HABER: Demet DEMİRKIR
Acıbadem Maslak Hastanesi tarafından “Meme Kanseri Sonrası Yaşam” konulu seminer düzenlendi. Meme kanseriyle tanışmış ve tedavi görmüş pek çok kadının bulunduğu toplantıda bazı meme kanserine yakalanmış hastalar öykülerini anlattı. Meme Sağlığı Merkezi uzmanlarının da bulunduğu etkinlikte meme kanseriyle tanışmış sanatçıların sergi ve müzik dinletileri de yapıldı.
Toplantı Hülya Avşar’ın moderatörlüğünde Acıbadem Maslak Hastanesi Meme Sağlığı Merkezi Başkanı Prof. Dr. Cihan Uras’ın konuşmalarıyla devam etti. Meme kanserinden tamamen kurtulmanın mümkün olduğunu kaydeden Prof. Dr. Cihan Uras, meme kanserli hasta sayısında artış olduğunu ancak hastalığın görülme oranı giderek artsa da erken tanının hastalığın tedavisi açısından çok önemli olduğunu belirtti.
Erken tanı ve multidisipliner yaklaşımın altını çizen Prof. Dr. Uras, meme kanserinin sadece tek bir hekimle tedavisinin olmayacağını; hastalığın birçok branşı ilgilendiren bir tedavisi olduğunu bu nedenle Türkiye’de ciddi meme sağlığı merkezlerine ihtiyaç olduğunu söyledi.
Prof. Dr. Uras, erken tanıda radyologun çok önemli bir rolü olduğunu belirterek çekilen cihazların da önemli olduğuna dikkat çekti ve kötü bir cihazla küçük lezyonların atlanabileceğini söyledi.
Hülya Avşar tarafından yöneltilen “Kötü bir makinede lezyonların atlanabileceğini söylüyorsunuz, devlet hastanelerindeki makinelerin durumu nedir?” sorusunu yanıtlayan Prof. Dr. Cihan Uras “Sağlık Bakanlığı birçok merkeze dijital mamografi koydu. Eskiye göre düzelme var. Bazı belediyelerin meme sağlığı merkezleri var oralarda da iyi cihazlar var. Biraz ilerleme kaydettiğimizi düşünüyorum” dedi. Tedavilerin çok doğru yapılabilmesi için meme merkezlerine ihtiyaç olduğunu tekrar belirtti.
“KANSER OLMAMIŞ GİBİ YAŞIYORUM”
Meme kanseri hastalığı geçiren Klinik Psikolog Nevin Keşmir, kanserle olan hikayesini anlattı:
“Hastalığa yakalanmadan önce bende yoğun bir şekilde kanser fobisi vardı. Bir romana başladığım zaman roman kahramanı “Mememde bir sertlik hissettim” dediği an kitabın sayfalarını bir daha açmamak üzere kapatıyordum. Yıl 1995, bir gün sol mememde bir sertlik hissettim. Hemen büyük bir panikle çalıştığım hastanenin genel cerrahına gittim detaylı bir muayene yaptı ve mamografi çekti. Korkulacak bir şey olmadığını, kadınların yüzde 80’inin de görülen fibrokistik bir oluşum olduğunu söyledi. 1997 yılında bir gece aniden çok yoğun bir sancıyla uyandım. Ağrı eşiği çok yüksek olan ben ağrı kesicilere rağmen dayanamıyordum, sabahı zor ettim. Sabah doktorumu aradım yine ultrason ve mamografi istedi. Mememdeki kistik oluşumun yangılı bir dönemi olduğunu, adet döneminde alevlenme olabileceğini söyledi. İlaçlar verdi, 6 ay sonrası için kontrol randevusu verildi.
Bir arkadaşım menopoz süreci için Cerrahpaşa Kliniği’ne gitmişti, ben de menopoz döneminde sıkıntılarımı rahat atlatabilmek için başvurdum. Önce meme muayenesi olmam gerektiği söylendi ve Prof. Dr. Cihan Uras ile tanıştırıldım. Cihan Bey filmleri görmek istedi, filmleri görünce yüzü allak bullak oldu, sonuç hiç iyi değildi. Hemen ameliyat oldum. 1 buçuk santimlik bir kitle alındı. Tümörüm östrojene duyarlı çıktığı için kemoterapiye gerek görülmedi. Radyoterapi ve östrojen baskılayıcı tedavi uygulandı.
