|
|
| |
Aile Hekimliği Uygulamasına Tepki 22.07.2011 - 801 defa okundu.
|
Aile Sağlığı Merkezi (ASM) uygulamasına geçilmesinin üzerinden sekiz ay geçti. İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu, bu zaman içinde İstanbul’da hala faal olmayan ASM'ler bulunduğunu ve birçok ASM’de ebe-hemşire eksiğinin tamamlanmadığını belirterek yazılı bir açıklama yaptı.
Sağlık hizmetlerine en fazla ihtiyaç duyulan ilçelerden biri olan Sultangazi’de 23 Aile Hekimi Biriminin boş olduğu belirtilen açıklama şöyle devam ediyor:
“132 Aile Hekiminin hemşire/ebe olmadan çalıştıkları ilan edilmiş olmakla birlikte bu dönem içinde bu birimlerin sorumluluk aldıkları nüfusun bebek/ gebe izlemleri ve aşılarının yapılıp yapılmadığı bilinmemektedir. Bu hizmetler için ebe-hemşire istihdamının açılacak ihalelerle, taşeron şirketlerce karşılanacak olması ise verilmekte olan hizmetin niteliği ile bağdaşmayacağı gibi, çalışanların özlük hak kayıpları açısından da kabul edilebilir bir yöntem değildir. İvedilikle KPSS sınavlarını kazanmış, iş bekleyen eğitimli ebe ve hemşire kadroları açılarak taşeron ihale girişimleri iptal edilmelidir.”
KALİTE SINIFLAMASI
Aile Hekimliği sisteminin İstanbul'da ne durumda olduğunun bir diğer göstergesinin ise Bakanlığın “kalite” sınıflamasıyla ilgili olduğu vurgulanan açıklama şöyle devam ediyer:
“İstanbul’da, yapılan sınıflandırmada toplam 3467 Aile Hekimliği Biriminden sadece 60’ı A sınıfı olabilmişken, 183’ü B sınıfı, 266’ı C sınıfı, 1204’ü ise ancak D sınıfı olabilmiştir. Aile Hekimliği birimlerinin yarısından çoğu sınıflandırma dışı kalmıştır. İstanbul'daki tüm Aile Sağlığı Birimlerinin ancak yaklaşık yüzde 2'si propagandası yapılan ve sistemin ön gördüğü A sınıfı kategorisine girebilmiştir.
Aile Hekimliği Uygulaması, halkın sağlık hizmetlerine daha kolay ulaşabileceği iddiasıyla başlatılmışken, Aile Hekimlerinin kendisine kayıtlı olmayan nüfusa bakmaktan sorumlu olmaması nedeniyle, özellikle yaz aylarında mekân değiştiren halkın ASM’lerden hizmet alması adeta imkansız hale getirilmiştir.”
PRATİSYEN HEKİMLERİN DURUMU
Açıklamada, sağlık personelinin hiçbir güvenlik tedbiri olmadan özveriyle evlere gidip gebe/hasta ziyareti yaptığı hatırlatılıyor ve şu bilgilere yer veriliyor:
“Pratisyen hekimlere itibar kazandırıldığı iddia edilirken, gelinen noktada apartman yöneticileri kapılarına ‘seyyar satıcı ve Aile Hekimi giremez’ diye yazılar asmakta, evlerde şüphe dolu bakışlara maruz kalınmaktadır. Benzer yaşanan birçok olumsuz olay karşısında sağlık çalışanları kendilerini yalnız hissetmekte, motivasyonları kırılmaktadır. Sağlık Müdürlüğü, aylardır çalışma saatlerine ilişkin onayları tamamlamadığı gibi, onay gelmeden ziyarete çıkışı yasaklamış bulunmaktadır. Aynı müdürlüğün ne yazık ki belgelerin toplanmasının üzerinden aylar geçmesine rağmen Aile Hekimliği çalışanlarına birer kimlik belgesi bile çıkaramamış olmasının bir açıklaması yoktur.
Sağlığı piyasalaştırma uğruna birinci basamak hizmetlerini değersizleştirip adeta bireysel muayenehane şekliyle yürüten Sağlık Bakanlığı, yaptıklarını ve yapacaklarını gizlemek için, Aile Hekimliğinin kamusal hizmet olduğu söylemlerini yüksek sesle her platformda dillendirirken, Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta primlerinin tamamını tıpkı muayenehane hekimleri gibi Aile Hekimlerinin ödemesini uygun bulmaktadır.
Kamuoyuna yapılan bilgilendirmelerde yüksek maaşlar aldıkları iddiaları edilirken; Aile Hekimleri her geçen gün düşürülen maaşları, performans hesaplamaları gerekçesiyle yapılan geç ödemeler ve kesintilerle çalışmaktan memnun değildir. Bina kiralarını, elektriği, suyu, yakıtı, tamiratı, tüm personel giderlerini karşılamak için yapılan cari gider ödemeleri yarı yarıya azalmıştır. Çalışma koşulları kısıtlanan, her geçen gün hak kayıpları artan sağlık çalışanlarının gelecek kaygısı altında çalışmaktadır.
Koruyucu sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi iddiası ile ortaya atılan performans uygulaması, zamanla kesinti sopasıyla sağlık çalışanlarını “terbiye etmek” üzere kullanılmaya başlamış; Aile Hekimleri, adeta polikliniklere hapsedilerek, sürekli reçete yazmak, vatandaşın her türlü isteğine boyun eğmek zorunda bırakılmıştır.
Aile Hekimliği uygulaması ile birlikte TSM, AÇSAP ve Verem Savaş Dispanseri çalışanlarının ASM'lerde çalışan meslektaşlarından çok daha düşük ücret almaları, sağlık çalışanlarının motivasyonunu kırmış, güven ve adalet duygusunu zedelemiştir.”
SAĞLIK ÇALIŞANLARINA YÖNELİK ŞİDDET
Sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin her geçen gün arttığı ve bu artış karşısında hekimler, çaresizlikten istifa etme noktasına geldiği ifade edilen açıklamada, “Sağlık Bakanlığı ise “veriler” üstünden şiddet olaylarında artış olmadığını kanıtlamaya çalışmakta; olayları anlayıp bir tedbir geliştirmek yerine sağlık çalışanlarına yönelik hürmetsiz tutumunu sürdürmektedir” deniliyor.
Birinci basamağın emekçilerinin istekleri şöyle dile getiriliyor:
“Birinci basamak emekçileri, şiddet ortamından arınmış, insanca yaşayabileceği bir ücret aldığı, mesleki etkinliklerinin kısıtlanmadığı, nitelikli bir sağlık ortamında çalışmak istemektedir.
Çağdaş sağlık anlayışına dayalı temel sağlık hizmetleri veren birinci basamak kurumlarında, belli bir bölge ve nüfus için kişiye ve topluma yönelik koruyucu ve tedavi edici hizmetlerin entegre ve gerçek anlamda bir ekip hizmeti olarak verilmesi gereklidir.
Basamaklar arası geri bildirimi de içeren sevk sistemi ile herkes için eşit, ulaşılabilir ve ücretsiz sağlık hizmeti sunabilmek mümkündür. Bugün yaşadığımız uygulama çağdaş sağlık anlayışının çok gerisindedir. İstanbul’da ilk sekiz ayda yaşanılanlar Aile Hekimliği Uygulamasının bundan sonraki süreçte birinci basamak sağlık hizmetlerini daha da olumsuz etkileyeceğini görmek için yeterlidir.”
|
| « Geri |
|