HABER: Demet DEMİRKIR
Hekimler “Ayakta teşhis ve tedavi yapılan özel sağlık kuruluşları hakkında yönetmelik”de yapılan değişiklikle muayenehanelere getirilen fiziki standartları protesto etmek amacıyla sembolik bir kapıyla Taksim Tünel’den Gezi Parkı’na yürüdüler. Sağlık Bakanlığı’nın muayenehane sahibi doktorlara, fiziki şartları yerine getirmeleri için verdiği süre 04 Ağustos 2011 tarihinde doluyor.
Yeni yönetmelik gereğince muayenehanelerdeki birtakım mimari yapının değiştirilmesini isteyen Sağlık Bakanlığı, muayenehanelerde şu standartların olmasını istiyor:
“Muayenehane kapısının 110 santimetre (cm.) genişliğinde olması, 80 santimetre genişliğinde asansör bulunması, yangın merdiveninin olması ve muayene odasında tuvalet olması.
Yönetmeliği protesto etmek amacıyla Taksim’de toplanan hekimler, bu yönetmeliğin geri çekilmesini istediler. Pankartlar açan ve sloganlar atan hekimler, Sağlık Bakanlığı’nın belirlediği mimari yapıda muayenehane bulmanın çok zor olduğunu belirttiler.
Yürüyüşün ardından yapılan basın toplantısında özel hastanelerden sağlık hizmeti almanın her geçen gün arttığı belirtildi. Hekimlerin diplomalarını rehin alan uygulamaların amacının ise özelleşme yolundaki kamu işletmelerine güvencesiz ve ucuz hekim işgücü yaratmak, müşteri olarak görülen hastaların ise özel hastaneler dışında gidebilecekleri kanalları tıkamak olduğu vurgulandı.
4 Ağustos 2011’de fiziki standartlar için verilen geçiş süresinin dolduğu, 31 Aralık 2013 tarihinde ise fiziki koşullar nedeniyle muayenehane ruhsatlarının iptal edileceği de belirtildi.
Türk Tabipler Birliği İkinci Başkanı Prof. Dr. Özdemir Aktan, bu yönetmeliğin mantıklı, etik ve yasal tarafının olmadığını söyledi. “Danıştay’ın bu yönetmeliği durduracağından hiç şüphemiz yok, durdurmazsa da gereken neyse onlar yapılacak” şeklinde konuştu.
Hastalarla karşılıklı beraber bir sevgi, saygı ve güven ortamı yaratamazsak buradan iyi bir sağlık ortamı ve iyi bir sağlık hizmeti beklememiz söz konusu olamaz diyen Prof. Dr. Aktan, “Yöneticilerin bunu göz önüne alması ve yeniden huzurlu bir sağlık ortamı yaratılması için gayret sarf etmelerini istiyoruz. Bu yönetmeliğin iptal edilmesini istiyoruz” dedi.
“HER MUAYENEHANE BİR EYLEM YERİ OLACAK”
Yönetmeliğin iptal edilmemesi durumunda yeni gelecek sağlık bakanı ile görüşeceklerini kaydeden Prof. Dr. Aktan, yine olmazsa Başbakan’la, Cumhurbaşkanı’yla görüşeceklerini, yine sonuç alamadıkları takdirde her muayenehanenin bir eylem yeri olacağını sözlerine ekledi.
İstanbul Tabip Odası Temsilciler Kurulu Divan’ından Dr. Samet Mengüç ise muayenehanelerin kapatılmasının mesleklerini yalnızca muayenehane hekimliği yaparak sürdüren hekimlerin değil tüm hekimlerin sorunu olduğunu belirtti ve taleplerini şöyle sıraladı:
. Yeni laboratuar, müessese ve polikliniklerin açılmasını olanaksız hale getiren planlama olarak tanımlanan uygulamadan ve mevcutların çoğunun kapanmasına yol açacak olan, yeniden ruhsatlandırma işlemlerinden vazgeçilmesini,
. Mesleğimizi özgürce sürdürebilmek için muayenehanelerin kapatılmamasını ve açılmayı zorlaştırıcı, engelleyici hükümlerin kaldırılmasını,
. Açılmış ve ruhsatlandırılmış muayenehaneler için ek koşulların getirilmemesini,
. Avrupa başta olmak üzere tüm gelişmiş ve modern ülkelerde olduğu gibi muayenehanelerin açılması ve denetlenmesinin tabip odalarının ve uzmanlık derneklerinin görüşleri doğrultusunda meslek kuruluşlarının da içinde yer alacağı kurullarla yapılmasını ve hızla bu yönde yönetmelik düzenlenmesini,
. 4 Ağustos’ta tüm muayenehanelerin kapanmasına yol açacak olan ilgili yönetmeliğin acilen iptalini talep ediyoruz.
