Genel Sağlık Sigortası (GSS) kapsamındaki vatandaşlara uygulanan muayene ücretlerinin artırılmasına karşı çıkan; hekimler, eczacılar ve diğer sağlık çalışanlarının örgütlü bulunduğu oda ve sendikalar, 18 Ekim 2009 Pazar günü Kadıköy’de miting düzenliyor. “Paran Yoksa Muayene De Yok” sloganıyla mitinge hazırlanan sağlık çalışanları, “GSS Masalı bitti” diyor ve şu soruları yöneltiyorlar:
“Hani herkes sağlık güvesine kavuşacak; 18 yaşın altındaki çocuklar sağlık hizmetlerinden koşulsuz olarak yararlanacak; tüm sağlık hizmetleri GSS kapsamında olacak; vatandaşlara hiçbir ek yük getirilmeyecekti.”
İsteklerini de şöyle özetliyorlar, “Eşit, ücretsiz, nitelikli sağlık hizmeti istiyoruz. Güvenli ortamlarda güvenceli yaşamak istiyoruz.”
İstanbul Tabip Odası, İstanbul Eczacılar Odası, İstanbul Diş Hekimleri Odası, İstanbul Veteriner Hekimler Odası, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası, Devrimci Sağlık İşçileri Sendikası imzalarıyla yapılan yazılı basın açıklaması şöyle:
Muayene ücretlerine % 650 zamma, ilaçta katılım payının arttırılmasına, yeni katılım paylarına, özel hastanelerdeki fark ücretine, Genel Sağlık(sızlık) Sigortası’na, Sağlıkta taşeronlaşmaya, sağlık ocaklarımızın kapatılmasına, hastanelerimizin özelleştirilmesine, sağlıktan tasarrufa, canımıza-kanımıza-sağlığımıza göz dikenlere, IMF ve Dünya Bankası talimatlı sağlık politikalarına, sağlığın ticarileştirilmesine, esnek ve güvencesiz çalışmaya, çalışma barışının ve sosyal barışın bozulmasına, şiddete, ücretli kölelik düzenine, sağlık ve sosyal güvenlik hakkımızın gasp edilmesine, çalışma koşularımızın tuzla tersanelerine, kot taşlama atölyelerine dönüştürülmesine, emeklilikte aç ve açıkta kalmaya, emekliliğe hasret kalmaya HAYIR demek için. Sağlıksızlığa, haksızlığa, adaletsizliğe, eşitsizliğe, baskıya kısacası; ekmeğimizin, emeğimizin, sağlığımızın, özgürlüğümüzün ve geleceğimizin elimizden alınmasına dur demek için 18 Ekim 2009 Pazar saat 13.00’de Kadıköy’de mitingdeyiz. Tüm sağlık çalışanlarını emeklerine, tüm yurttaşlarımızı sağlıklarına sahip çıkmak üzere Miting’e bekliyoruz.”
“DAHA, DAHA, DAHA ÇOK MUAYENE ÜCRETİ”
Vatandaşın cebinden sağlıkçının emeğinden tasarruf yapılamayacağı vurgulanan açıklama şöyle devam ediyor:
Sağlık ocakları ve aile hekimleri 2 TL, devlet hastaneleri 8 TL, özel hastaneye gidenden 15 TL ayakbastı parası alınarak SGK Fakir fukara, garip gureba” edebiyatıyla iktidara gelenler kimsenin gözünün yaşına bakmadı. Aylık geliri asgari ücretin üçte birinden az olan; bırakın yoksulluk sınırını, açlık sınırının bile altında yaşayanlar da dahil herkes bu paraları ödemek zorunda. Para yoksa muayene de yok. “SAĞLIKTA DELİ DUMRUL HESABI” Emekli Sandığı, SSK, Bağ-Kur mensupları GSS’den önce sadece ayaktan tedavi görürken “katılım payı” ödüyorlardı. Hükümet 25 Haziran 2009 günü Meclis’ten bir Torba Yasa geçirdi ve yatan hastalardan katkı payı uygulamasını sessiz sedasız GSS Kanunu’na ekleyiverdi. Bundan sonra sadece muayene olan değil; hastaneye yatan da, ameliyat olan da para ödeyecek. Üstelik emekliler için % 10, çalışanlar için % 20 olan ilaç katılım paylarının da % 15 ve % 30’a çıkarılması gündemde. Böyle giderse hastanenin önünden geçenden de para alacaklar.
