İstatistikler ABD`de 2-5 yaşındaki çocukların yaklaşık yüzde 21`i, 6-11 yaş arasındaki çocukların yaklaşık yüzde 31`inin aşırı kilolu olduğunu gösteriyor. Ülkemizde ise okul çağındaki çocuklarda ve adolesanlarda aşırı kiloluluk ve şişmanlık oranlarında artmalar olduğu gözleniyor. Peki çocuklarımız neden kilo alıyor?
Çocuklardaki aşırı kiloluluk ya da şişmanlık pek çok kişi tarafından sevimli, hatta hoşa giden bir tablo olarak görülebiliyor. Ancak bu görüntünün altında yatan metabolik değişimler ileriki dönemlerde çocuk için önemli sağlık sorunlarının de nedenini oluşturuyor. Dünyada özellikle endüstrileşmiş ülkelerde şişmanlık, sadece erişkinleri değil çocukları da etkileyen ciddi bir sağlık sorunu durumunda. Bugün ABD`de salgın boyutuna gelen şişmanlık konusu bilim adamlarının da üzerinde en fazla çalıştığı konular arasında yer alıyor.
Son istatistikler, ABD`de 2-5 yaşındaki çocukların yaklaşık yüzde 21`i, 6-11 yaş arasındaki çocukların ve 12-19 yaş arası ergenlerin yaklaşık yüzde 31`inin aşırı kilolu olduğunu gösteriyor. Ülkemizde ise okul çağındaki çocuklarda ve adolesanlarda yapılan bölgesel çalışmalarda aşırı kiloluluk ve şişmanlık oranlarında artmalar olduğu kaydediliyor. Aşırı kiloluluk (overweight) ve şişmanlık (obezite) terimleri, kişinin boyu için sağlıklı kabul edilen düzeyin üzerindeki vücut ağırlığı olarak tanımlanıyor. Bu iki terim sınıflandırıldığında ise aşırı kiloluluk, normal vücut ağırlığı ile obezite arasında bir geçiş evresi olarak tanımlanıyor. Tüm bu tablonun ortaya çıkmasındaki temel etken ise yaşam tarzı değişiklikleri olarak gösteriliyor.
Anadolu Sağlık Merkezi bünyesinde oluşturulan Çocuk Endokrinoloji ve Diyabet Kliniği`nde çocukların sağlıklarını tehdit eden bu önemli sorun için gerek koruyucu, gerekse tedavi edici alanlarda hizmet veriliyor. Çocukluk çağı obezitesi konusunda ailelere büyük görevler düştüğü için klinikte ailelerin de bilinçlendirilmesi amaçlanıyor.
Çocuklar Neden Şişmanlıyor?
ASM Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü Direktörü, Çocuk Endorkrinoloji Uzmanı Dr. Neslihan Güngör, kliniğe gelen çocukların yaklaşık yüzde 60`ının aşırı kiloluk ya da obezite endişesi ile getirildiklerini belirterek, çocuklar ve ailelerin değerlendirmelerden maksimum fayda görebilmeleri için belli yaklaşımlar geliştirdiklerini söylüyor.
ABD`de, Pittsburgh Çocuk Hastanesi Endokrinoloji ve Diyabet Bölümü`nde üst ihtisas ve öğretim üyeliği yaptığı dönemlerde özellikle çocuklukta obezite ve Tip 2 diyabet konusunda klinik araştırmalar yaparak dünya literatürüne katkıda bulunan Dr. Neslihan Güngör, deneyimlerini ASM`ye gelen hastalara aktarıyor.
