HABER: Demet DEMİRKIR
Cerrahpaşa ve İstanbul Tıp Fakültesi Öğretim Üyeleri tarafından bir bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Sağlık alanındaki gelişmeler ve üniversite hastaneleri hakkında bilgi veren İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Raşit Tükel, sağlıkta küresel reform olarak devletin finansman ve düzenleme alanındaki görev ve sorumlulukları artarken; hizmet sunumundaki rolünde daralma olduğunu açıkladı.
Finansman ile hizmetin birbirinden ayrıldığını belirten Prof. Dr. Tükel, hastanelerin özerk bir yapıya kavuşturulduğunu ve hastane üst yönetimlerinin profesyonel idarecilere devredildiğini söyledi.
Prof. Dr. Raşit Tükel, sanayi tipi verimlilik anlayışının olduğunu vurgulayarak; karlılığın açıkça ifade edilen bir amaç olduğunu, hizmet kalitesinde düşme kaydedildiğini, sağlık hizmetlerinin, üretkenlik, verimlilik ve tercih gibi terimlerle birlikte bir meta olarak değerlendirildiğini ve sağlık ihtiyaçlarının karşılanmasının yerini aldığını, sayıları giderek artan farklı tedavilerin ücretli hale getirildiğini belirtti.
Prof. Dr. Tükel, Sağlık Bakanlığı’nın yeniden yapılandırıldığını, sağlık hizmetinin üretilmesi değil denetlenmesi ve düzenlenmesi gibi bir durumun söz konusu olduğunu açıklarken; Performans sisteminin, tamamen daha fazla işlem, daha fazla kazanç ve karlılık üzerine kurulduğunu, bakanlığa bağlı bütün hastanelerin kar amaçlı işletmelere dönüştürülmesi ve işletme tanımı olarak da kamu özel yatırım ortaklığı modeli yani entegre sağlık kampüsü projeleri olduğunu belirtti.
EĞİTİM VE ARAŞTIRMADA AZALMA VAR
Tam gün yasasıyla ilgili bilgiler veren Prof. Dr. Tükel, daha fazla işlem, daha fazla kazanç anlayışı olduğunu, sağlık hizmeti ağırlıklı çalışma düzeni uygulandığında ise ciddi sonuçlar doğurduğunu çünkü eğitim ve araştırmaya ayrılan zamanda azalma olduğunu belirtti.
Eğitim ve Araştırma Hastanelerinde performans sisteminin uzun süredir uygulandığını bildiren Prof. Dr. Raşit Tükel, Türk Cerrahi Derneği’nin yaptığı çalışmaya göre; cerrahi tedavi endikasyonlarında genişleme, işlem sayısında artış olduğu, ekibin içinde yer almasına rağmen performansla ücretlendirilmeyen sağlık çalışanlarının varlığı nedeniyle çalışma barışının bozulduğu, ameliyat tercihlerinde hastanın ihtiyaç ve cerrahın deneyimi yerine ilgili performans puanının öne çıktığını, eğitim etkinliklerinde azalma, asistan eğitimine yeterince özen gösterilmeme, hizmet ağırlıklı çalışma nedeniyle eğitim ve araştırma hastanelerinin 2. basamak hizmet hastaneleri haline dönüştüğünü bildirdi.
Yatan hastaların ameliyat edilme oranlarının arttığına dikkat çeken Prof. Dr. Tükel, 2010 yılı ameliyat verilerine göre her 1000 kişiden 116’sının ameliyat edildiğini söyledi. Ameliyat gruplarını sıralayan Prof. Dr. Tükel, A grubu ameliyatların ağır ameliyatlar E grubu ameliyatların ise küçük ameliyatlar olduğunu belirtti. Sağlık Bakanlığı hastanelerinde yapılan ameliyatlarda yüzde 23 ile A grubu ameliyatlar; yüzde 79 ile de E grubu ameliyatlar yapıldığını;Üniversite hastanelerinde ise yüzde 37 ile A grubu ameliyatlar yüzde 12 ile de E grubu ameliyatlar yapıldığını vurguladı.
