Dünyada olduğu Türkiye’de de tüberküloz (verem) kontrolünde en büyük sorun, hastalara ulaşmada yaşanan zorluklar nedeniyle tanı konulamaması ve teşhis konulan hastaların da ilaç tedavisine düzenli devam etmemelerinden kaynaklanıyor.
Acıbadem Bursa Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Karadağ, tanı konulamadığı için tedavi edilemeyen her tüberkülozlu hastanın, iki yıl içinde 25 sağlam kişiye hastalık bulaştırdığını, bu nedenle sorunun büyüdüğünü belirtiyor.
Tüberküloz basili ancak uzun süreli, çok sayıda ilaçla düzenli bir şekilde tedavi edildiğinde kontrol altına alınabiliyor. Aksi takdirde ilaçlara karşı direnç kazanabiliyor. Tüberküloz hastalığı, yaygınlığındaki artış ve kontrolündeki güçlükler nedeniyle son 15 yıldır yeniden dünyanın gündemine oturdu. “Dünya Sağlık Örgütü 2006 Küresel Tüberküloz Raporu”ndaki verilere göre dünyada her yıl yaklaşık 9 milyon yeni verem hastasının ortaya çıktığı ve 1,7 milyon hastanın verem sebebiyle öldüğü bildiriliyor. Ülkemizde 2005 yılı içinde belirlenen yeni verem hastası sayısı ise 18 bin 789.”
Doğrudan gözetimli tedavi (DOTS) şart
Dünya Sağlık Örgütü hastalığın kontrolü için, “Doğrudan Gözetimli Tedavi Stratejisi (DGTS=DOTS)” adı verilen bir dizi önlemleri, tüm gelişmişlik düzeyindeki ülkelere önerdi. Bu yaklaşımı uygulayan ülkelerde verem mücadelesinde başarılı sonuçlar alındı. Tüberküloz yaygınlığı konusunda Türkiye de, dünyada yaşanan olumsuz gelişmelerden payını aldı. Hastalık özellikle genç nüfus arasında yaygınlaşmaya başladı. Doğrudan Gözetimli Tedavi ( DGT) uygulamasında, tüberküloz hastalarının tüm tedavi süresi izleniyor. Bu süreçte hastaların ilaçlarının dozunu denetleyen bir sorumlu kişi veya görevli gözetiminde içmesi sağlanıyor. Hastanın bu şekilde ilacını içtiği bilgisi de kayıt altına alınıyor.
Nazilli, Aydın ve Denizli’de başarılı oldu
Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği kontrol modeli olan Doğrudan Gözetimli Tedaviye (DGT) ülkemizde önce Nazilli, Denizli ve Aydın gibi bazı illerimizde pilot uygulama şeklinde başlandı. Sağlık Bakanlığı tarafında 6 temmuz 2006 tarihinde yayınlanan bir genelge, bu konuda önemli bir dönüm noktası oldu. Bu genelge, Doğrudan Gözetimli Tedavi Stratejisinin ülke genelinde uygulamasına geçildi. Günümüzde en etkin tüberküloz kontrol programı olan DGT’nin 5 temel öğesi var:
- Politik kararlılık
- Teşhisin balgamda verem mikrobunun gösterilmesi ile konulması
- Doğrudan gözetimli tedavi ile ilaçların içirilmesi
- Kesintisiz ilaç temini
- Standart kayıt ve bildirim sistemi
Bulaştıranların yüzde 70’inin saptanması hedefleniyor
Bu tedavi stratejisinin iki temel hedefi var. Bulaşıcı nitelikteki hastaların en az yüzde 70’ini saptamak ve bu hastaların yüzde 85’inin tam olarak iyileşmesini sağlamak. DGT’nin başarı ile uygulandığı ülkelerde hastalığın toplum içindeki sıklığı hızla azalırken, tüberküloz giderek sorun niteliğini kaybetmeye başlıyor. Prof. Dr. Mehmet Karadağ, toplumun her kesiminde ve her sosyokültürel çevrede görülebilen tüberküloz hastalığının utanılacak ya da saklanacak bir problem olmadığını söylüyor. Prof. Karadağ, “Özel muayenehaneler ve özel hastaneler de dahil olmak üzere, nerede tanı konulursa konulsun tüberküloz hastalarının bölgelerindeki verem savaş dispanserine ya da sağlık müdürlüklüklerine yönlendirilmesi gerekiyor. Ayrıca DGT kurallarına göre de tedavi edilmesi gerekiyor” diye konuştu.
İlaç kullanımının sürekliliği sağlanıyor
Doğrudan gözetimli tedavi programına alınan hastalara önce kısa bir eğitim veriliyor. Bu eğitimde ilaçları kimin kontrolünde ve ne şekilde kullanacağı anlatılıyor ve gözetmenin kim olacağı belirleniyor. İlaçlar gözetmene teslim ediliyor. Hasta her gün gözetmenin kontrolünde ilaçlarını kullanıyor. Hasta gelmezse gözetmen hastayı arıyor ve ilaç kullanımının sürekliliği sağlanıyor. Son bir yıldır ülkemizde uygulanan doğrudan gözetimli tedavi uygulanıyor. Prof. Dr. Mehmet Karadağ, şunları söyledi: “Ancak hem toplum bilincinin gelişmesi, hem de başarılı sonuç alınması açısından tüberküloz şüphesi olan herkesin ücretsiz balgam tetkiki yaptırmak için verem savaş dispanserlerine yönlendirilmesi gerekiyor. Bu konuda verem savaş dernekleri gibi sivil toplum örgütlerinin de bu yeni dönemde gönüllü gözetmenlik görevini üstlenmesi ve hastaların ilaç kullanmasına yardımcı olması sorunun çözümüne katkı sağlayacaktır.”
Kaynak: Acıbadem Hastanesi web sitesi (www.acibadem.com.tr) |