Basın toplantısı sonunda hekimler, üzerinde 109 cm. yazan sembolik kapıya stetoskop ve diplomalarını asarak alkış, ıslık ve düdük sesleriyle yönetmeliği protesto ettiler.
“Muayenehaneme Dokunma” mitingine katılan hekimlerden aldığımız görüşler ise şöyle:
“YASA DIŞILIK HAKİM”
Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanı Prof. Dr. Süleyman Özyalçın (Muayenehane hekimi):
“Beklentimiz doktorların özgür çalışma haklarının elinden alınmaması, zaten bu alana ait bir sürü kısıtlamalar getirildi. Muayenehanesinde çalışan, özel hekimlik yapmak isteyen hekimlerin hakları da gasp edilmeye çalışılıyor. Bunun için hiçbir şekilde uyulamayacak yasal düzenlemeler yolu seçiliyor ve bir yasa dışılık hakim.
Hiçbir meslek kuruluşunda bu tip düzenlemelere maruz kalınmazken hekimlerde asgari şartların çok zorlaştırıldığı birtakım yasal düzenlemelerle bunların özel çalışma alanlarının da kapatılması planlanıyor. Bizler buna karşıyız, hekim hasta buluşmasının en mahrem en özel ve yıllardır süregiden bir biçimi olan muayenehane hekimliği ülkemizde dünyanın hiçbir yerinde görülmedik bir biçimde gasp edilerek yasal düzenlemelerle engellenerek bu hakkın elimizden alınması söz konusu.
109 cm.’lik kapıdan hekim ve hasta giremez deniyor ama bu standartları bulabilmek çok zor. Bu ülkede böyle bir standartta muayenehane alanı bulmak çok zor. Hasta insanların gidebileceği ortamlar yaratılmaya çalışılıyor ama bu standartların dışında da ortamlara hastalar girebiliyor.
Mesela avukat bürosuna girebiliyor, buralarda bu standartlar aranmazken hekim muayenehanesinde böyle bir standart zorlaması bunun komik bir yasal düzenleme ya da gaspından başka bir şey değildir.”
“HEKİMLERİN HAKLARI BİR BİR ELLERİNDEN ALINIYOR”
Türk Tabipleri Birliği İkinci Başkanı Prof. Dr. Özdemir Aktan:
“Bu eylem yalnızca hekimlerin muayenehanesiyle ilgili bir eylem değil. Her geçen gün hekimlerin hakları bir bir ellerinden alınıyor. Hekimlik öyle bir meslek ki hekimler ve hastalar arasında karşılıklı saygı sevgi güven duygusu olmazsa bu sağlık hizmetinin iyi bir şekilde verilmesi söz konusu değildir.
Hekim ve hasta arasındaki ilişki yöneticilerin de kışkırtmasıyla ve hekimleri öne atmalarıyla bozuluyor. Hekime ve sağlık çalışanlarına şiddet daha fazla artıyor, karşılıklı güvensizlik yaşıyoruz bu da sağlık ortamının iyi bir yere gitmediğini gösteriyor.
Bizim yasal haklarımız var ve bunların korunması gerekiyor çünkü bir yıl önce tam gün yasasını anayasa mahkemesi değerlendirdiği zaman, ‘hekimleri bir yerde çalışmaya zorlayamazsınız, mesaileri bittikten sonra dışarıda çalışabilirler’ dedi. İki ay önce de Danıştay kararı, ‘hekimlerin muayenehanede çalışmasını engelleyemezsiniz’ şeklinde olmuştu. Dolayısıyla bu anayasal bir hak ama bakanlık, uygulanması mümkün olmayan yönetmelikler çıkartıyor.”
“MUAYENEHANEMİN FİZİKİ KOŞULLARI 6 YILDIR YETERLİYDİ DE ŞİMDİ Mİ YETERSİZ?”
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Medet Yılmaz (Muayenehane hekimi):
“Beklentimiz, 4 Ağustos’ta yürürlüğe girmesi gereken genelgenin kaldırılması. Bu genelgede Sağlık Bakanlığı tüm muayenehanelerin fiziki şartlarını mümkün olmayacak bir şekilde oluşturmuştur ve fiilen bütün muayenehanelerin kapanmasını gerektiriyor. Sağlık Bakanlığı yıllardan beri kamuda çalışan hekimlerin muayenehane açmasının önüne geçti. Birtakım kanun ve yönetmeliklerle…
Tamamen serbest çalışan hekimlerin de muayenehanesini kapatmaya çalışıyorlar, burada hekimleri özel sağlık hastanelerinin ucuz iş gücü haline getirmek, muayenehaneleri kapatarak buradaki hastaları özel hastanelere yönlendirmek amaçlanıyor.