Çocuklardaki kilo probleminin temelinde de yetişkinlerde olduğu gibi yaşam tarzı değişikliklerinin bulunduğunu söyleyen Dr. Güngör, günümüzde çocukların hayatlarına hakim olan az hareketli yaşam tarzının obeziteye zemin hazırladığına dikkat çekiyor. Özellikle son on yıl içinde yetişen çocuklara bakıldığında bu hareketsizliğin çok daha somut olarak gözlendiğini anlatan Dr. Güngör, sözlerine şöyle devam ediyor; "Çocuklarımızın yürüme ve fiziksel aktivite zamanları çok kısıtlandı. Öte yandan çocuklar artık bol kalorili yiyeceklere daha kolay ulaşabiliyor Eskiden yetersiz beslenmenin yarattığı sorunların yerini bugün toplumun pekçok kesimlerinde aşırı beslenmeye bağlı tüketim artışıyla birlikte aşırı kiloluluk aldı. Asıl problem, alınan enerji miktarının sarf edilen enerji miktarınından çok daha fazla olması. Vücuttaki bu artı enerji dengesi kompleks şekerlerin (glikojen) ve en fazla da yağın depolanmasıyla sonuçlanıyor. Bu da çocuğa aşırı kilo olarak yansıyor." Dr. Neslihan Güngör`ün verdiği bilgiye göre, çocuklarda obezite nadiren bazı hormonal sorunlar ve başka hastalıkların ön belirtisi olarak ortaya çıkabiliyor. Böyle bir şüphe duyulduğunda ona yönelik çeşitli laboratuvar testlerinin planlanması gerekiyor.
Yapılan bazı çalışmalar, kilolu anne ve babaların çocuklarının da fazla kilolu olma ihtimalinin yüksek olduğunu göstermiş. Ancak obezitede genetik faktörlerin varlığı bilinse de, sorun çok etkenli bir problem olarak görülüyor. Anne ve babası obez olan çocuklarda, yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıkları da bu yönde gelişeceği için tüm ailenin beslenmesiyle birlikte yaşam tarzı üzerinde değişiklik yapması gerekiyor. Bu kapsamda fiziksel aktivite olmazsa olmazların arasında bulunuyor.
Araştırmalarda, düşük doğum ağırlığı ile doğan bebeklerin erişkin yaşlara geldiğinde bu kişilerde diyabet ve kan yağ bozukluklarının sıklıkla tespit edildiğini anlatan Dr. Neslihan Güngör, annesinde gestasyonel diyabet olan çocukların da adolesan yaşta diyabet ve obezite açısından çok daha riskli olduğunu belirtiyor.
Obez çocuklarda diyabet riski artıyor
Aşırı kiloluluk ve obezite şeker metabolizması üzerinde olumsuz etki yaratıyor. Pankreasta insülin yapılmasına karşın, organ ve dokularda insülinin etkisini gösterememesi insülin rezistansı oluştuğu anlamına geliyor. Çok büyük oranda obezite ile bağlantılı olan insülin direncine bağlı olarak da Tip 2 diyabet gelişebiliyor.
Tip 2 diyabet, (insüline bağımlı olmayan diyabet) `80`lerin başına kadar sadece erişkinlerde görülen bir hastalık olarak bilinirdi. Dr. Neslihan Güngör`ün verdiği bilgiye göre 1980`li yıllardan sonra çocuklardaki şişmanlık sorununun çığ gibi büyümesiyle birlikte çocukluk çağı Tip 2 diyabet vakalarında da ciddi oranda artış görüldü. En sık ergenlik çağında ve özellikle de 13-15 yaş grubundaki çocuklarda görülen Tip 2 diyabetin risk faktörleri konusunda Dr. Güngör şu bilgileri veriyor:
"Şişmanlık, ailede Tip 2 diyabet öyküsünün olması, annede gebelik sırasında diyabet görülmüş olması, az egzersiz yapılan ya da hiç yapılmayan bir yaşam tarzı, belli etnik gruplar, insülin direnci ve polikistik over sendromu risk faktörleri arasında yer alıyor." Aİleler eğitiliyor."
