Yapılan araştırmalara göre her 10 erkekten ve her 5 kadından biri yaşamı boyunca bir kez depresyon geçiriyor. Dünya Sağlık Örgütü tarafından en sık görülen dördüncü hastalık olarak ilan edilen depresyonun, 2020 yılında ikinci sıraya yükseleceği tahmin ediliyor.
Depresyon kanser, kronik ağrı, şeker ve kalp hastalarında da sıklıkla görülebiliyor. Araştırmalar, yaklaşık her 4 kanser hastasından birinin, her 2 kronik ağrı çeken hastadan birinin ve her 3 diyabet (şeker) hastasından birinin depresyonda olduğunu gösteriyor. Kalp krizi geçirenlerde daha sık depresyon görülebildiği gibi, depresyon hastalarının da kalp krizi geçirme olasılıkları artıyor.
Pfizer’ın geleneksel Medya Bilgi Paylaşım Günleri’nin kapsamında düzenlenen son toplantıda, işte böylesine geniş bir kesimi etkileyen “depresyon ele alındı. Toplantıda konuşan Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nden Psikiyatrist Doç. Dr. Timuçin Oral ekonomik koşulların depresyonun tetiklenmesinde etkili olduğu belirterek “Yapılan araştırmalar, işsizliğin süresi uzadıkça depresyonun görülme olasılığının da arttığını gösteriyor.Türkiye’de gerçekleştirilen doğum sonrası depresyon risklerini araştıran bir çalışmaya göre, eşleri işsiz olan kadınların depresyona daha yatkın olduğu bulundu” dedi.
Ülkemizde depresyon tedavisinde yaşanan en büyük iki sorundan birinin depresyon tanısının atlanabilmesi, diğerininse yaygın ve gereksiz ilaç kullanımı olduğunu belirten Doç. Dr. Timuçin Oral, şu bilgiyi verdi:
“Hastalar genel olarak psikolojik belirtilerle değil, depresyonun yol açtığı ve ön planda olan bedensel belirtilerle hekime başvuruyorlar. Diğer taraftan halk arasındaki kendi kendine ilaç kullanma eğilimi ile sözde alternatif tedavi yöntemlerin denenmesi büyük sorun yaratıyor. Depresyon tedavisinde karşılaşılan bir diğer önemli sorun da tedavinin uygun sürede devam ettirilmemesidir.”
|