Böbrek taşı hastalığının ailesel bir hastalık olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ahmet Yaser Müslümanoğlu, hastalığa; beslenme tarzı, yaşam şekli, doğumsal anomaliler gibi özelliklerin sebep olduğunu belirtti.
Halkın prostat kanseri hakkında bilgisinin giderek arttığına dikkati çeken Prof. Dr. Recep Büyükalpelli ise “Yaşlılar artık selamlaştıktan sonra, ‘senin PSA değerin kaç, benim şu kadar’ diyerek sohbete başlıyorlar” dedi.
Türk Üroloji Derneği tarafından düzenlenen 21. Ulusal Üroloji Kongresi kapsamında Türkiye’deki ürolojik problemlere değinilen bir basın toplantısı düzenlendi.
Toplantıya Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Klinik Şefi Prof. Dr. Ahmet Yaser Müslümanoğlu, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Tibet Erdoğru, Türk Üroloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. R. Cankon Germiyanoğlu, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Recep Büyükalpelli, Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Ahmet Rahmi Onur katıldı.
Prof. Dr. Ahmet Yaser Müslümanoğlu, taş hastalıklarının yaygın olduğunu ve Doğu Anadolu, Karadeniz, Güneydoğu Anadolu Bölgelerindeki insanlarda taş hastalığının daha çok görüldüğünü ifade etti.
Müslümanoğlu, ailesel bir hastalık olan taşın herhangi bir sebebinin olmadığını ancak beslenme tarzı, yaşam şekli, doğumsal anomaliler gibi özelliklerin sebep olduğunu söylerken taş düşüren bir hastanın “Artık başıma gelmez” dememesi gerektiğini çünkü aynı hastalıkla tekrar karşılaşabileceğini belirtti.
MİNİMAL İNVAZİV YÖNTEM Ağrı, idrarda kanamayla ortaya çıkan taş hastalığının artık daha basit yolla tedavi edilebildiğini söyleyen Müslümanoğlu, “Minimal invaziv yöntemle yani ses dalgalarıyla dışarıdan taşı kırıyoruz ve taş idrar yolundan dökülüyor. Minimal invaziv yöntem hem doktor hem de hasta tarafından tercih edilen bir yöntem oldu çünkü hastayı kesmeden daha az işlemle tedavi ediyoruz” dedi.
Müslümanoğlu, bir diğer tedavinin üreteskopi ile vücudun doğal deliğinden girilerek üriterdeki taşlara ulaşıp, kırıldığını da ilave etti. Açık ameliyatları değişik taş hastalıklarında kullandıklarını söyleyen Müslümanoğlu, yüzde 10-15 civarındaki taşlara laparoskopik ameliyat yaptıklarını söyledi ve şöyle devam etti:
“Yüzde 20 oranındaki spesifik taşlar dışındaki taş hastalarına tekrar aynı hastalığa yakalanmaması için önerilerde bulunuyoruz. Hasta bol su içmeli, altı ayda bir doktora gitmeli, taşı düşen hasta senede bir tomografiyle kontrol edilmeli; ayrıca ailesinde taş hastalığı olanlar varsa da senede bir kez doktora kontrole gitmelidir.”
PROSTAT KANSERİ Prof. Dr. Recep Büyükalpelli ise prostat kanseriyle ilgili bilgi verdi:
“Prostata ait kan tahlili yapılarak herhangi bir muayene yapılmadan hastalık tespit edilebiliyor, yaşam süresi uzadı; elli yaşından sonraki erkeklerde daha sık görülüyor çünkü yaş ilerledikçe prostat kanseri görülme oranı da artıyor, halkın prostat kanseri hakkında bilgisi arttı. Yaşlılar artık selamlaştıktan sonra senin PSA değerin kaç, benim şu kadar diyor.”
Genç erişkinlerde (15-35 yaş) testis kanserinin önemine vurgu yapan Prof. Dr. Büyükalpelli, cinselliğin aktif olduğu, evlenilecek ve çocuk istenilecek yaşlarda testis kanserinin ortaya çıktığını belirtti. Hastaların testisteki değişikliği geç fark edip korku nedeniyle doktora başvurduğunu söyledi ve şunlar ekledi:
“Testis tümörlerinin tedavisinde büyük başarılar elde ediliyor. Kanser metastaz yapsa bile yüzde 80’den fazlası tedaviye olumlu yanıt veriyor. Her yıl 50 bin erkek popülasyonundan bir kişi testis kanseri oluyor; kadınlar nasıl ki meme muayenesi yapıyorlarsa erkeklerde testislerini muayene etmeli.”
ROBOTİK CERRAHİ Prof. Dr. Tibet Erdoğru da, robotik cerrahilerin tedavilerdeki yerini anlatırken açık cerrahiden robotik cerrahiye geçildiğini bildirdi. Robotik cerrahinin eğitim ve araştırma hastanesinde de olduğunu belirten Erdoğru, “Böylece robotik cerrahi standart tedavi haline geldi. Halk bu yöntemi duydu ve artık kendisi talep ediyor” dedi.
Doç. Dr. Rahmi Onur ise kadında ve erkekte idrar kaçırma ve mesane aktivitesi konularına değindi. İdrar kaçırmanın çok yaygın bir problem olduğuna değinen Onur, “Her iki kadından biri idrar kaçırıyor; bir gram idrar demek 40 damlaya eşittir ve bu da kişinin yaşam kalitesine bozmaya yeter” dedi.
Doç. Dr. Onur, aşırı kilolu olmak, çok çocuk doğurmak, ilerleyen yaş ve menopozun idrar kaçırma problemine yol açtığını söyledi.
İdrar kaçırma probleminin yüzde 90 oranında tedavi edildiğini belirten Doç. Dr. Onur şunları kaydetti:
“Mesanenin hızlı çalışması yani her saat tuvalete gitmek bir sorundur. Tedavisi poliklinikte bile yapılabilir; ilaç veya botoks tedavisi uygulanır ve yaşam kalitesi artar.”
KONUYLA İLGİLİ DİĞER BAŞLIKLAR
İdrar Kaçırma
Prostat Ameliyatları Da Vinci ile Erkeklerin Korkulu Rüyası Olmaktan Çıkıyor
Testis Torsiyonu
Üriner Sistem Enfeksiyonları
Prostat Kanserinde Brakiterapi Yöntemi
|