2008 yılının Mayıs ayında rutin kontroller sırasında diğer mememde yeni bir oluşum görüldü, tekrar Dr. Cihan Uras’a başvurdum, tekrar ameliyat oldum arkasından radyoterapi ve ilaç tedavisi uygulandı.
Şimdi çok iyiyim, kanser olmamışım gibi yaşıyorum bir anaokulunda psikologluk yapıyorum, hayatımdan çok memnunum”
“ARDINDAN HEM ANNESİ HEM ABLASI MEME KANSERİ OLDU”
Etkinlikte konuşmacı olan Sezer Aykut da deneyimlerini anlattı. Mesleği matematik öğretmenliği olan Sezer Aykut, 1995 yılında 29 yaşındayken kendisine meme kanseri teşhisi konulduğunu söyledi ve hikayesini anlattı:
“29 yaşımdaydım bir dershanede öğretmenlik yapıyordum ve test kontrolü yaparken mememdeki kitle elime geldi. Acaba mı? Dedim ama kanser değildir dedim. Aylar geçtikten sonra memedeki çekinti beni rahatsız etti Kanser Araştırma Derneği’ne gittim ama bu arada meme kanserine yakalanmaktan veya onu yenememekten hiçbir zaman korkmadım.
“Neden kanser oldum” demedim ama “Neden bu kadar erken yaşta oldum” dedim. Dr. Cihan Uras ile tanıştım. “Yaşın genç, meme korumalı ameliyat yapacağız. Kanser çıkarsa lenfleri alacağım” dedi. Ameliyattan çıktım lenflerde bir problem yoktu. “Kanser değilim” diye düşündüm. Ertesi gün Dr. Cihan Uras telefonla aradı, hatırımı sordu ve “Aradığımı buldum” dedi. Kanser hücresini sonunda yakalamıştı ve ikinci kez ameliyat oldum. Tümör östrojene duyarlı olmadığı için tedavim radyoterapi ve kemoterapi şeklinde sonuçlandı. Ben hayatın koşuşturmasına tekrar daldım...
2008 yılında annemin biyopsi sonucu kötü çıkmıştı, meme kanseri ameliyatı oldu.
2009 yılında ablam meme kanseri oldu.
2010 yılı oldu ben ikinci tura çıktım, bu sefer iki memede kansere rastlandı. Dr. Cihan Bey, “Bu kez memenin ikisini de alacağız” dedi. “Kesinlikle olmaz” dedim. Şu an 46 yaşımda olmama rağmen hala kendimi genç hissediyorum. Memelerimi kaybetme korkusu kötü bir duyguydu. Başka bir öneride bulundu, memenin içini boşaltıp silikonla dolduralım dedi. Sonuçta yaşadıklarımdan mutlu olmak için farklı bir deneyimim oldu.
Ameliyat oldum, kemoterapi oldum. Hobilerimi gerçekleştirecek şekilde bir yılım ayarlandı. Şu anda da yapmak istediğim bütün hobilerimi gerçekleştiriyorum.
İkinci tedavi de saçlarım döküldü, benim hiç uzun saçlarım olmamıştı. Gittim uzun peruk aldım. Uzun saçlarım oldu, ikinci kez karşılaşınca kanser olduğumu fark ettim. Yaşım da daha makuldü, şu an kendime daha çok değer veriyorum, kendime daha özenli davranıyorum.
Saçlarımı boyatmadım, birincide sonraki tedavi olmayınca kanser olduğumu çok çabuk unutmuşum. Şimdi kolay kolay unutmayayım diye her aynaya baktığımda “Ben çok ağır bir durumdan çıktım. Ağır bir savaş kazandım hem de ikinciye kazandım” demek için bu şekilde hayatımı sürdürüyorum”
“EMBRİYO DONDURMA İŞLEMİ YAPILDI”
Toplantıya katılan Sibel isimli bir hasta ise hastalığı yeni atlattığını, kemoterapi tedavisine başlayacağını söyledi. 1 buçuk ay içerisinde üç ayrı ameliyat olduğunu, sağ memenin tamamen alındığını ve silikon takıldığını belirtti.
Normal yolla da hamile kalma ihtimalinin olduğunu söyleyen meme kanseri hastası şunları söyledi:
“Embriyo dondurma işlemine başlandı. Benden 24 adet yumurta alındı ve bunların 9’u donduruldu. Hiçbir zaman çocuk sahibi olamama riskine karşı geleceğe yönelik bir tedbir aldık”
|