Türk Tabipleri Birliği (TTB), Tüberküloz Raporu hazırladı. Dört bölümden oluşan raporun ilk bölümü, dünya ve Türkiye bağlamında tüberküloz gerçeğini; ikinci bölümü ise tüberküloz açısından en riskli gruplardan birisi olan sağlık çalışanlarının tüberküloz riskini ve bu konuda alınması gerekli önlemleri bilimsel veriler eşliğinde tartışıyor.
Raporun üçüncü bölümünde çeşitli ülkelerde neoliberal baskılar doğrultusunda hayata geçirilen sağlık reformlarının tüberküloz hastalığı üzerine olan etkisi irdeleniyor. Raporun son bölümünde ise Türkiye Verem Savaşı 2011 Raporu, kamu yararı ilkeleri doğrultusunda analiz ediliyor ve belirlenen aksaklıklar için çözüm önerileri geliştiriliyor.
TÜBERKÜLOZ TÜM DÜNYADA HÂLÂ ÖNEMİNİ KORUYOR
Türk Tabipleri Birliği, Tüberküloz Raporu çerçevesinde ayrıntılarıyla tartışılan tüberküloz sorunu hakkındaki görüşlerini şöyle ifade etti:
. Tüberküloz, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye için de 2011 yılı itibariyle hâlâ önemini koruyan bir hastalıktır. Türkiye’nin tüberküloz kontrolünde son yirmi yılda ulaştığı başarı, aslında Verem Savaş Dispanserleri temel alınarak sürdürülen Tüberküloz Kontrolü Programı’nın doğru olduğunu kanıtlamaktadır. Bu bağlamda önümüzdeki yıllarda tüberküloz kontrolünde aksama yaşanmaması için, bugüne kadar verem savaş dispanserleri ağırlığıyla sürdürülen stratejinin yetkinleştirilerek korunması gereklidir.
. Bugün için Türkiye’de tüberküloz savaşı, ağırlıkla verem savaş dispanserlerinde görev yapan sağlık çalışanlarının özverili mücadeleleriyle sürdürülmektedir. Bu nedenle ivedilikle verem savaş dispanserlerinin görev tanımları ve etkinliği güçlendirilmeli; sağlık insan gücü açısından son yıllarda aile hekimliği sistemi nedeniyle yaşanan özlük hakkı sorunları giderilmeli, bu çerçevede dispanser çalışanlarına hak ettikleri özlük hakları tanınmalı ve dispanserler her açıdan (en azından) asgari bir standardizasyona kavuşturulmalıdır.
Sağlıkta Dönüşüm Programı, bunun paralelinde özellikle aile hekimliği ve hastanelerin birer sağlık işletmesi haline getirilmesi tüberküloz kontrolüne zarar vermektedir.
. Tüberküloz hastalığı sağlık çalışanlarının karşılaşabileceği mesleki risklerden biridir. Sağlık ortamlarında bulaşmasını önlemek için gerekli önemler alınmalı ve sağlık çalışanları mağdur edilmemelidir.
. Literatür verileri irdelendiğinde Sağlık Bakanlığı’nın değişen örgütsel yapılanması ve bu çerçevede hayata geçirilen yatay örgütlenme dinamiği, tüberküloz gibi dikey örgütlenme isteyen kontrol politikalarına zarar vermektedir. Bu bağlamda önümüzdeki dönemde 633 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Sağlık Bakanlığı’nın taşra örgütlenmesinin kaldırılması ve her bir sağlık biriminin Kamu Hastane Birlikleri gibi politikalar ve ticari kaygıların ön planda tutulduğu bir yapılanmaya dönüştürülmek istenmesi; hastanelerin CEO benzeri kişilerle kârlılık ekseninde faaliyet yürütmeye zorlanması Tüberküloz Kontrol Programı’nın var olan sorunlarını giderek arttıracaktır.
. Ulusal Tüberküloz Kontrol Programı çerçevesinde kamu ve sivil toplum örgütlerinin birlikte mücadele etmesi amacıyla oluşturulan "Ortak Hareket" faaliyetleri acilen tarafların, eşitler ilişkisi zemininde temsil edildiği bir yapıya dönüştürülmelidir. Çünkü Türkiye'de tüberkülozun bir halk sağlığı sorunu olmaktan çıkması için, ancak kamu yararı doğrultusunda çalışma yapan örgütlerin, sağlıkta yaşanan "dönüşüm"ü ve bu çerçevede Sağlık Bakanlığı'nın ve sağlık birimlerinin "dönüşen" yapısını özgürce sorgulayabilmesi, eleştirebilmesi ve bu eleştiriler doğrultusunda geliştirdiği çözüm önerilerini sağlık sistemine yansıtabilmesi ile mümkündür. Aksi halde son yıllarda hayata geçirilen reform politikalarıyla kamu yararı yerine ticari çıkarların ön plana alındığı bu "sağlık" ortamında şekillendirilen "Ortak Hareket" faaliyetlerinde, sivil örgütlerin sadece "görüş sorulan" konumda kalması Tüberküloz Kontrol Programı’na katkı sunmayacaktır.
|