Dr. Neslihan Güngör, aşırı kilolu veya obez bir çocuğun daha sağlıklı bir vücut ağırlığına kavuşturulması için aile ve çocuk ile bir ekip halinde çalışmanın esas olması gerektiğini ifade ederek şu bilgileri veriyor: "Kliniğe gelen çocuklardan öncelikle ayrıntılı bir medikal öykü, yaşam tarzı ve beslenme öyküsü alıyoruz. Detaylı fizik muayenesinin ardından büyüme kartı üzerinde değerlerini işliyor ve aile eğitimlerine de bu kart üzerinde başlıyoruz. Tanıyı doğru olarak koyduktan sonra ailelere bunun olası nedenlerini örneklerle anlatıyoruz. Gelen çocukların yüzde 90`ından fazlasında obezite, hormonal bir sorundan kaynaklanmıyor. Ancak tiroid hormonları açısından bir problemi gözden kaçırmamak için değerlendirmelerde bulunuyoruz.
Ayrıca çocuklarda obezite ile birlikte görülebilecek sorunları araştırmak amacıyla bazı laboratuar testleri yapıyoruz. Bu testlerde, şeker metabolizmasında bozukluk olup olmadığı, kan yağları (kolesterol vd) karaciğerde yağlanma olup olmadığı açısından bilgiler alıyoruz. Bu incelemelerden sonra yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıkları üzerinde nasıl değişim yapacaklarını ailelere anlatıyoruz. Ek sorunlar saptarsak (örneğin diyabet öncesi durumlar) bunlara ilişkin bilgilendirme ve tedavilere de başlıyoruz".
Doğru Beslenme Şeması
Kliniğe gelen çocuklarda besin maddelerinin tüketiminin çocuğun normal büyüme ve gelişimini olumsuz etkilemeyecek şekilde düzenlediklerini söyleyen Dr. Neslihan Güngör, ailelere sundukları önerileri ise şöyle anlatıyor: "Günlük beslenmemiz içerisinde tüketmemiz gereken besin grupları ve bu gruplar içindeki sağlıklı seçenekler ile ilgili bilgilendirme yapıyoruz. Örneğin bize başvuran ailelere, çocuklarının günlük karbonhidrat tüketiminin en az yarısının tam tahıl, tam buğday unundan yapılan ürünlerden olmasını öneriyoruz. Sebzelere ve özellikle yeşil sebzelere çok ağırlık vermelerini istiyoruz. Şeker içeren içeceklerin azaltılmasının önemini, meyveyi meyve olarak yemenin meyve suyu olarak tüketmekten neden daha sağlıklı olduğunu anlatıyoruz. Bazı eğitim broşürleri veriyoruz. Gerekli durumlarda beslenme uzmanlarımızın da katkılarını alıyoruz." Dr. Neslihan Güngör, egzersizin önemine de dikkat çekiyor ve çocukların orta dereceli bir egzersiz yapmasının gerekli olduğunu bildiklerini, ancak bu konuda da çocukları serbest bırakmayı tercih ettiklerini belirtiyor.
Dr. Neslihan Güngör bu konudaki yaklaşımlarını şöyle anlatıyor: "Fiziksel aktivite konusunda çocukların gönüllü oldukları bir aktiviteyi seçmelerini istiyoruz. Bu onların severek oynadıkları voleybol, basketbol, yüzme gibi aktiviteler olabiliyor. Okul çıkışlarında çocukların oyun oynaması ya da evde müzik eşliğinde dans etmesi de bahsettiğim egzersiz programına dahil edilebilir. Çocuklarda özellikle bilgisayar başında geçen hareketsiz zamanları azaltmak için onlarla anlaşma yapıyoruz. Örneğin iki saatlik bilgisayar başında olmaya karşın yarım saat hareket etmelerini istiyoruz. Bu da çok iyi çalışan bir sistem. Çocuk böyle bir anlaşmaya razı olursa başarı şansımız artıyor. Ayrıca aile bireylerinin de fiziksel aktivite uygulamalarına birlikte katılması ve çocuk için destekleyici ve yüreklendirici olması başarı şansını ve oranını artırıyor."