Bu genelgenin kaldırılmasını istiyoruz. Bakanlık kendi hastanelerinde, Aile Sağlığı Merkezlerinde hatta devlet hastanelerinde uygulamadığı fiziki genelgeleri muayenehanelere uygulamaya çalışıyor. Türkiye’nin herhangi bir yerinde istenildiği gibi muayenehane bulmak mümkün değil.
Muayenehanemi açalı sekiz yıl oldu ve bana şimdi, ‘muayenehanen yetersiz’ deniyor. ‘Sekiz yıl yeterliydi de şimdi mi yetersiz?’ diye soruyorum. Bu benim kazanılmış haklarım, ben devlet hastanesinden istifa etmiş tamamen serbest çalışan bir hekimim.”
“HAKKIMIZI ELİMİZDEN ALMAK İSTİYORLAR”
İsmini vermek istemeyen bir hekim (Pratisyen hekim – Devlet Hastanesi Acil Servis - İşyeri Hekimi):
“Biz doktorlarla çok uğraşıldığını düşünüyoruz, diğer mesleklerden olan insanlarla birebir ilişki yok, diğer meslek gruplarına kısıtlama yok. Biz en uzun okuyan kesim olduğumuz halde ve çalışma şartlarımız da çok zor olduğu halde bize karşı ilginç sözler söyleniyor. ’Gözleri doymaz’ gibi sözler sarf ediyorlar.
Muayenehanelerin kapatılması ve belli şartlara uyulması deniyor ama 99 depreminden sonra bile inşaatların yapımında belli standartlara ulaşmadılar. Bu standartlara ulaşamazlarken muayenehanelerden istiyorlar. Bir avukattan, kuaförden bunu istemiyorlar ama doktorlardan hem performans istiyorlar istatistikçi gibi sayısal olarak çok kişi bakmasını istiyorlar hem de çok sorumluluk istiyorlar.
Attığınız imzada, verdiğiniz tek bir ilaçta bile sorumluluğunuz çok fazla ve sadece siz sorumlusunuz. Kısıtlama üzerine kısıtlama geliyor. Önce, ‘Ya hastanede ya muayenehanede çalışırsınız’ dediler ama şimdiki bu durum muayenehaneleri kısıtlama yoluna gidiyor. Biz bunun hakkımız olduğuna inanıyoruz ve elimizde kalmasını istiyoruz.”
“BU YÖNETMELİĞİN HİÇ BİR DAYANAĞI YOK”
Psikiyatrist Prof. Dr. Mansur Beyazyürek (Muayenehane hekimi):
“Bu kararın hiçbir anlamı yok. Tuhaf, hiçbir dayanağı olmayan bir yönetmelik. İki sene içinde sekiz defa yönetmelikte değişiklik yapılması da yönetmeliğin ne kadar tutarlı olduğunun göstergesidir. Bu yönetmeliği çıkaranlar ve sahiplenenler dahi mantıksızlığın olduğunu ve böyle bir şeyin olamayacağını biliyorlar ama dayatıyorlar; o zaman bunun altında kötü niyet yatıyor. Beş yaşında bir çocuğun bile güleceği yaptırımlar bunlar.
Ben 35 yıldır hekimim, benim hastamla arama kimse giremez. Sizi her hafta hastanede başkası göreceğine bir muayenehanede hekim seçme hakkınız olmalı. Dünyanın her yerinde bu var, Türkiye’de serbest ticaret var, kum ticareti yapanlar var pek çok yerde dükkan açıyor ben muayenehane açıyorum, açtırmıyorlar, başka yerde çalıştırmıyorlar.
Ben tercih ediliyorsam neden karışıyorsunuz, benim hastam hastanede görünmek istemediğini söylüyor, muayenehanede özel olarak görüşmek istiyor. Bir kişi dahi bunu istese böyle bir yasa çıkaramazlar. Bakanlar kendi kendilerine konuşuyorlar karşılarında eleştirecek hiç kimse yok ne yazık ki…
Tıp mesleği başka meslekle mukayese edilemez, tanrıya en yakın mesleği yapıyorum. Gelen her hastanın TC kimlik numarası ve tanısıyla bildirilmesi gerekiyormuş o zaman nerede kaldı hastamla aramdaki sır, hastamın tanısını veya kim olduğunu bilme hakkını kim veriyor, benim mesleğimde böyle bir hak yok. Cumhurbaşkanına hatta hakime dahi bu bilgileri vermeme hakkım var.