Prof. Dr. Tükel, üniversitelerin giderek daha az ameliyat yaptığını, üniversitelere herhangi bir destek olmadığını, üniversitenin kendi yağıyla kavrulduğunu söyledi.
TOPLAM MUAYENE SAYISINDA ARTIŞLAR SÖZ KONUSU
Toplam muayene sayısında da ciddi artışlar olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tükel, kişi başı yıllık muayene sayısının 2’den 7’ye çıkarıldığını, halkın bunu olumlu karşıladığını ancak alınan hizmet kalitesinin düştüğünü kaydetti.
Prof. Dr. Tükel, Sağlık Bakanlığı Eğitim ve Araştırma hastanelerinin 2005-2010 karşılaştırmasında toplam hekim sayısının yüzde 12, poliklinik sayısının yüzde 36 arttığını ancak hasta yatak sayısının yüzde 33 azaldığını, yatan hasta sayısının yüzde 42 arttığını, yapılan birtakım işlemlerin arttığını ancak akademik yayın sayısında yüzde 51 azalma olduğunu, performans yasasının uygulandığı yerde eğitimin azaldığını sözlerine ekledi.
Çok sayıda tıp fakültesinin açıldığını dile getiren Prof. Dr. Tükel, 2007 yılından sonra kapasitenin üç kat fazlası öğrenci alındığını vurguladı. 2006 yılında 50 olan tıp fakültesi sayısının 2010 yılında 74’e çıkarıldığını böylece hekim sayısının artırılmasıyla; işsiz bir hekim ordusu, sağlık sektöründe ucuz insan gücü, özlük hakların elden alınması ve hekimlerin daha fazla çalıştırılıp daha az kazanma gibi durumlarla karşı karşıya kalacaklarını söyledi.
Kamu özel yatırım ortaklığı modeline değinen Prof. Dr. Raşit Tükel, 3359 Sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununa Ek Madde Eklenmesine Dair Kanun’a göre sağlık tesislerinin Sağlık Bakanlığınca verilecek ön proje ve belirlenecek temel standartlar çerçevesinde kendisine veya hazineye ait taşınmazlar üzerinde 49 yılı geçmemek şartıyla belirli süre ve bedel üzerinden kiralama karşılığı devredileceğini belirtti.
Kamu Özel Ortaklığı Daire Başkanlığı’nın kurulduğuna değinen Prof. Dr. Tükel, entegre sağlık kampüsü projeleri hakkında şu bilgileri verdi:
“28 ilde sağlık kampüsü kurulacak,32.220 yatak olacak, Kayseri, Ankara-Etlik, Ankara-Bilkent, İstanbul-İkitelli, Bursa, Kocaeli, Manisa, İzmir-Bayraklı, Antalya, Mersin, Adana, Hatay, Eskişehir, Konya, Elazığ, Erzurum, Şanlıurfa, Gaziantep, Yozgat gibi şehirler proje dahilinde olacak”
Ankara Etlik Entegre Sağlık Kampüsü hakkında bilgi veren Prof. Dr. Tükel,
. Astaldi (İtalyan) ve Türkerler ortaklığında olduğunu,
. 2.4 milyar liraya 3 yılda tamamlanacağını,
. Devletten yıllık 319 milyon kira alınacağını,
. 25 yıl kira karşılığında devletten 8 milyar lira kira alınacağını,
. Hastane kullanım bedeli, binaların bakım giderleri, sağlık araç gereçleri ve bunların bakım ve onarımı, ameliyathane, laboratuar malzemeleri, yer ve bahçe bakım hizmetlerinin işletmesini ise özel bir kuruluşun üstleneceğini bildirdi.