YAŞA UYGUN KISITLAMALAR
Çocukların hiçbir zaman yetişkinlerin küçük bir modeli olmadığının altını çizen Dr. Neslihan Güngör, çocuklara yaklaşımlarını şöyle açıklıyor: "Çünkü çocuklar sürekli büyümekte olan bireyler. Büyümeleri ve zeka gelişimleri bir arada gidiyor. Bu nedenle biz onları kalori kısıtlamasına sokmak için çok sıkı diyetler uygulamayı asla düşünmeyiz. Yaşa göre uygun kısıtlamalara gidiyoruz. Bu tür çocukların ailelerine de bilinçlendirici bazı önerilerde bulunarak problemin büyümesini engelleyebiliriz. Çünkü araştırmalarla kanıtlanmış en önemli verilerden biri de, çocukluk döneminde obez olan çocukların yetişkin dönemde de obez olma riskinin çok daha fazla olduğu. Ama biz problemi daha erken yaşlarda çözümleyebilirsek, erişkinlikte daha sağlıklı ve vücut kütle indeksi düşük bireyler yetiştirebiliriz."
Kimler Obez?
Yaş ve cinse göre hazırlanmış büyüme kartlarında vücut kütle indeksi yüzde 95 ve üzerinde olan çocuklar "obez" olarak tanımlanıyor. Vücut kütle indeksi değeri, kilogram cinsinden vücut ağırlığının metre cinsinden boyun karesine bölünmesiyle hesaplanıyor.
Ailelere Öneriler
Çocuğunuzun boy uzaması ve kilo alımı konusunda endişeniz varsa mutlaka doktorunuza ve bir çocuk endokrinoloğuna danışın. Büyümenin düzenli olarak bir büyüme kartı ile izlenmesi önemlidir. Çocuklarınızın hayatlarında fiziksel aktivitenin önemli bir yer tutmasına dikkat edin. Mümkün olduğunca fırsatları değerlendirerek, merdivenleri çıkmaya teşvik edin, kısa mesafeleri yürütmeye çalışın. Güzel havaları değerlendirerek yürüyüşlere çıkın. Çocuklarınızı çeşitli spor aktivitelerine teşvik edin. Çocukların evde oynayabileceği aktivite alanı yaratın. Bilgisayar ve televizyon konusunda dikkatli olun. Çeşitli yaratıcı fikirlerle aktive konusunda çocuklarda uzlaşma yoluna gidin. Fast food ağırlıklı beslenmeden mümkün olduğunca uzak durun. Meyveyi meyve olarak verin, özellikle şeker katkılı meyve sularının ve şekerli gıda ve içeceklerin tüketimini sınırlandırın.
Modern yaşam obeziteyi tetikliyor
Günümüzde özellikle refah düzeyi yüksek toplumlarda besin maddeleri bol miktarda ve hemen her ortamda bulunabilmesine karşın insanların fiziksel aktivite açısından fakir hale gelmesi obezite sürecine zemin hazırlıyor. Ayrıca küçük hacimli ama kalorisi yüksek besin maddeleri ile bol yağ ve karbonhidrat içeren fast food besinlerin tüketim miktarlarının artması da bu kısır döngüye katkıda bulunuyor.
Ailelerin büyük şehir yaşam temposu içinde her yere araçla gitme eğiliminde olması, televizyon ve bilgisayar ile geçirilen saatlerin artması ve yürüyüşten uzak durulması hareketsiz saatleri artırıyor.
Kaynak: Anadolu Sağlık Merkezi web sitesi (www.anadolusaglik.org)
BU KONUYLA İLGİLİ DİĞER HABERLER
Obez Çocuklarda Diyabet Riski
Çocuklarda Diyabet
Diyabet Tedavisindeki Gelişmeler
Gençlerde Diyabet Arttı
Diyabetli Hastalar Arasında Yarışma
Diyabet ve Nöropati
Diyabet Körlüğe Neden Olur Mu?
Diyabetlilerde Diş Problemleri ve Tedavileri
Diyabet Körlük Nedeni
Çocuklarda Obezite Nedir, Nasıl Önlenir?
|