1- KİLO VERMEDE YAPILAN YANLIŞLAR NELERDİR? Kilo vermede yapılan ilk yanlış fazla kiloları bir estetik sorun olarak görmek ve çözümü de estetik sorunun çözümü şeklinde halletmeye çalışmak. Başka bir değişle kilo fazlalığına neden olan başka bir hastalığın varlığı araştırılmadan sadece fazla kiloları gidermeye çalışmak yapılan en büyük yanlış.
Biz kilo sorununu kronik bir hastalık olarak tanımlıyoruz. Yaşam boyu süren ve hiçbir zaman iyileşmeyen, tedavisi çok zor ve beraberinde ikincil hastalıklara yol açan bir hastalıktır obezite. Eğer bu bir hastalıksa mutlaka doktora gidilmeli, tabii kilo sorununu gidermek için bir ekip çalışması gerekiyor. Öncelikle hastalara eli değmesi gereken kişiler doktorlar onun ardından ekibin diğer elemanları, diyet uzmanları, psikologlar, psikiyatristler vs… olabildiğince konuya müdahil olmalılar.
Yapılan ikinci yanlış ise kilo vermeye çalışanlar açısından kilo verdirmeye çalışan doktor olmayan meslektaşlarımız tarafından yapılıyor. Kilo verme sırasında yapılan, kanıta dayalı olmayan birtakım maddeler, bitkiseller yaklaşımları da hataya giriyor. Kilo vermede yapılan en büyük hata, Tıp’tan faydalanmamak.
2- KİŞİLER KİLOYU GENELDE ESTETİK BİR SORUN OLARAK KABUL EDERLER FAKAT DOKTORLAR BUNU HASTALIK OLARAK KABUL EDER. NEDEN? Şişman olan insanlar, şişman olmayan insanlara göre daha az yaşıyorlar. Kalp damar hastalığına, hipertansiyon, lipid bozukluğu, diyabet gibi kalp damar hastalıklarının önemli olan risk faktörleri çok daha sık ortaya çıkıyor.
Halk arasında kireçlenme denilen tıp diliyle osteoartroz adı verilen eklem hastalıklarına maruz kalıyorlar. Daha çok safra kesesi hastalığı şişmanlarda ortaya çıkıyor. Şişmanlar da daha sık görülen o kadar çok hastalık var ki dolayısıyla şişmanlığın yaşamı tehdit eden bir kronik hastalık olduğunu söyleme gerek. Bu da şişmanlığı bir hastalık yapıyor.
3- ÇOĞU KİŞİLER HERHANGİ BİR DOKTORA GİTMEDEN DİREKT DİYETİSYENE GİDER YA DA DİYET REÇETESİ UYGULAR. BU DOĞRU MU? Böyle bir yaklaşım doğru değil. Kilo sorunu olan kişinin kilo vermesini kolaylaştıracak örneğin çok sık rastladığımız tiroid bezine ait bir bozukluk olabilir. Hipotiroidi olabilir hastanın. Gerekli tetkikler yapılmadıysa tıbbi denetimden geçmediyse bu yapılmamalı. Tabii ki diyetisyenler bu işin ayrılmaz bir parçası fakat diyetisyenin müdahil olacağı bir nokta var onun öncesinde diyetisyenin yeri yok. Öncesi ise hastanın ilk kabulü, gerekli tetkiklerin yapılması, ardından hastanın diyabeti var mı, risk taşıyor mu, hiperlipidemisi var mı, kalp damar hastalığı riski ne kadar, tüm bunlar ortaya konduktan sonra hastanın günlük medikal beslenme tedavisi dersek diyetin adına, günlük alması gereken besin miktarı içinde ne gibi özellikler taşımalı.
Diyetisyeni yönlendirecek birtakım bilgiler bunlar. Örneğin, hastanın kolesterolu yüksek, hastanın şekeri hafif yüksek, hastanın diyabeti var ya da yok, hastanın hipertansiyonu var ya da yok. Tüm bunlar hastanın beslenmesini düzenlerken gereken bilgiler. Bunlar yoksa hata baştan yapılıyor demektir. Bu nedenle diyetisyene başvurulduğunda diyetisyen, mutlaka o kişinin bir doktora refere edilip “bu kişinin beslenmesini düzenleyeceğim, lütfen bir bakın ve bana tıbbi durumu ile ilgili bilgi verin.” Demesi gerekiyor. Yapacağı işi de ondan sonra yapması gerekiyor.
