HABER: Demet DEMİRKIR
Pozitif Yaşam Derneği, HIV ile yaşayan kişilerin hakları için farkındalık ve savunuculuk projesi kapsamında yürütülen stigma index Türkiye anketi sonuçlarını açıkladı.
“Stigma Index Türkiye” anketi 'enfeksiyon hastalıkları uzmanlarına yönelik HIV ile ilgili karşılaşılan sorunlar' araştırması ve 'HIV/AIDS konusunda yasal düzenlemelerin uluslararası karşılaştırması' araştırmalarının bulguları, Türkiye'de HIV ile yaşayan kişilerin sağlık alanında ve sosyal yaşamda karşılaştıkları sorunlara ve bunlara yönelik çözüm önerilerine ışık tuttu.
Araştırmalara göre, HIV/AIDS ile ilgili toplumsal önyargılardan kaynaklanan damgalama ve ayrımcılığın, HIV pozitiflerin hem sağlık hizmetlerine ulaşımlarının hem de iş ve sosyal hayatlarını etkin bir biçimde sürdürmelerinin önünde engel oluşturduğu gösterildi. HIV ile yaşayan kişilere göre, toplumun HIV pozitiflere yönelik olumsuz algılarının temelinde ise HIV'in sosyal yaşamı paylaşmakla bulaşabileceğine dair yanlış bilgiler ve HIV'in 'ahlaksız' davranışlarla ilgli olduğu şeklindeki önyargılar olduğu kaydedildi.
Yapılan değerlendirmelere göre ise Türkiye'de HIV/AIDS ile ilgili bilgi düzeyinin halen istenilen seviyede olmadığı gösterildi. Toplantıya Pozitif Yaşam Derneği Eğitmeni Yasin Erkaymaz ve Pozitif Yaşam Derneği Kurumsal İletişim Sorumlusu Çiğdem Şimşek katıldı. Damgalama ölçeğini (stigma index) anlatan Yasin Erkaymaz, HIV/AIDS ile yaşayanların uğradıkları ayrımcılığı ölçmeye yarayan bu metotta anketi yapan ve anketi yaptıran kişilerin HIV ve AIDS ile yaşayan kişiler olduğunu kaydetti. Anketin 100 kişi ile yapıldığını bildiren Erkaymaz, görüşmecilerin 21 kadın, 4 transseksüel kadın, 75 erkekten oluştuğunu; yaş ortalamasının 30-39 olduğunu; eğitim durumu konusunda yüzde 41’inin lise mezunu olduğunu; çalışma durumunda yüzde 44’ünün tam zamanlı çalıştığını; gelir durumunın ise yüzde 44.8’inin orta gelirli olduğunu yüzde 89’unun büyük şehirlerde yaşadığını, ilişki durumunda ise yüzde 69’unun 1 ila 4 yıl arasında süregelen bir ilişkisi olduğunu bildirdi.
AYRIMCILIĞIN NEDENLERİ
HIV/AIDS’e bağlı ayrımcılığın nedenlerine değinen Erkaymaz, HIV statüsünden başka nedenlere bağlama oranının daha yüksek olduğunu kaydetti ve şu oranları verdi:
. İnsanların HIV'in nasıl bulaştığını anlamaması ve gündelik temaslarla onlara HIV bulaşmasından korkması (yüzde 58)
. İnsanların HIV 'kapmaktan' korkmaları – doğru bilgi eksikliği (yüzde 53)
. HIV'in utanç verici, ahlaksız ve yaşam tarzına bağlı bir şey olarak algılanması (daha çok erkeklerle cinsel ilişkiye giren erkeklerde (MSM) ve eşcinsel erkeklerde karşılaşılıyor)
HIV ile yaşayanların iş, sağlık ve eğitim hizmetlerine erişimi hakkında bilgi veren Erkaymaz, HIV nedeni ile gelir kaynağını kaybetmenin yüzde 30.9 olduğunu, HIV nedeniyle bir sağlık kurumu tarafından reddedilmeye maruz kaldığını söyleyenlerin yüzde 20.4 olduğunu söyledi.
İçselleştirilmiş damgalama adı altında kişilerin kendileriyle yüzleşmeleri konusuna değinen Erkaymaz,
. Sosyal etkinliklere katılmayan yüzde 25
.Kendisini arkadaş ve ailesinden dışlayan yüzde 27
. İş hayatına son veren yüzde 10
. Evlenmeme kararı alan yüzde 19.7
. Seks yapmamaya karar verme yüzde 22
. Çocuk yapmaktan vazgeçme yüzde 28.4
. İhtiyacı olduğunda hastaneye gitmeyi reddetme yüzde 9
. Eğitimini sürdürmektan vazgeçmenin ise 5.4 oranında olduğunu belirtti.
HIV test sürecinde yaşanılan zorlukları kaydeden Erkaymaz, kadınların aile ve arkadaşlar tarafından dışlanma korkusu, partner tarafından terk edilme korkusu, işini ya da eğitim olanağını kaybetme korkusu yaşadıklarını; erkeklerin ise aile ve arkadaşlar tarafından dışlanma korkusu, partner tarafından terk edilme korkusu ve evlilik dışı ya da erkeklerle cinsel ilişki yaşadığını düşünmesi endişesi yaşadıklarını önemle vurguladı.
Test süreci konusunda bilgiler veren Yasin Erkaymaz, sorunun test sonrası bilgilendirmenin yetersiz kişiler tarafından, uygun olmayan yollarla ve eksik olarak yapılması, test öncesi bilgilendirmede eksiklikler, test sonuçlarının uzun sürede çıkması, kişinin bilgisi ve rızası olmadan test yapılması, gönüllü testlerin azlığı (teste erişimin ve test yaptırma alışkanlığının olmaması) olduğunu söyledi. Danışmanlık hizmetinin ve gönüllü test imkanlarının yaygınlaştırılması gerektiği önerisinde bulundu.
HIV pozitiflerin haklarının güvence altına alınması gerekliliğini vurgulayan Erkaymaz, hem HIV pozitiflerin hem de tüm toplumun bu haklar konusunda bilinçlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Çiğdem Şimşek ise HIV hakkında yanlış bilinenlere değindi ve HIV’in üç yolla bulaştığını söyledi. Anneden bebeğe (doğum veya süt yoluyla), kondomsuz ilişki, kan yolu ortak enjektörlerin kullanımıyla bulaştığını kaydetti.
Hangi yollarla HIV’in bulaşmadığı sorusuna ise; kondom ile ilişki, aynı ortamda bulunmak, öpüşmek, sivrisinek, aynı kaptan yemek içmek şeklinde cevap verdi.
Doğru zamanda test yapmanın önemini anlatan Şimşek, HIV’in 2-13 yıl arası belirti vermeyebileceğini bildirdi. Tedavi erişimi yoksa ölümle bile sonuçlanabilen HIV’in ilaç tedavisi ile kaliteli ve sağlıklı bir yaşam sürmenin mümkün olabildiğini hatırlattı. HIV ve AIDS ayrımcılığını ortadan kaldırmanın en basit yoluna değinen Şimşek, HIV virüsü, AIDS mikrobu, AIDS virüsü, AIDS hastalığı, AIDS hastası, AIDS’li veya HIV’li, HIV – hastalık kapmak gibi cümlelerin kurulmaması gerektiğini bu cümleler yerine şunların tercih edilmesi gerektiğini söyledi: HIV ile yaşayan, HIV/AIDS ile yaşayan, HIV pozitif, HIV pozitif kişi, HIV durumu, HIV’i almak, HIV ile enfekte olmak…
|