Türk Toraks Derneği (TTD) geleneksel Güz Sempozyumları’nın 8’incisini olan “Uykuda Solunum Bozuklukları Sempozyumu” 30-31 Ekim 2009 tarihinde İstanbul`da gerçekleşti.
“Hipoventilasyon Sendromu” konusunun ele alındığı ilk oturumda Dr. JF Muir, hastalık hakkında genel bilgiler vererek, bugüne kadar yapılan bazı araştırmaları da aktardı. İlerleyen yaş ile ortaya çıkan ve solunum bozukluğuna bağlı olarak ölümlerin yaşanabileceğine dikkat çeken JF Muir, solunum yetmezliği hastalığının, tanıdan tedaviye kadar giden sürecini bilimsel çalışmalarla açıkladı.
OBEZİTE UYKU DÜZENİNİ BOZUYOR
“Solunum yetmezliğine bağlı olarak, hastalarda kötü uyku görülebilir, nadir olarak derin uyku olur” diyen Muir, “Oksijen yetersizliği, uyku bozukluklarına yol açar. Tedavide takviye oksijen kullanılmasının, rahatsızlığı azalttığı, uyku kalitesini arttırdığı ve derin uyku süresinin artmasına faydası olduğunu görüyoruz” dedi. Muir konuşmasında obozite ve oboziteye bağlı uyku düzensizliklerine de dikkat çekerek, “Horlamaya bağlı uyku bozukluklarının, obozite ile arttığını görüyoruz. 30 kilo verilmesi ile birlikte, hastaların yüzde 50-60’ndan fazlasında horlamanın azaldığı görülüyor. Kiloya bağlı uyku sorunları da azalıyor. Uykuda solunum düzensizlikleri de ortadan kalkmaya başlıyor. Hastaların diyetle ideal kilolarına inmesi, birçok durumda sorunu çözüyor” dedi.
YAŞLILAR DAHA HAFİF UYUYOR
Açılış konuşmalarının ardından “KOAH ve Uyku” konusunun ele alındığı, Ertürk Erdinç ve JF Muir’in oturum başkanlığını yaptığı panelde ise; Doç. Dr. Gökhan Kırbaş, Doç. Dr. Özen Kaçmaz Başoğlu, JF Muir ve Çağlar Çuhadaroğlu konuşmacı olarak yer aldılar. Kronik solunum yetmezliği hastalığı KOAH konusunun ele alındığı panelde, Doç. Dr. Gökhan Kırbaş, “KOAH’lının uykusu” konusunda bir sunum yaptı. KOAH’lı hastanın, derin uyku süresinin azlığına dikkat çekilen sunumda, “Uykunun solunum sistemine etkisi”, “Yaşlanmanın uykuya etkileri” ve “KOAH’ın uykuya etkileri” konuları işlendi.
Kırbaş, “Erkeklerde daha sık görünmekle birlikte, hastalık yaşlanma ile etkilerini daha fazla görüyoruz. Yaşlanma ile derin uyku süresi azalıyor, hafif uyku süresi artıyor. Yani yaşlılar daha hafif uyuyor. KOAH’lı hastalar daha fazla kas ağrısı ile uykuya dalıyor, oksijen oranı da düşük olduğunu görüyoruz” dedi.
OKSİJEN YAŞAM KALİTESİNİ / SÜRESİNİ ARTTIRABİLİR
“KOAH’lı olguda uyku sorunlarının tanısı” konusunda konuşan Doç. Dr. Özen Kaçmaz Başoğlu ise; hastalığın nefes darlığı ve solunum yetmezliği üzerine dikkat çekti. Hastalar üzerinde yapılan incelemelerden örnekler veren Başoğlu, “Gündüz hipoksemik olan hasta, gece de solunum yetmezliği durumu ile karşı karşıya kalıyor. Bu durumda hastaya uygulayacağımız tedaviyi iyi belirlemek gerekiyor. KOAH’lı bir hastanın tedavisinde oksijen desteği, önemli bir yer tutuyor. İncelemeler uyku düzeni ve kalitesinin düzene girdiğini hatta yaşam kalitesini de etkilediğini ortaya koyuyor” dedi.
UYKU APNESİNDE CERRAHİ TEDAVİ
Sempozyumun öğleden sonraki oturumunda “Uyku apne sendromunda tedavi sorunları” konusu ele alındı. Konuyu kulak burun boğaz, ağız sağlığı, göğüs hastalıkları ve nörolojik açıdan değerlendiren uzmanlar, uyku apne sendromunda tedavi sürecini anlattı.
Tanı ve cerrahi olarak iki aşamada konunun değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Hasan Tanyeri; “Alt çenenin geriye dönük olması gibi fiziki bozukluklar, cerrahi müdahale için zor bir durum içermektedir. Zaten her hastayı cerrahi olarak tedavi etmeye çalışmak, doğru bir yaklaşım değildir. Özellikle burun konusunda, cerrahi uygulamaya karar verme noktasında seçici olunmalıdır. Yani her hastayı ameliyat etmek yanlıştır. Uyku apnesinde, burun ameliyatı çok şart değildir. Gereksiz cerrahi uygulama, burnun anatomik yapısını bozar ve uyku apnesi konusunda pozitif bir etki göstermez” dedi.
“İNME”YE UYKUDA SOLUNUM BOZUKLUKLARI NEDEN OLABİLİR
Uyku apnesini nörolojik açıdan değerlendiren Prof. Dr. Derya Karadeniz ise; uykuda solunum bozukluklarının birçok hastalığa davetiye çıkardığının altını çizdi. İnme olarak bilinen hastalığa uykuda solunum bozukluğunun neden olduğunun ifade eden Karadeniz, “Horlayan insanlarda inme riski yüzde 25 artmaktadır. İnme geçiren hastalara bakıldığında, yüzde 60’ının uykuda solunum bozukluğu rahatsızlığı olduğu görülmektedir. Bununla birlikte tedavi edilmemesi durumunda, kalpte ritm bozukluklarında dahi neden olmaktadır. Sonuç olarak eğer uyku apnesini tedavi ediyorsanız, birçok hastalığın oluşumunun da önüne geçiyorsunuz demektir” şeklinde konuştu. |