Prof. Dr. Raşit Tükel, 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu’nda düzenlemeler içeren kanun taslağı ile kadrosuz, sözleşmeli (misafir) öğretim üyesi çalıştırılacağı, sözleşmeler, aylık çalışma süresi 40 saati geçmemek üzere bir yıla kadar yapılabileceğini, sözleşmeli öğretim üyelerine ödenecek sözleşme ücretinin yıllık tutarının üniversitenin özel bütçesinde ilgili yılda personel giderleri için öngörülen başlangıç ödeneğinin toplam tutarının yüzde 1’ini geçmeyeceğini kaydetti.
Prof. Dr. Tükel, bilimsel özgürlük güvencesi isteyen hekimler için şunları söyledi:
“Bilim insanlarının bilgi üretirken, bunu başkalarına aktarırken ve yayınlarken kaygı duymaması gerekir. Akademisyenlerin bunu yapabilmesi, kişisel etik anlayışları yanında kendilerine tanınmış bilimsel özgürlük güvencesine bağlıdır. Bilimsel özgürlük güvencesi özgürlüğü, kendisi adına bir dokunulmazlık olarak değil, toplumun yararı ve gelişmesi adına kullananlara tanınan bir güvencedir."
Tıp Fakülteleri ve Üniversite Hastanelerinin geleceğine değinen Prof. Dr. Tükel, üniversite hastanelerinde Sağlık Bakanlığı tarafından işletilme, mali denetimi altına girme, Türkiye Kamu Hasteneleri Kurumuna bağlanma, Entegre Sağlık Kampüslerine dahil edilme; Tıp fakültelerinde üniversite hastanelerinden ayrılarak yüksek okul konumuna gelme; Sağlık çalışanları açısından ise asgari yaşam koşullarını oluşturabilmek için uzun saatler çalışmak zorunda bırakılma, sözleşmeli yani güvencesiz olarak çalışma şeklinde bilgi verdi.
PROF. DR. ÖZDOĞAN: İKİ SEÇENEK ARASINDA BIRAKILDIK
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Romatoloji Bilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Huri Özdoğan ise iki seçenek arasında bırakıldıklarını belirtti. Üniversite’de tam gün çalışıp hasta bakıp, performans ödemesinden yararlanabilme seçeneği, saat 17.00’den sonra özel çalışma seçeneği (hasta bakma, ameliyat yapma gibi performans getirecek bir iş yapmama koşulu ile) ya da 2 yıl ücretsiz izin kullanma seçeneğine maruz bırakıldıklarını vurguladı.
Prof. Dr. Özdoğan, İstanbul Tıp Fakültesi’nde doktorların yüzde 43’ünün hasta görmediğini bildirdi. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi (CTF) Göz Hastalıkları Anabilim Dalı’nda aktif çalışan öğretim üyesi sayısının 21’den 7’ye düştüğünü, ortalama operasyon sayısının 12 günden 4 güne düştüğünü söyledi.
CTF Üroloji Anabilim Dalı’nda aktif çalışan öğretim üyesinin 11’den 3’e düştüğünü, 15 gün olan ortalama operasyon sayısının 4 güne düştüğünü ayrıca sayı yetersizliğinden endoskopi ünitesi, androloji operasyonları, hasta danışmada, asistan ve yan dal uzman eğitiminde ciddi sorunlar olduğunu belirtti.
Performans yasasıyla benzer iş yükü ve farklı ücretler olduğunu kaydeden Prof. Dr. Özdoğan, her ay alınan ücretlerin farklı olduğunu bunun ise hayat kalitesini sarstığını söyledi. Performans ile ücretin yıllık izinde ödenmemesi, emekliliğe yansımaması, gereksiz işlem isteme riskinin artması, bilimsel aktiviteye eğitime ayrılan zamanın azalması ve kademeler arası sayıgıyı zorlama gibi sorunlarla karşılaşıldığını sözlerine ekledi.
|