Mide içeriğinin kendiliğinden yemek borusuna geçişine reflü (geri kaçış) adı veriliyor. Geri kaçan mide içeriğinin yakınmaya ve yemek borusu alt ucunda hasara yol açmasına ise Reflü özafajit deniliyor. Türkiye’de reflü sıklığı yüzde 20 (her beş kişiden birisi) gibi yüksek oranlarda bulunuyor. Gastro Cerrahi Grup uzmanları Gastroözafajial Reflü ile ilgili soruları yanıtladılar.
Gastroözafajial reflü neden olur? Yemek borusunun altında kapak işlevi gören bir kas yapı (kardiaözafajiyal sfinkter) mevcuttur. Bu oluşum yemek esnasında gevşeyerek yemek borusundaki gıdanın mideye geçişine izin vermektedir. Daha sonra tekrar kapanarak yemek borusuna geri kaçışı önlemektedir. Eğer bu kapak fizyolojik sürelerden daha uzun süre açık kalacak olur ise midenin asit içeriği yemek borusuna geçmekte ve burayı döşeyen iç zarda (mukoza) hasara yol açabilmektedir. Yemek borusunun alt ucunda diafram adı verilen ve karın boşluğu ile göğüs boşluğunu ayıran kas yapıda yemek borusunun alt ucunun kapalı kalmasına katkıda bulunmaktadır. Bu bölgede midenin göğüs boşluğuna doğru kayması, yani fıtıklaşması bu kapak yapının bozulmasına yol açmaktadır. Mide fıtığının dışında, ileri yaş, aşırı kilo, alkol, sigara, çeşitli ilaçlar, yağlı gıda alımı ve kafeinli içecek tüketiminin de bu kapak yapıyı bozan faktörler olduğu bilinmektedir.
Gastroözafajial reflünün nedenleri nelerdir? Hastalarda görülen tipik yakınmalar, 1. Göğüste yanma hissi, 2. Ağıza acı su gelmesi, 3. Bulantı, kusma, 4. Hazımsızlık, ekşime, 5. Gıdaların geri ağıza gelmesi, 6. Ağız kokusu, 7. Yutma güçlüğüdür, bunların dışında daha nadir olarak; 8. Ses kısıklığı, 9. Boğaz ağrısı, 10. Kuru öksürük, 11. Astım, 12. Zatürre, 13. Dişlerde mine kaybı gibi belirtilere neden olabilir.
Gastroözafajial reflü tanısı nasıl konulur? Genç ve alarme edici bulgusu olamayan kişilerde göğüste yanma hissi ve asit bloke eden ilaçlarla yakınmaların kaybolması tanı için yeterli olmaktadır.Ancak yaşı 45 üstünde, iştahsızlık, kg kaybı, yutma güçlüğü, kanama, kansızlık ve ailede kanser öyküsü olanlarda. tanı için mutlaka gastroskopi veya yemek borusu – mide grafisi ile görüntüleme yapılmalıdır. Eğer görüntüleme yeterli olmaz ise yemek borusu basınçları ölçümü (manometre) ve 24 saatlik mide asit ölçümü (PH monitorizasyonu) yapılmalıdır.
Gastroözafajial reflü nasıl tedavi edilir ? Yaşam tarzında yapılacak değişiklikler 1. Düzenli beslenme, 2. Kg Kaybı, 3. Alkol kullanımının kısıtlanması, 4. Sigaranın bırakılması, 5. Yemek yedikten sonra en az 1 saat oturur pozisyonda kalmak, 6. Geceleri yatak başını yükseltmek,
Diyette alınması önerilmeyen gıdalar 1. Yağlı gıdalar ve kızartmalar, 2. Çikolata, 3. Kafeinli içecekler (çay,kahve,kola), 4. Çeşitli ilaçlar (antidepresanlar, kas gevşeticiler, doğum kontrol ilaçları v.b). Yemek borusunun sonundaki kapak mekanizmasını gevşeterek reflüyü arttırdığı bilinen gıda ve ilaçların tüketiminden mümkün ise kaçınılmalıdır.
İlaç tedavisi Reflü hastalığı tedavisinde mide asidini baskılayan ve sindirim kanalının hareketlerini arttıran ilaçlar kullanılmaktadır. 1. Proton pompa inhibitörleri; Mide asidini etkin bir şekilde baskılayan ilaçlardır (omeprol,lansor,prosek,nexium,pariet v.b), 2. H2 reseptör blokerleri; yine asidi baskılayan bir diğer grup ilaçlardır ( famodin,duovel,axid,zantac v.b.), 3. Aljinik asid içeren ilaçlar (gaviscon).Yemek borusu yüzeyini kaplayarak mide asidine bağlı hasarı azaltmayı hedefliyen ilaçlardır, 4. Prokinetik ilaçlar; sindirim kanalının hareketlerini arttırarak yemek borusundan asidin temizlenişini hızlandıran ilaçlardır. (motilium, metpamid ). Reflü tedavisinde kullanılan ilaçlar genellikle kullanıldıkları sürece etkili olmaktadırlar. Bırakıldıklarında altta yatan mekanizma halen sürdüğü için yakınmalar tekrarlayabilir. Ancak bu ilaçların uzun süre kullanımının güvenli olduğu artık bilinmektedir.
Endoskopik gastroözafajial reflü tedavi yöntemleri nelerdir? Son yıllarda reflü hastalığının endoskopik yöntemlerle tedavisinde yeni yöntemler geliştirilmiştir. Bunlardan birisi yemek borusunun alt ucundaki yemek borusu- mide arasındaki sfinkter (kapak) bölgesine radyo-frekans dalgaları uygulayarak buranın büzüşmesini hedefleyen Stretta yöntemidir.Ülkemizde de bu yöntem uygulanmaya başlamıştır. Yemek borusunun alt ucuna endoskopik olarak dikiş atılması ( entocinch plication) ve yine bu bölgede kapak fonksiyonu görecebilecek biolojik polimer madde enjeksiyonları (Enteryx) gibi yöntemler de uygulanmaktadır. Endoskopik tedavilerin kısa sürede yapılabilmeleri ve hastanede yatış gererektirmemeleri gibi avantajları vardır. Ancak henüz yeni yöntemler olduukları için uzun dönemdeki etkinlikleri veolası yan etkileri yeterince bilinmemektedir.
Gastroözafajial reflü kansere yol açar mı? Yemek borusunun alt yüzünü kaplayan yapıya (mukoza) uzun süreli asit geri kaçışı olması bu bölgenin farklılaşmasına neden olmaktadır.Mukozadaki bu farklılaşmaya Barrett epiteli adı verilmektedir. Barrett epiteli reflü hastalarının yaklaşık % 5-7’sinde gelişmektedir. Barett epitelinin önemi zaman içinde % 5 oranında kansere dönüşmesidir. Yani her 1000 reflü hastasından yaklaşık 2’sinde yemek borusu kanseri gelişebilmektedir.Reflü sıklığı toplumda giderek arttığı için kanser riskide zaman içinde artmıştır. Kanser öncüsü değişiklikler kanser gelişiminden önce gastroskopi takibi ile saptanabilir ve kansere dönüşmeden cerrahi olarak tedavi edilebilir.
Kaynak: GastroCerrahiGrup web sitesi (www.gastrocerrahi.com)
|