Diyet reçetesindeki olay ise, medyada da biraz suç var. Artık biraz vazgeçildi “şu kadar kilo verdiren listeler” bu tür listelerden. Kişiler internetten vs.. bu tip listeleri buluyorlar. Burada yine aynı şey söz konusu. Alınması gereken miktarda kalori alındığında yani düşük kalorili bir beslenme geliştiğinde o kişi mutlaka kilo verecek fakat kişinin doktora başvurmadan bunu yapması yanlış. Beslenmenin ne olduğunu bilen, besin öğelerinden haberi olan, kırmızı eti, beyaz eti ne kadar yemesi gerektiğini bilen, belli bir donanıma sahip bir kişi, kalorisini azaltıyorsa kilo verecektir. Önemli olan, eşlik eden hastalıkların belirlenmesi, tedavi edilmesi.
4- ŞİŞMANLIĞIN ALTINDA NELER YATAR? Şişmanlık, genetik bir hastalık. Genetik olarak gelen yazılarımızı değiştiremiyoruz fakat genetik olarak yazının üzerine eklenen çevre faktörleri var. Günlük yaşamımızla ilgili, yediğimiz yemekle ilgili, biz bunları değiştirebiliriz. Şişmanlığı ciddi şekilde önleyen faktörlerden bir tanesi de daha fazla hareket, egzersiz, beslenmenin düzenlenmesi. Bu ikisi bir yere kadar etki ediyor. Kişide şişmanlık genetik bir özellikse, yaşam tarzını değiştirerek bir yere kadar tutabiliyorsunuz, yaşam tarzını düzeltmişseniz eğer egzersiz ve beslenme şekliyle bu kişinin kilosunu kontrol altına almış oluyorsunuz.
5- BİTKİSEL İLAÇ KULLANIMI ÇOK YAYGIN, BU DOĞRU MU, ZARARLARI NELERDİR? Bitkisel kökenli birtakım iştah kesici, su kaybettirici, zayıflatıcı, ishal yapıcı, daha az kalori almayı sağlayan ilaçlar var. Fakat bunlar zararlı. Çinliler, sibutramin isimli bir maddeyi yüksek oranda kaçak olarak bu bitkisel ilaçların içine kattılar. Bu madde, insanların bünyelerini allak bullak ediyor. Çünkü sibutramin maddesinin dozu çok önemlidir, zayıflatma özelliği olması için bu maddeyi çok yüksek oranda ilaca kattığınızda sağlığa zararlı hale gelir. Bu tür ilaçlar yasaklandı sonunda.
Bir süre önce Amerika’da yiyecekle ilgili şeylere karar veren kuruluş (FDI), Bitkisel kökenli zayıflama ürünlerinin yasaklandığını bildiren uzun bir liste yayınladı. Bizde de Sağlık Bakanlığı’nca bazı bitkisellerin aktarlarda satılması yasaklanmıştır. Ticari hale getirilmiş ürünlerdir bunlar. Sözü geçen bu bitkisel ilaçların nelere neden olduğunu bilmiyoruz çünkü ilaç olma sürecinden geçmemişler, olgunlaşmamışlar ve içindeki moleküller tanımlanmamış.
Örneğin, lahana kapsülleri; bazı hastalar, “neden para vereyim, alırım lahana kaynatır çorbasını içerim” diyor. Kilo vermiş bir hastama sordum, “lahana çorbası içiyorum, günde dört kez tuvalete çıkıyorum” dedi. Kilo verilir bu şekilde, günde dört kez ishal şeklinde dışkılayan kişinin kilo vermemesi gibi bir durum olamaz. Dolayısıyla ilaç olmayan bitkisel adı altında masummuş gibi gösterilen bu ürünlerin pazarlanması, Sağlık Bakanlığı’nın değil Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın denetiminde fakat eczanelerde satılıyor. Eczanede satılınca ilaç gibi algılanıyor. Oysa ilaç olmak çok zor bir şey. Bir molekülün ilaç olması için ortalama harcanan para iki milyon dolardır. Bu parayı harcadıktan sonra ilaç firmaları bir molekülü ilaç olarak piyasaya veriyorlar. İlaç piyasaya çıktıktan sonra yan etkisi belirlenip piyasadan kaldırılabilir de. Bitkisel ürünlerin hiçbirine rağbet edilmemeli, biz hekimler önermiyoruz ama hastalar reklamlardan ya da çevreden bunu görüp alabiliyorlar.
6- ÖĞÜN ATLAMAK YA DA TEK GIDA REJİMİ DOĞRU MU, ZARARLARI NELERDİR? Çok yeni bir çalışma var önemli bir dergide yayınlandı. Besin öğeleriyle oynanmış, değişik oranlarda düşük karbonhidrat, proteini yüksek vs… Tek gıda demeyelim de besin öğelerinin olması gereken oranlarda değil de farklı oranlarda kullanımlarıyla ilgili bir yarar sağlanmış mı, hayır. Ne kilo verme açısından bir yarar sağlıyor ne de diğer getirileri var. Besinlerin ağırlığını yapay olarak listelerden kaydırmanın hiçbir yararı olmadığı bilimsel olarak da kanıtlanmıştır.
