Gazi Üniversitesi’nin yaptığı araştırmaya göre, yaşlıların yüzde 17’si doktorların yazdığı ilaçları yan etkileri yüzünden kullanmıyormuş.
Gazetedeki haberi okuduğumda, annem geldi aklıma… 71 yaşındaki annem sağlık kontrollerini mümkün olduğunca aksatmaz. Kalp, guatr ve hipertansiyon sorunları için hekimlerine düzenli aralıklarla gider. Kan tahlillerini, görüntüleme tetkiklerini yaptırır. Doktorların reçeteye yazdığı ilaçları hemen eczaneden alır.
İşte, buraya kadar herşey olması gerektiği gibi… Peki, ya sonrası? Eve gelir gelmez hemen yakın gözlüklerini takıp, masaya ilaçları dizer. İlaçların prospektüslerini bir bir okumaya başlar. Okudukça, yüz hatları gerginleşir. Sonra bana dönüp ilaç yan etkilerini ardı ardına sıralar:
“Falanca ilaç böbrekleri bozuyormuş, filanca ilacın kalp krizine yol açma riski varmış. Hem de, troid hastaları dikkatli kullanmalıymış”
Prospektüslerde yazan yan etkiler nedeniyle annem doktorların verdiği yeni ilaçların çoğunu almaz. Eski ilaçlarını içmeye devam eder. Gerekçesi hazırdır:“Bunlara bünyem alıştı benim”
Mesela, KOAH hastası da olan annem, doktoru Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta’yı çok sevmesine ve güvenmesine rağmen, onun verdiği nefes açıcı spreyleri uygulamalarının zor geldiği gerekçesiyle yıllardır kullanmaz.
Annem, ilaçların prospektüslerinde yazan yan etkileri önemser ama nedense sigara paketlerinin üzerindeki uyarıları hiç mi hiç ciddiye almaz. Sigaranın neden olduğu inme, kalp krizi, mesane, akciğer ve ağız kanseri gibi hastalıkları hiç önemsemez.
Tabii, annemin yan etki sansüründen geçip, içilmesinde bir sakınca olmadığına karar verilen ilaçlar da vardır. Bu sefer, annem, bir hekim edasıyla ilaçların günlük dozlarını, kullanım sürelerini kendi yeniden düzenler. Doktoru günde üç kez demiştir, o bir kez alır. 15 günlük tedavi önermiştir, annem ilacı beş gün kullanır. İlaçların doğru kullanımı konusundaki tüm uyarılarım boşunadır, hekimleri dinlemeyen annem, kızını takar mı?
Düşünün, emekli bir öğretmen olan annem ilaç tedavisine karşı böyle negatif davranıyorsa, sosyo- kültürel düzeyi düşük insanlar ne yapar? Tabii, bir sorun daha var. Doktor tavsiyesi yerine arkadaş tavsiyesine kulak verilmesi…. Hekim reçetesi yerine, komşu ya da şifacı reçetesine güvenilmesi…
Konya’daki Gazi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi’nin araştırması Türkiye’de özellikle yaşlılar arasında ilaç kullanımıyla ilgili çarpıklığı gözler önüne seriyor. Araştırmaya göre her 100 yaşlıdan 16,7’si arkadaş ve komşu tavsiyesiyle ilaç içiyor.
Annem gibi hastaların bu tür davranışlarını anlamam mümkün değil! Doktorların verdiği ilaçları içmeyeceklerse, neden hastanelerin, tahlil ve röntgen merkezlerinin kapısını sık sık aşındırırlar?
İnanın, annem gibi hastaların doktorlarının yerinde de olmak istemem. Annem, hekimleriyle konuşurken, yaramazlık yaptığı ortaya çıkan bir çocuk gibi hemen suçunu itiraf eder: “Doktor Bey, bana kızacaksınız ama sigarayı hala bırakamadım, Kilo da veremedim” der. Fakat nedense hiçbir hekime, “Verdiğiniz ilaçları da içmedim” diyemez.
Diyet yapmayan, doktorların tüm uyarılarına rağmen sigara kullanmaya devam eden, reçeteye yazılan ilaçları içmeyen bir hastanın hekimi olmak çok zor bir şey olsa gerek!
esrako@gmail.com
www.esrakazancibasiilesaglik.com
|