“BIÇAK PARASININ YENİ ADI: İLAVE ÜCRET”
AKP iktidarı yıllarca “bütün hastanelerin kapılarını vatandaşa açtık” diye propaganda yapıp oy topladı. Sonra “özele gidenler, faturanın % 20’si kadarcık bir fark ödeyiversin” dedi. Peşinden % 20 “ilave ücret” % 30’a çıkıverdi. Şimdi de % 70’e çıkarma çalışmaları sürüyor. Özel hastane patronları ise tavanın tamamen kaldırılmasını talep ediyor. Zaten özel hastanelerin bu sınırlara uyup uymadığını denetleyen kimse yok.
“CAN PAZARINA, ORGAN PAZARINA, SAĞLIK PAZARINA HAYIR”
2005 yılından bu güne Edirne’de Tıp Fakültesi Hastanesi`nde, Manisa Doğum ve Çocuk Bakımevi`nde, Kayseri’de Erciyes Üniversitesi Gevher Nesibe Hastanesi`nde; Ankara Zekai Tahir Burak Doğumevi’nde, İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde; Şanlıurfa Kadın Doğum Hastanesi’nde toplu bebek ölümleri yaşandı. Hastane enfeksiyonları yüzünden hayatını kaybeden onlarca bebeğimizin cansız bedenleri Sağlıkta “Dönüşüm” Programı’nı sahiplerinin yüzlerine çarpıyor.
“SAĞLIKTA TAŞERON, ÖLÜM DEMEKTİR” 300 bin kamu çalışanının görev yaptığı Sağlık Bakanlığı’nda 108 bin de taşeron işçi çalışıyor. Sağlıkta taşeronlaşma sadece sağlık çalışanlarının iş güvencesini, çalışma ve yaşam koşullarını kötüleştirmekle kalmıyor; sağlık hizmetinin kalitesini düşürüyor, hastaların hayatını tehdit ediyor. Bursa Devlet Hastanesi’nde çıkan yangında sekiz hasta hayatını kaybetti. Çünkü radyoloji ihalesini alan taşeron firma yangına dayanıksız ucuz kablo kullanmıştı.
“BAŞKA BİR SAĞLIK SİSTEMİ MÜMKÜNDÜR”
Başka bir sağlık sisteminin mümkün olduğu savunulan açıklamada şu görüşlere yer veriliyor:
• Bütün vatandaşların ilaç dahil bütün sağlık harcamaları genel bütçeden karşılanmalı; “katılım payı”, “katkı payı”, “ilave ücret”, “fark ücreti” ve benzeri bütün ek ödemeler kaldırılmalıdır.
• Sağlıktaki bütün farklı uygulamalara son verilmeli, nüfus cüzdanı olan her vatandaş her türlü sağlık hizmetinden eşit ve ücretsiz olarak yararlanabilmelidir.
• Kamu sağlık sistemi yeni yatırımlarla geliştirilmeli ve yeterli hale getirilmelidir.
• Sağlık için ayrılan toplumsal kaynakların (% 43’ü ilaç ) özel sektöre aktarılması politikalarından vazgeçilmelidir.
• Sağlığın geliştirilmesine ve korunmasına yönelik sağlık hizmetlerine öncelik verilmeli; kişiye ve çevreye yönelik koruyucu sağlık hizmeti bir arada ve ekip tarafından sunulmalıdır.
• Okul, fabrika, hastane gibi toplu yaşanılan yerlerde kamusal birinci basamak sağlık birimleri kurulmalıdır.
• Sağlıkta taşeronlaşma yasaklanmalı, her türlü sözleşmeli istihdam terk edilmeli; bütün sağlık çalışanları iş güvencesine kavuşmalıdır.
|