikle anne sütüyle beslemek, bu sütün mucizevi özelliklerinden olabildiğince uzun bir süre faydalanmasını sağlamak, bebeğinizin güçlü ve sağlıklı kas-kemik yapısı için önemliydi. Spora mutlaka yönlendirecektiniz, hele bir emeklesin, yürüsün.
İlk egzersiz denemelerini, kollarını çapraz yapıp sonrada ayak kol çekiştirmesiyle yapmadınız mı? Boynunu dik tutabiliyor olması sizi heyecanlandırmadı mı? Hele hele düştüğünde çevik bir şekilde ayağa kalkması….
Hiç bir kötü alışkanlığa yer yoktu yetişme sürecinde; bir müddet evlerde sigara içmeler bırakıldı, taze meyve suları içildi, sinir ve stresten uzak duruldu, klasik müzikler dinletildi daha ana karnındayken bebeğinize… Uyuması için sakin seslerle şarkılar mırıldanda kulağına, tartışmalar ertelendi. “Aaman çocuk olumsuz etkilenmesin” düşüncesiyle her olumsuzluk sizin tarafınızdan oluşturulan güçlü bir kalkanla uzaklaştırıldı yıllarca. Evet onlar karşınızda açılmış tertemiz bembeyaz sayfalardı. Kendi sayfalarınız; gereksiz şeylerle karalanmış, hatta doldurulmuş olabilirdi ama çocuğunuzunki öyle olmamalıydı. Oysa anne-babalarınız da sizin için, aynı sizin çocuklarınıza düşündüklerinizi düşünmemişler miydi?
Sporla ilgili, beni düşündüren, anne karnında su dolu bir kese içinde büyürken, suya olan yakınlığımız her nedense unutulur ve önce yürümemiz beklenir, neden yüzmemiz değil? Evet ilk öğrendiğimiz su içinde yaşamakken neden yıllar sonra, üstelik kolluklarla, korka korka suya gireriz? Belki de doğru bir başlangıç yapmadığımız için. Aman çocuğum su yutar, boğulur korkusundan; doğmadan önceki barınağımızda, su kesesi içinde bulunduğumuzu kimse hatırlamadığından.
İşten artakalan zamanımı havuzlarda kızımın yüzmesine destek olarak geçirdim. Klor kokusu teninin kokusuyla birleşiyordu. Sabahın erken saatleri demeden, kar-kış demeden çalıştı kızım. Sporcu disiplini, kendi kendiyle yarış, bir hedef konulup ona ulaşana kadar çalışmak, paylaşmak, ekip ruhu, saglıklı yaşıtlar… Bazen okul arkadasları izlemeye gelirdi kızımı ve gözlerini mayolu yüzücü erkeklerden alamadıklarını gözlemledim. Oysa bu sporun içindeki kızlar-erkekler birbirlerinin mayolarının, bu mayoların klordan erimiş olmalarının farkında bile değillerdi. Onlar için çok doğaldı her şey.
Spor yapmayıp sokaklarda dolaşan yaşıtlarının küçük yaşta sağlıksız kız-erkek ilişkilerine girmeleri, malesef sigara-alkol ve madde bağımlısı olmaları, kızımı daha da kamçılamış, dünya şampiyonalarında ülkemizi temsil eden milli sporcu unvanına ulaştırmıştı. Bunu sadece doğru yönlendirmeyle ve yanında destek olarak elde edebileceklerinize biraz ışık tutmak için anlattım.
Sağlıklı, sportif, sosyal ortamları şöyle bir gözden geçirecek olursak. Eskiden en sosyal aktivite folklor oynamaktı; şimdiki gibi imkanlar, spor salonları ve sahaları yoktu. Bugünün başarılı yöneticilerinin, iş kadınlarının ve iş adamlarının geçmişlerini araştıracak olursanız mutlaka bir sporla veya folklorla uğraşmışlardır.
Folklor, kızlı-erkekli yöresel geleneklerimizi öğrendiğimiz, elele, omuz omuza oynadığımız, birlikte hareket etme yeteneklerini geliştirdiğimiz bir dans, bir aktivitedir. Gençler arasında da kardeşlik, arkadaşlık, birbirini kollamak, kostümleri paylaşmak, birlikte üretmek duygularını aşılar folklor.
Basketbol, voleybol, tennis, duvar tırmanışı, dalış sporu… Saymaya devam edersem ne kadar çok seçenek olduğunu ve mutlaka birinin size, çocuğunuza uygun olduğunu göreceksiniz. Yeterki bir hedefleri olsun, o hedefe ulaşabilmek için istek ve gayretleri de olmalı. Çok hoşuma giden bir söz vardır. “Hiç kimse başarı merdivenlerini elleri cebinde çıkmamıştır” diye. Evet çalışmak ve inanmak gerekir.
Nedense spor sayfalarında gazatelerin sadece futbol haberlerine rastlarız; kim koşmuş, kim yüzmüş, kimler voleybol, tırmanış, basketbol, tennis, yamaç paraşutu, dalış yapmış bu konularla ilgili haberlere, kazanılmış başarılar hakkında yazılara ne kadar az rastlıyoruz değil mi? Yok sayılıyor pek çok spor dalı. Görülmeyen, duyulmayan ve tabii ki bilinmediği için denenmeyen spor dalları….
İlkokul önlerinde bekleyen uyuşturucu tacirlerinden, çamura, batağa çekilmeye çalışılan gençlerimizi, bu ortamlardan uzaklaştırmak isteyen siz anne babalara sesleniyorum. Bebekken üzerine titrediğiniz çocuklarınızın her zaman sevgi ile yanlarında olun, arkadaşlarını tanıyın. Uzaktan uzağa gözünüzün üzerlerinde olduğunu bilmeleri, çocuklarınızı daha güvenli ve daha size yakın tutar. Azarlamak eleştirmek yerine anlamak, konuşmak ve ne olursa olsun sevgiyle sarılarak, her şeyi sizinle paylaşmalarını sağlamak gerekir. Emekle ve büyük bir özveriyle yetiştirdiğiniz çocukları sağlıklı ortamlarda bulundurarak kötülüklerden korumaya çalışın….
|