Yüksek kan basıncı, yani hipertansiyon, çok yaygın görülen ve belirti vermeden kalp krizi, inme gibi çok ciddi kalp ve damar hastalıklarına neden olabildiği için sinsi katil olarak da bilinmektedir.
Ülkemizde yaklaşık 15 milyon (her 3 erişkinden 1’i) hipertansiyon hastası bulunmaktadır. Bununla beraber, bu hastaların 9 milyonu kendisinde hipertansiyon bulunduğunun farkında değildir. Farkında olan 6 milyon hastanın ise sadece 2 milyonu tedavi almaktadır.
Hipertansiyon bulunup bulunmadığını bilmenin tek yolu, düzenli aralıklarla kan basıncını ölçtürmektir. Normal kan basıncına sahip olanlar yılda en az 1 kez kan basıncını kontrol ettirmelidir.
Kan basıncınız 140/90 mmHg ya da üzerinde ise hipertansiyonunuz var demektir; bu durum, kalp ve damar hastalıkları için daha riskli olduğunuz anlamına gelmektedir.
Hipertansiyon, kalp krizi, inme, kalp yetersizliği, böbrek yetersizliği ve damar sertliği için çok önemli bir risk faktörüdür. Bu risk faktörü, sigara kullanımı, aşırı kilo, yüksek kolesterol ya da şeker hastalığı ile birlikte bulunduğunda ise kalp krizi ve inme riski birkaç kat birden artmaktadır. Kalp ve damar hastalığı riski, hipertansiyonun derecesi ile doğru orantılı olarak yükselmektedir.
Kan basıncı sınıflaması
| |
Sistolik (büyük kan basıncı) |
Diyastolik (küçük kan basıncı) |
Normal Yüksek normal 1. derece hipertansiyon 2. derece hipertansiyon 3. derece hipertansiyon |
120-129 130-139 140-159 160-179 ≥180
|
80-84 85-89 90-99 100-109 ≥110
|
Hipertansiyon tedavisine başlama kararı, kişinin toplam kalp ve damar hastalığı risk düzeyine göre değişmektedir. Bu risk düzeyi, hipertansiyon dışındaki diğer risk faktörlerinin varlığına bağlıdır. Bunlar, yaş (erkekte >55 yaş, kadında >65 yaş), sigara kullanımı, yüksek kolesterol, şeker hastalığı, şişmanlık ve ailede kalp damar hastalığı öyküsünün bulunmasıdır. Risk faktörlerinin sayısı ne kadar fazla ise toplam kalp ve damar hastalığı riski o kadar yüksek demektir. Yüksek risk, tedaviye erken başlanmasını gerektirir.
Hipertansiyon tedavisinde hedef, kan basıncını 140/90 mmHg’nın altında tutmak (yüksek riskli hastalarda 130/80 mmHg’nın altı), gelişebilecek kalp ve damar hastalıklarını önlemek ve hedef organ hasarlarını (göz hasarı, böbrek hasarı, damar sertliği, beyin hasarı) azaltmaktır.
Kalp ve damar hastalığı riskini azaltmak için hipertansiyon tedavisi yanısıra, değiştirilebilir tüm diğer risk faktörlerinin de tedavi edilmesi gerekmektedir (yüksek kolesterol, şişmanlık, şeker hastalığı, sigara kullanımı). Hipertansiyon tedavisinin ömür boyu süren bir tedavi olduğu, dolayısıyla tedavi uyumunun büyük bir öneminin bulunduğu ve ilaç tedavisi yanında yaşam tarzı değişikliklerinin vazgeçilmez olduğu unutulmamalıdır.
Prof. Dr. Serap Erdine İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi |