Ramazan ayında, diyabet ve kalp hastalarının oruç tutmadan önce mutlaka doktorlarına danışmaları gerekiyor. Acıbadem Kocaeli Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı, diyabet hastalarında öğün atlanması nedeniyle kan şekeri düşmesi (hipoglisemi) ortaya çıkacağını, bunun da beyin fonksiyonlarına zarar verme riski taşıdığını söyledi. Acıbadem Kocaeli Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Şevket Görgülü ise, kalp ve tansiyon hastalarının oruç tutmasında sakınca olmadığını, ancak ilaçlarını düzenli almaları gerektiğini belirtti. Diyabet hastalarının oruç tutmaları, sağlıklarına zarar verebileceği için uygun görülmüyor. Çünkü diyabet hastalarının günde üç ana, üç de ara öğün almaları gerekiyor. Tüm gün oruç tutulacağı için diyabet hastalarında öğünlerin atlanması, kan şekeri düşmesine (hipoglisemiye) neden olabiliyor. Bu durum da beyin fonksiyonlarına zarar verme açısından risk taşıyor. Açlık hissinin fazla olmasıyla birlikte akşam yemeğinde alınan gıda miktarının artması hiperglisemiye (kan şekeri yükselmesine) neden olabiliyor.
İNSÜLİN KULLANANLAR, ORUÇ TUTMAMALI Oruç uzun süreli açlığa ve susuzluğa neden olduğu için diyabeti olan hastalarda kan şekeri kontrolünü bozuyor. İnsulin kullanan hastaların oruç tutmamaları gerektiğini belirten uzmanlar, şöyle konuştu: “Çünkü öğün atlanması, direkt olarak kan şekeri düşmesine ve çok ciddi sonuçlara yol açabilir. Ağızdan antidiyabetik (şeker ilacı tableti) alan hastalar öğünlerini atladıklarında (aldıkları şeker ilacının çeşidiyle bağlantılı olarak değişebilen oranlarda) hastaneye yatırılarak uzun süreli tedavi gerektirebilecek hipoglisemi sorunu yaşayabilir. Kan şekeri kontrolünün bozulması diyabetin kronik komplikasyonlarının da artmasına yol açabilir.”
İFTAR SONRASI KALP KRİZİ VE TANSİYON RİSKİ İnsüline bağlımlı olmayan Tip 2 diyabeti olan hastalarında kalp damar hastalıklarının genellikle belirti vermediğine değinen Dr. Yirmibeşcik, yenilen fazla miktarda yemeğe bağlı olarak iftardan sonra ortaya çıkan kalp krizi ve tansiyon yükselmesine ise, şeker hastalarında daha sık rastlandığını belirtiyor. Bu nedenle diyabet hastalarının doktorlarına sormadan, ilaç tedavisi ve diyeti kendi başına bırakmasında sakınca var. KALP VE TANSİYON HASTALARI, İLAÇLARINI BIRAKMAMALI Yapılan bilimsel çalışmalara göre, kalp hastalarının oruç tutmalarnın kalp hastalıkları üzerine olumsuz etkisi bulunmuyor. Kalp hastaları isterlerse oruç tutabiliyor. Acıbadem Kocaeli Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Şevket Görgülü, “Çalışmalar bizlere oruç tutmanın kalp yetersizliği, kapak yetersizliği ve kalp damar hastalıklarında sakıncalı olmadığını gösteriyor. Oruç, tansiyon hastalarının tansiyonlarındaki dengeleri bozmadığı gibi, kalp krizi üzerine de olumsuz etkiler yaratmıyor” dedi. Ramazan ayında kalp ve tansiyon hastalarının şunlara dikkat etmesi gerekiyor: “Hastaların ilaçlarını düzenli bir şekilde alması gerekiyor. Akşam alınan ilaçların iftarda, sabah alınan ilaçların ise sahurda alınması önem taşıyor. Özellikle iftarda aşırı ve yağlı yemeklerden kaçınılmanın yanısıra, düzenli aralarla beslenmek lazım. İnsülin kullanan şeker hastalarında kan şekerinin aşırı düşmesi sonucu, koma dahi görülebileceğinden bu hastalar özellikle uyarılmalı ve tedavisi mevcut yeni duruma göre yeniden düzenlenmelidir.” RAMAZANDA 4 ÖĞÜN BESLENİN
Ramazan ayında beslenmede yaşanan en önemli sorunlardan biri de, günde 3 öğünden iki öğüne düşen günlük beslenmedeki dengeyi ayarlamaktan geçiyor. Çünkü yaklaşık on iki saat aç kalan mideyi yormayarak, hazmı kolay yiyecekler tercih etmek büyük bir rahatlık sağlıyor. Acıbadem Kadıköy Hastanesi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Şengül Sangu Talak, iftar ile sahur saati arasındaki sürenin, metabolizmanın en verimsiz çalıştığı saatler olduğunu belirtiyor. Ramazan ayı dışındaki sağlıklı beslenme biçiminde, 6 öğün bulunuyor. Bunu Ramazan ayında da uygulamaya çalışıp metabolizmamızın daha verimli çalışmasını sağlamak gerekiyor. Ramazan ayında 6 öğün olmasa da, iftar sahur ve bu öğünlerin dışında 2 ara öğünle toplamda 4 öğün beslenilmesine özen gösterilmesi gerekiyor. SAHURDA ÇOK SUSATAN YİYECEK TÜKETMEYİN
Sahur özellikle kişiyi oruca hazırlayan bir öğün. Bu nedenle susamaya neden olmayacak, hafif, bol lifli, kızartma ve kavurma gibi yağlı yiyeceklerin olmadığı kahvaltıya dayalı yiyeceklerin seçilmesi önem taşıyor. Bu öğünü zamanında tüketmek gerekiyor. Sadece iftar yaparak sahura kalkılmamasının oruç tutmayı zorlaştıracağını belirten Şengül Sangu Talak, oruç tutacak olanlar için şu önerilerde bulundu: - İftar da oruç açılırken su, zeytin, peynir veya hurma gibi yiyeceklerden birer parça alarak çorbayla devam edin - Çorba kişinin ısınmasını ve rahatlamasını sağlayacağından tüketilmesinde büyük yarar var. - Daha sonra yine ağır olmayacak sebze, ızgara, salata gibi yiyecekler tercih ederek iftar yemeğinizi tamamlamaya özen gösterin - İftar ile sahur arasındaki sürede bol sıvı özellikle de su tüketmeye çalışın - Ağır olmamak koşulu ile sütlü tatlı veya meyve gibi yiyecek türlerini, ara öğün olarak tercih edebilirsiniz
Kaynak: Acıbadem Hastanesi web sitesi (www.acibadem.com.tr)
BU KONUYLA İLGİLİ DİĞER HABERLER
Diyabette Beslenme ve Egzersiz |