Doğru hastaneye ve doğru hekime ulaşabilmek günümüzde son derece önemli. Özellikle de kanser, kalp, felç gibi önemli hastalıklarda, herhangi bir uzvun kopması gibi acil durumlarda…
Her tedavi yöntemin uygulanışı sırasında ya da sonrasında nadir de olsa bazı komplikasyonlar yaratma riski var. Bunları bir kenara bırakırsak, alanında iyi bir hekimi; alt yapısı ve hasta memnuniyet yönetimi iyi bir hastaneyi seçerek en ağır hastalıklarda sağlığa kavuşmak hiç de hayal değil!
Peki, doktorumuzu neye göre, nasıl seçeceğiz? Artık çoğu hasta kendisine konulan teşhisle ilgili tıptaki en son gelişmelere internet aracılığıyla ulaşabiliyor. Konuyla ilgili uzman doktorlar ve hastaneler hakkında internet sitelerinde saatler süren titiz ve derin bir araştırma yapıyor.
İşte, bu hasta kitlesine hitap etmek isteyen çoğu hekimin artık internet siteleri var. Doktor seçerken, en önemli noktalardan biri hekimlerin internet sitelerinin nasıl olduğudur. Web sitesinin tasarımı ve içeriği o hekimin aynasıdır bir bakıma. Artist gibi boy boy fotoğrafları mı yer alıyor doktorun sitesinde? Sözde ya da gerçek hastaların kendisiyle ilgili övgü dolu sözlerinin yaratacağı olumlu etkiden medet mi umuyor? Hastayı bilgilendirmekten çok, kendi reklamını yapma peşindeki böyle hekimlerden uzak dururum ben her zaman.
Tıptaki gelişmeler baş döndürücü bir hızla ilerliyor. Bir hekimin mezun olduğu yılki bilgisini sürekli yenilemesi, kendisini geliştirmesi gerekiyor. Tıbbi kongreleri takip eden, yayınları olan hekimler dururken, sadece muayenesinde hasta gören, tıbbi bilgilerini ve deneyimlerini güncellemeyen doktorlardan da uzak dururum.
Peki, reklam, sponsorluk gibi yollarla sürekli medyanın gündeminde yer alan doktorlara ne kadar güvenebiliriz? Bir hekimin haftanın neredeyse her günü kadın, sağlık, magazin programlarında boy göstermesi onun gerçekten iyi bir hekim olduğunu gösterir mi? Ünlü, medyatik bir doktor olmak hastalıkların teşhisi ve tedavisi konusunda hekimlik bilgisinin, yeteneğinin ve deneyiminin göstergesi olabilir mi sizce?
Bir de her konuda ahkâm kesmeye meraklı hekimler var. Bir gazete ya da televizyon muhabiri kendisine soru sormaya görsün… “Bu benim uzmanlık alanım değil diyerek” söyleşi teklifini geri çevirmek yerine, tıp fakültesini bitirmiş olmanın ve diplomasında doktor yazmasının güveniyle tıbbın her alanında konuşabiliyor bazıları. Beyin cerrahı bir hekim domuz gribi, kadın hastalıkları ve doğum uzmanı ise kalp krizi konusunda röportaj verebiliyor. Hatta gazetelerde, dergilerde okurların sorularını yanıtlayan uzman hekimlerin bazıları tıbbın her alanında bilgi vermekte bir sakınca görmüyor. Oysa, tıptaki uzmanlaşma alt branşlara kadar indi günümüzde. Örneğin kadın hastalıkları ve doğum uzmanları kısırlık, jinekolojik kanserler; göz hekimleri ise retina, okuloplastik cerrahi gibi konularda uzmanlaşmaya gidiyor. Genel cerrahlar da öyle… Kimi batın cerrahisinde, kimi ise tiroid cerrahisinde uzmanlaşıyor. Hal böyle iken, bir hekimin kendi uzmanlığı dışındaki rahatsızlıklar konusunda da dertlere derman olmaya çalışması büyük bir güvenirlik ve imaj kaybı yaratıyor bende.
Hekim seçerken dikkat ettiğim bir nokta da, doktorların yer aldığı televizyon programlarıdır. Hastaları sağlığına kavuşturmak için Hipokrat Yemini eden bir hekimin neredeyse her gün gelin, kaynana programlarında, magazin dünyasının ünlü isimlerinin birbirine ağır hakaretler yağdırdığı ratingi ve kavgası bol programlarda ne işi var? İşte, bu tür doktorlardan da uzak dururum ben bir hasta olarak.
Az konuşan, hastaya ve hasta yakınına bilgi vermeyen, burnu kaf dağındaki hekimlere de kendimin ya da bir yakınımın sağlığını emanet etmek istemem. Çünkü en doğal hasta hakkıdır rahatsızlığının seyri, uygulanacak tedaviler, yan etkiler ve başarı oranları konusunda bilgilendirilmek.
Cerrahi ya da yoğun bakım gerektiren durumlarda hekimin ameliyat yaptığı hastane de son derece önemlidir benim için. Hastanenin alt yapısı, hemşirelik hizmetleri nasıldır? Ameliyathane, yoğun bakım, tıbbi cihaz açısından her türlü üst düzey donanıma sahip midir? Anestezi konusunda nasıl bir kadro vardır? Acil bir durum olduğunda kardiyolog, kalp cerrahı, beyin cerrahı var mıdır hastanede?
Bir gazeteci olarak alanında iyi olması da yetmez doktorun. Kişilik özelliklerini de biraz olsun dikkate almaya çalışırım. Medya yalakası bir karektere sahip olması da çok büyük olumsuz bir özelliktir benim gözümde. Kimi korkudan, kimi de “haberimi yapar” düşüncesiyle ““Efendim, ”medya bizim tacımız” sözünü düşürmez dilinden. Sonra bakarsınız o hekim, gazetecilik ilkelerini yerle bir eden, basın mesleğinin yüz karası diye nitelendirilen bir şahısla aynı samimiyette… Oysa hekimin bir duruşu olmalı… Yaşama karşı… Çevresindeki insanlara karşı. Kısacası önce insan olmalı hekim.
esrako@gmail.com
www.esrakazancibasiilesaglik.com
|