Normal saç döngüsü içinde saçlar, 2-4 yıl aralıklarla dökülürler ve ortalama 3 ay içinde yerine yeni saçlar üretilir. Böylece; biz saçlarımızda herhangi bir azalma hissetmeden bu döngü sürer gider. Tam bu noktada eğer dökülen saçların yerine yenileri yapılamıyorsa ve mevcut saçlar 2-4 yıl değil de daha kısa süreler üretim fazında kalıp erkenden dinlenme fazına girerek dökülüyorsa, burada bir sorun vardır ve saç dökülmesi hastalığı (Alopesi) ortaya çıkmıştır. Bu dökülmelerin bir sonucu olarak saçlar seyrekleşmiş ve hatta açılmalar ortaya çıkmaya başlamış, ilerleyen durumlarda kellik başlamıştır. Bu saç dökülmelerinin genel bir ifadesi olarak yaptığımız tanımlama ile saç dökülmesini 3 kategoride değerlendirmek yerinde olur.
1- Androgenetik Alopesi (Erkek Tipi Saç Dökülmesi) 2- Diffuz Alopesi (Yaygın Dökülme) 3- Alopesi Areata (Saç Kıran)
Bu grupta en fazla görülen alopesi türü Androgenetik Alopesi yani erkek tipi saç dökülmesidir. Tüm alopesilerin yüzde 95’ini oluşturan ve kelliğe kadar gidebilen erkek tipi saç dökülmesi ergenlik çağından sonra hem kadında hem erkekte herhangi bir yaşta ortaya çıkabilir. Genellikle de ilerleyerek devam eder. Erkek tipi saç dökülmesinin sebebi genetik zeminde saç köklerinin bir erkeklik hormonu (Androgen) olan Dihidrotestosteron’a (DHT) olan duyarlılığıdır. Saç köklerinin DHT duyarlılığı için genetik yatkınlık yeterlidir. DHT’nin ya da androgenlerin ya da testosteronun fazla olması gerekmez.
Yani androgenler her bireyde benzer düzeyde, yani kadınlarda kadın düzeyinde, erkeklerde erkek düzeyindedir; ama sadece genetik yatkınlığı olanların saçı dökülür. DHT, saç kökü dediğimiz saç foliküllerinin saç üretimini durdurur. Saç folikülü dinlenme dönemine girer ve saç üretimini durdururken bölgede Damarsal Büyüme Faktörü (VEGF) de azalır. Bunun sonucu olarak saç kökü damardan ayrılır. Saç kökü beslenemediği için iyice küçülerek DHT’nin de baskısıyla saç üretimini durdurur. Saçlar erkenden dökülür ve yerine yenisi yapılamadığından seyrelmeler ve açılmalar başlar.
Saç dökülmesi genetik yatkınlığın durumuna göre bir şekil oluşturarak belli bölgelerden başlar. Bazı bireylerde alında seyrelmeler ve saç alın çizgisinin bozulması şeklinde, bazı bireylerde de tepeden açılmalar şeklinde görülür. Tepelerden ve alından dökülmeler çok olduğu halde ense, yanlar ve şakaklardaki saçlar dökülmez. Pull testi dediğimiz tutup hafifçe saçı çekme işleminde tepelerden ve alından çekilen saçlar kolayca elimize geldiği halde, yanlardan ve enselerden çektiğimizde elimize gelmez. Bu testle de erken tanı koymak mümkün olabilir.
Saçların zaman içinde daha da hızlı dökülüp yerine yenilerinin gelememesi ile çoğu kez kellik kaçınılmaz olur. Artık, nanoteknolojiyle geliştirilen ve bitki özlerinin nanozomlar içinde saç kökü hücrelerine iletildiği losyonla Erkek Tipi Saç Dökülmesi önlenebilir ve tedavi edilebilir bir durum haline gelmiştir. Bugüne kadar bilinen tedavi seçeneklerinin çok az etkiye rağmen çok fazla yan etki oluşturuyor olmaları yeni arayışları başlatmış ve çok güçlü etki yaparken hiçbir yan etki oluşturmayacak formül çalışmalarına kadar getirmiştir.
Ulaşılan nokta da androgenetik alopesi etki mekanizmalarının tümüne etki edecek çok yönlü bir formülün, nanoteknolojiyle maksimum etki elde edecek şekilde hazırlanmasıyla, sıfır yan etki ilkesinin ortaya koyduğu mükemmellikte kullanıma sunulmaktadır. Sözü edilen losyon, içeriğindeki eşsiz, güçlü ve doğal etken maddelerle, milimetrenin milyonda biri büyüklüğündeki nanozomlarla etken maddeleri direkt etki edeceği yer olan saç kökü hücrelerine iletir.
Saç köküne gelen nanozomlar hücre zarına benzer fosfolipidlerle kaplı olduklarından hücre bu etken maddeleri kendi hücre zarı sanarak içine alır. Bu yönüyle nanoteknolojiyle hazırlanmış olan losyon, saç dökülme sebepleriyle birebir hücre içinde mücadele ederek onları engeller. Böylece saç kökü DHT’nin olumsuz etkisinden korunduğu için ve losyon, ortamda Damarsal Büyüme Faktörü’nü (VEGF) de artırdığı için damarsal beslenme devam eder ve hormonal baskıdan kurtulan saç kökü yeni saç üretimini başlatır. Böylece saç dökülmesi durur ve dökülmüş olanların da yerine yenileri gelmeye başlar. Yeni ve istenilen dolgunlukta saçlara kavuşabilmek için saçların yeniden oluşumu ile ilgili süreçleri iyi bilmek ve sabırla o süreçleri izlemek gerekir.
Gelecek yazımda bu süreçleri anlatacağım.
Sağlıklı günler…
Prof. Dr. Meral Şaşoğlu Dermatoloji Uzmanı www.drmeral.com |