7- ZAYIFLAMA İLAÇLARI (TIBBİ İLAÇLAR) KİMLERE ÖNERİLİR? Elimizde iki tane ilaç var, bu ilaçları 10 senedir kullanıyoruz. Biri Orlistat diğeri Sibutramindir. Orlistat; yağların sindirilmesini engeller. Sibutramin ise; merkezi sindirim sistemi üzerine etkilidir, tokluk hissi yaratır yani daha az kalori almayı sağlayan bir ilaçtır. Biri bağırsak üzerine etki ederek az kalori almaya sağlıyor. Diğeri de total olarak daha az yemeği sağlıyor. Bu iki ilacın da diğer ilaçlar gibi yan etkileri vardır. Ancak, bu ilaçlar; organ hasarını, kalıcı bir hastalığı tetikleyen, yakından takip edilmesi gereken organ bozukluğu yaratacak ilaçlar değil.
Kolesterolu düşüren ilaçlar verdiğimiz zaman, periyodik olarak karaciğer enzimlerine bakarız, karaciğere zarar veriyor mu diye. Bu iki ilacın takip sorunu yok. Hastalar bazen birtakım yan etkiler nedeniyle ilaç kullanımı konusunda soru işaretleri yaşıyorlar. Hasta da uykusuzluk varsa ya da orlistat kullanmasına rağmen yağlı yemekten vazgeçmiyorsa, günde 10 kez dışarı çıkma ihtiyacı hissediyorsa veya örneğin, sibutraminin yarattığı kabızlıkla ilgili hemoroidleri artmış bir hastada ilaçların kullanımı konusunda ısrarcı olmak doğru olmaz. Hasta şikayetleri varsa bu ilacı kesiyoruz. Bu iki ilacı da güvenle kullanıyoruz.
Obezitesi olan ve doktora gelene kadar defalarca kilo vermeye çalışmasına rağmen kilo verememiş kişilerde ilaç kullanıyoruz. Yöntem teşhisini yaptıktan sonra ilaç kullanmaya engel bir durum yoksa kullanıyoruz. Ne kadar etkili oldukları konusunda sıkıntımız var keşke daha etkili ilaçlarımız olsaydı.
8- ÖNERMEDİĞİNİZ KİŞİLERDE BUNU KULLANABİLİR Mİ? Beden indeksi 30’un üzerinde olan insanlarda mutlaka kullanılmalı. 30 altında olanlar yani fazla kilo kategorisinde olanlar eğer kilo veremiyorlarsa, bu durum o kişileri mutsuz ediyorsa -ki burada estetik sorun ortaya çıkıyor- veya obezitesi olmayan ama kilo veremeyen ve ilaç kullanımı açısından bir sakıncası olmayan kişilerde tabii ki kullanılabilir.
9- GÜZELLİK MERKEZLERİNDE PARAFİN MASAJI VE YOSUN MASAJIYLA ZAYIFLAMA ADI ALTINDA GEÇEN MASAJLAR, GERÇEKTEN ZAYIFLATIYOR MU? Bu bir kandırmaca ve ticari amaçla yapılıyor. Ticari amaçla yapılan çok şey var. Bölgesel zayıflamalar yani birtakım yöntemlerle belli bölgelerde yağ dokusunu inceltmek mümkün. Cerrahi girişimle –liposuctionla- yağ dokusunu çekmek ve vücuttan atmak mümkün ama bunlar zayıflama yöntemi değil, sadece lokal olarak şişkinliği götüren bir yöntem olabilir. Bu yöntemler zayıflama değildir.
10- İDEAL OLARAK KAÇ KİLO VERİLMELİDİR? Obeziteye eşlik eden sağlık sorunları olan kişilerde biliyoruz ki yüzde 5 ile 10 arasında kilo vermek ikinci hastalığa ilişkin ölüm sıklığını yüzde 50 azaltıyor. Yani siz kişinin kilosunun yüzde 5’ini verdirip o kiloda kalmasını sağlıyorsanız, ölme riskini yarı yarıya azaltıyorsunuz. Dolayısıyla ideal kilo kavramından uzaklaşmak gerekir. İdeal nedir, kişinin kafasındaki kilo mudur? Tıbbi gerçeklere uyan kilo, idealdir. Hastanın kendi kafasında hedefler vardır, hekim olarak biz hastayla birlikte ulaşılabilir hedefler koyuyoruz ve yavaş yavaş o hedefe gidiyoruz.
Prof. Dr. Hasan İlkova (İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi) (Türkiye Obezite Vakfı Başkanı)
BU KONU İLE İLGİLİ DİĞER BAŞLIKLAR
Zayıflamak İçin Pratik Kurallar
Diyetli İlgili Doğru Bilinen Yanlışlar
Light Ürünler Bazen Kilo Aldırıyor
Kilo Nasıl Korunur |