Devir, tıpta rekabet dönemi…
Günümüzde giderek artan sayıda hekim medyada yer alabilmek, hasta çekebilmek için halkla ilişkiler uzmanlarıyla çalışıyor. Ekipleriyle birlikte uzman hekimleri transfer eden, zincir hastaneler açan sağlık kuruluşları da medyaya yaptıkları tanıtım çalışmalarıyla ayaktan muayene ve ameliyat sayılarını arttırmaya çalışıyorlar.
Sağlık kuruluşlarının yetkilileri ve hekimler ekranlarda, gazete sayfalarında boy göstermeye bu kadar hevesli iken, sistem kendi dinamiğini yaratıyor. Ortalık kendini medya ilişkileri uzmanı olarak tanıtan kişilerden, ajanslardan geçilmiyor.
Her gün sağlıkla ilgili onlarca basın bülteni geliyor. Ancak bunların çoğu güncel olmayan, yetersiz ya da bayatlamış bilgileri içerdiği için hemen mail kutumun çöp sepetindeki yerini alıyor.
Bazı açıkgözler ellerindeki eski, bayat bültenlere takla attırarak tekrar tekrar medyaya gönderiyorlar. Gazeteci bu sahteciliği yerse ne ala…Yok efendim ‘Düğün öncesi gülüş tasarımıymış’…. ‘Yok nikah öncesi gelinlik diyetiymiş’... Aynı hekimin aynı cümlelerinin yerini değiştirince; bunlar sağlık PR’ı yaptıklarını sanıyorlar.
Hemen çöpe attığım basın bültenlerinin bazılarını da birkaç paragraflık, kısacık yazılar oluşturuyor. Kimi PR’cı kartvizitinde yazan uzmanlığına karşın bu işi bilmediğinden; kimi de mesleğine saygısı ve özeni olmadığından çalışıyormuş gibi görünmeyi tercih ediyor. Nasılsa masanın öbür ucundaki hekim ya da hastane yetkilisi ‘İyi bir basın bülteni neleri içermeli” konusunu bilmiyor.
Bir de insanı güldüren mevsimlik, adeta birbirinin kopyası basın bültenleri var… Ramazan’da sağlıklı beslenme… Sağlıklı iftar sofrası için sekiz öneri… Ramazan’da kilo koruma formülleri… Ramazan’ın başlamasıyla birlikte son dört günde Türkiye’deki bazı büyük hastanelerin de aralarında bulunduğu sağlık kuruluşlarından ya da kişisel pr’larını yapan doktorlardan benzer içerikli bültenler adeta yağmur gibi yağdı…
Doğrudur, medyada yer almak için güncel olmak gerek… Ama onca benzer bilgi karmaşası içinde bir gazetede ve televizyonda haber olarak yer alabilmek için gazetelere, dergilere ve televizyonlara gönderdiğiniz bültenin daha farklı, daha ilginç, daha bilgilendirici olması gerekmez mi?
Peki ya uygulamada? Bakıyorum da içerik fakiri, kısacık, bayat ve kopya bilgilerle dolu bültenlerin medyada yer alma oranı hiç de fena değil!
Az adam, çok iş felsefesi günümüz medyasında hakim. Sağlıkta uzman muhabirlerin sayısı giderek tükeniyor. Artık her işe koşturulan, bu nedenle hiçbir konuda yeterli bilgiye sahip olamayan muhabirler var. Böyle bir ortamda kim naftalin kokan bültenin önüne yeniden servis edildiğini anlayacak? Ya da sağlıkla ilgili bir basın bültenlerindeki hataları ya da bilgi eksiğini görecek? Kim bunlara haklarını verip “Çöp” muamelesi yapacak?
Ne diyeyim… Böyle medyaya, böyle sağlık pr’cıları…
esrako@gmail.com
www.esrakazancibasiilesaglik.com
|