|
|
| |
Türkiye’de Her 100 Kişiden 2’si Sedef Hastası 01.11.2011 - 683 defa okundu.
|
29 Ekim Dünya Sedef Günü kapsamında Ulusal Psoriyazis (Sedef) Destek ve Dayanışma Derneği Başkanı Dermatolog Prof. Dr. Güzin Özarmağan’ın katılımı ve Abbott’un katkılarıyla İstanbul gerçekleştirilen basın toplantısında sedef hastalığı mercek altına alındı. Dünyada 125 milyon kişiyi etkileyen, Türkiye’de ise her 100 kişiden 2’sinin karşı karşıya kaldığı sedef hastalığı ile ilgili farkındalığı artırmak amacıyla düzenlenen toplantıya başarılı oyuncu İlker Aksum da halk elçisi olarak katıldı. Toplantıda özellikle hastalığın getirdiği sosyal ve psikolojik olumsuzluklar üzerinde duruldu.
Ulusal Psoriyazis Destek ve Dayanışma Derneği Başkanı Dermatolog Prof. Dr. Güzin Özarmağan’ın konuşmacı olarak katıldığı toplantıda; “Hasta ve yakınlarına bu hastalık ile başa çıkmayı öğrenmeleri için eğitim desteği vermeyi ve hastalığın bilinirliğini artırmayı hedefliyoruz” dedi. Toplantıda; depresyon, dışlanma ve işe gidememe gibi sosyal yükleri beraberinde getiren sedef hastalığının kronik bir hastalık olduğuna, ancak hipertansiyon ve diyabet benzeri diğer kronik hastalıklarda olduğu gibi bilinçli bir tedavi uygulandığı sürece kontrol altında tutulabildiğine vurgu yapıldı. Söz konusu tedavinin bir uzman hekimin takibinde yapılması gerektiğinin önemine dikkat çeken Özarmağan, hastalık şiddetlendikçe kullanılması gereken tedavilerin de değiştiğini ancak bazı tedavilerin sadece üniversite ve eğitim araştırma hastanelerinde görevli uzman dermatologlar tarafından uygulanabildiğini belirtiyor. Sedef hastalarına doğru zamanda uygulanan doğru tedavi, hastalığın yaşam kalitesinde yaratacağı geri dönüşümsüz hasarları ortadan kaldırma konusunda çok önemli bir rol oynuyor.
SEDEF HASTALIĞI BULAŞICI DEĞİL!
Plak olarak adlandırılan kalın ve kırmızı pul pul beneklerden oluşan kronik bir hastalık olan sedef, cilt hücrelerinin çok hızlı büyümesiyle meydana geliyor. Normal koşullarda kendini 28 -30 günde bir yenileyen cilt, sedef hastalığı olan kişilerde bağışıklık sistemindeki hatalı sinyaller sonucunda 3 – 5 gün arasında yeni cilt hücreleri oluşturuyor. Vücut fazladan cilt hücrelerini dökmediği için bu hücreler cilt yüzeyinde birikerek plaklar oluşturuyor. Vücudun herhangi bir bölgesinde oluşabilen sedef, en yaygın olarak dirseklerde, dizlerde, belde ve kafa derisinde görülüyor. Hastalık el ve ayak tırnaklarını da etkileyebiliyor. Genellikle 16-22 ve 52-60 yaş aralığında ortaya çıkan sedef, bebeklik ve çocukluk dahil olmak üzere her yaş diliminde başlayabiliyor ve başka ciddi sağlık sorunlarıyla da ilişkilendiriliyor. Yapılan çalışmalar, sedef hastalarının yüzde 10 ila 30’unda eklemlerin içinde ve etrafında ağrı, sertlik ve şişkinliğe neden olabilecek bir enflamatuar hastalık olan ve kişide halsizlik yaratan psoriatik artrit geliştiğini ortaya koyuyor.
Dünya genelinde 125 milyon kişiyi etkilediği tahmin edilen sedef hastalığının nadir görülen ve tedavi edilemeyen bulaşıcı bir hastalık olduğu yönündeki bilgilerin gerçeği yansıtmadığının altını çizen Güzin Özarmağan, bu tür yanlış bilgilerin sedef hastalarının psikolojisini olumsuz etkilediğini belirtiyor. Özarmağan, ortaya çıkma sebebi kesin olarak bilinmeyen sedef hastalığı ile ilgili: “Sedef hastası olan bir kişiye dokunmanız, aynı havuzda yüzmeniz ya da hastanın yaptığı bir yemeği yemeniz bu kişiden hastalık kapmanıza neden olmaz” şeklinde konuşuyor. Hastaların yüzde 30’unun ailelerinde de sedef hastalığı olduğu görülürken, sedef ile ilişkilendirilen genlerin varlığı da kabul ediliyor. Buna rağmen hastalık, çevresel bir faktör (bazı virüs ve bakterilerden kaynaklanan enfeksiyonlar, cilt yaralanmaları, bazı ilaçlara verilen reaksiyonlar ve stres) ile tetiklenmesi durumunda ortaya çıkıyor.
PSİKOLOJİYİ OLUMSUZ ETKİLİYOR!
Kaşınma ve ağrı gibi çeşitli semptomlar ile seyreden sedef hastalığı, ortaya çıktığı lokasyona ve şiddetine bağlı olarak hastaların özel ve sosyal hayatlarında derin izler bırakabiliyor. yüzde 51’inin uzman doktor kontrolünden geçmediği bilinen sedef hastaları, toplumdan soyutlandıkları hissiyle ciddi anlamda depresyona girerek öz saygılarını kaybedebiliyorlar. Sedef hastalarının yüzde 84’ü sportif faaliyetlerden kaçınırken, yüzde 83’ü hastalığını gizleme gereği duyuyor. Hastaların yüzde 46’sı ise kronik depresyon ile yaşıyor. Sedef hastalığının sebep olduğu fiziksel deformasyon beraberinde psikolojik sorunları da getirirken; psikolojik sorunlar ise uzun vadede hastanın kendisini çevresinden ve toplumdan izole etmesi, kendisine duyduğu saygıyı yitirmesi, iş hayatından uzaklaşması ve bunun doğal bir sonucu olarak da maddi kayba uğraması gibi olumsuz durumlara yol açıyor. Güzin Özarmağan, sedef hastalığının yol açtığı bütün bu negatif etkileri minimum seviyeye indirmek için hem sedef hastalarının hem de toplumun bilinçlenmesinin büyük önem taşıdığına vurgu yapıyor.
|
| « Geri |
|