Devlet mecburi hizmet istiyor, mühendis oluyorlar gidip işlerini yapıyorlar. Eşitlik varsa herkes mecburi hizmete gitsin. Ülkenin ihtiyacı var deniyor bana ihtiyaç varsa beni küçültemezler, bana değer verecekler. Benim muayenehanemi kapatsalar ne olur benim hastam beni her yerde bulacaktır.”
“KAZANILMIŞ BİR HAK GASP EDİLİYOR”
Beyin ve Sinir Cerrahı Dr. Halil Toplamaoğlu (Muayenehane hekimi):
“38 yıllık hekimim, karar tamamen yanlış, 1920’li yıllardan beri verilen bir hak gasp ediliyor. Muayenehaneler hekimlerin özgürce işini yapabildiği hastalarına yeteri kadar zaman ayırabildiği yerlerdir. Orayı kapatmaya çalışmak ve hekimlerin bir bölümünü kamuda bir bölümünü de özel sektörde ırgat gibi çalışmaya mahkum etmek çok yanlış bir düşünce.
Zaman içerisinde bu böyle devam ederse ileride sağlıkta büyük sorunlar çıkacak. Özellikle hastalar istedikleri hekime ulaşamadıkları için istedikleri gibi tedavi olamadıkları için şikayetçi olacak ama iş işten geçmiş olacak. Bunun dışında gerekçe olan şu, hastayı hastaneyle paslaşıyor şeklinde görüşler var böyle hekimler de var ama önemli olan bunların bulunup ayıklanması. Devlet bunu yapacağına kestirmeden gidip her şeyi kapatıyor. Kamuda da özelde de aynı sorun var, 3-5 dakikada hasta bakılıyor.
Hekim, vatandaşın önüne atılmaya başlandı. Sözlü taciz, tekme tokat, kurşunlamaya kadar giden olaylar var, saygı bitti. Hekim ve hasta arasındaki saygı ve sevgiyi kaybettirirseniz bu toplum kaybeder. Bu yanlıştan mutlaka dönülmesi lazım. Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nden klinik şefliğinden bu konular yüzünden sinirlenerek emekliliğimi istedim ve ayrıldım. Beş yıl başhekimlik yaptım, 1980 yılından beri de muayenehanem var.”
“MUTSUZ HEKİM, HASTASINI TEDAVİ EDEMEZ”
Psikiyatrist Doç. Dr. Duran Çakmak (Muayenehane hekimi)
“36 senedir hekimim ben, muayenehane meselesi değil bu, sağlığın tekelleşmesi ve bundan en büyük zararı halk görecek. Muayenehanede çalıştırmak için istediklerini sağlayacak Türkiye’de hiçbir muayanehane özelliği yok 110 cm kapı girişi, deprem raporu, asansör, yangın merdiveni gibi özellikler taşıyan binaların Bakırköy’de olması mümkün değil, sokakta mı çalışalım. Limon satamayız, ticaret yapamayız, aç kalmamak için yapacağımız başka şeyler var onları düşüneceğiz.
Hekim, hastasıyla iç huzuruyla bir arada olmalı. Son üç senedir doktorlar ister tam gün çalışsın ister muayenehanede çalışsın yine de mutsuz. Mutsuz hekim, hastasını tedavi edemez.
“DOKTORLAR HEDEF GÖSTERİLİYOR”
İsmini vermek istemeyen bir hekim (Üroloji uzmanı – muayenehane hekimi):
“Doktorlar hep hedef olarak gösterilmiştir ama asıl sorun olan sağlık sistemidir ama hastayla karşı karşıya gelen doktordur. Hastalar sistemdeki olumsuzluk ve şikayetlerin direkt doktorun sorumluluğunda olduğunu düşünüyor. Hekimlik gibi onurlu bir mesleğin cazibesi Türkiye’de artık yitirildi, hiç kimse doktor olmak istemeyecek.
Yüksek puanlarla girilen tıp fakülteleri cazibesini artık yitirdi bunun sebebi ise doktorların hedef gösterilmesi. Bu ülkeye çok yazık yalnız ve güzel ülkem, yalnız ve güzel mesleğim, yalnız ve güzel doktorluk, hepsi heba oluyor. Akıl ve fikir bekliyorum, aklın yoluyla hareket edilmesini bekliyorum. Bazı konularda doktorların hedef gösterilerek işin içinden sıyrılmanın çok yanlış olduğunu düşünüyorum.”
|