Sağlıkta Dönüşüm Programı çerçevesinde 01 Kasım 2010 tarihinde İstanbul’da Aile Hekimliği uygulaması başlamıştı. İstanbul Tabip Odası, uygulamanın bir yılı doldurması nedeniyle bir açıklama yaptı.
Açıklamada İstanbul’da 3 bin 500 kişilik nüfusa bir hekim düşecek biçimde düzenlenen aile hekimliğine çalışma mekânları, donanım gibi alt yapı hazırlıkları yapılmadan geçildiği belirtilerek, “Bir yıl sonrasında yapılan 10. ek hekim yerleştirmelerine rağmen Sultangazi ilçesinde eksik olan 15 Aile Hekimi pozisyonu ihtiyacı karşılanamamıştır. Ayrıca, bazı Aile Sağlığı Merkezleri iptal edilmesine, kalan nüfus bölgedeki hekimlere paylaştırılmasına rağmen bir yılın sonunda henüz sorunların üstesinden gelinememiştir” denildi.
HİZMETİN NİTELİĞİ DEĞİŞMİŞ MİDİR?
Aile Hekimlerinin, odalarına hapsedilmiş, daha çok reçete tekrarı yapması özendirilmiş durumda olduğu savunulan açıklamada şöyle denildi:
“Aile Hekimleri, Birinci Basmak Koruyucu Hizmetlerinin temelini oluşturan bebek izlemleri, gebe izlemleri, eğitimleri, diyabet, yüksek tansiyon gibi kronik hastaların muayene, izlem ve eğitimlerine yeterli zaman ayıramamaktadır. Sağlık Bakanlığı’nın kuracakları Aile Hekimliği sistemiyle, koruyucu sağlık hizmetlerine yeterli zaman ayrılacağı, bütünlüklü, çağdaş birinci basmak sağlık hizmeti sunulacağı ne yazık ki iddia düzeyinde kalmıştır.
Bu sistemin olmazsa olmazı sevk sistemi kurulamamış, ikinci basmaktaki yığılmalar artmış, özellikle hastane acillerinin yükü poliklinik hastalarının başvurusuyla bilimsel olarak kabul edilemez boyutlara ulaşmıştır.”
AİLE HEKİMLERİ VE DİĞER SAĞLIK ÇALIŞANLARI AÇISINDAN DURUM
Aile Hekimliği Uygulamasının temel bileşenlerinden biri olan performans sisteminin, ekip ruhunu ve çalışma barışını bozduğu, mesleki bağımsızlığı zedelediğu, iyi ve nitelikli hekimlik yapma ortamını yok ettiği iddia edilen açıklamada, sağlık çalışanlarının idarenin her geçen gün artan baskıcı tutumuyla, yalnızlık duygusu içinde, hayal kırıklıkları, moral bozukluğu ve
İSTANBUL TABİP ODASI’NIN TALEPLERİ
Birinci basamak sağlık hizmeti verilen binaların kamu tarafından sağlanması gerektiği vungulanan açıklamada şu talepler dile getirildi:
“Çalışma barışını bozan, nitelikli sağlık hizmetlerini, iyi hekimlik pratiğini yok eden performans sisteminden ve ceza puanlarından vazgeçilmelidir. Çalışanların belirsizlikten uzak, geleceğinden kaygı duymadan huzurla hizmet üretebildiği şiddetten arındırılmış bir sağlık ortamı hepimizin hakkıdır. Bizler emekliliğimize yansıyacak, insanca yaşayabileceğimiz güvenceli bir ücret; sürekli mesleki eğitim olanakların sağlandığı, mesleki bağımsızlığının zedelenmediği, bir hekimlik ortamı ve vatandaşa ücretsiz sunulan birinci basamak sağlık hizmeti talebimizi dile getiriyor; birinci basamak sağlık hizmetlerinde yaşanacak olumsuzlukların sorumlusunun Sağlık Bakanlığı olacağını bir kez daha hatırlatıyoruz.”
|