Türkiye’de Kronik Böbrek Hastalığının (KBH) yaygınlığının tespit edilmesi amacıyla Türk Nefroloji Derneği tarafından CREDIT Çalışması (Türkiye Kronik Böbrek Hastalığı Prevalansı Araştırması Chronic REnal Disease In Turkey - CREDIT) yapıldı. Üç büyük il (İstanbul – Ankara – İzmir) dışında her bölgeden 2 ila 5 il olmak üzere toplam 23 ilde yürütülen çalışmaya 18 yaş üzeri 10872 kişi dahil edildi. Çalışma TUBİTAK ve Sağlık Bakanlığı tarafından desteklendi.Türk Nefroloji Derneği’nden yapılan açıklamada hastalıkla ilgili şu bilgiler verildi:
“Kronik Böbrek Hastalığı (KBH) böbreklerin vücutta biriken çeşitli toksik maddelerin ve fazla sıvının temizlenmesi olarak tanımlanabilecek temel işlevini yerine getiremez hale gelmesi sonucunda ortaya çıkan ciddi bir hastalıktır. Yüksek tansiyon, şeker hastalığı gibi çeşitli hastalıklarla birlikte daha sık görüldüğü için, bu hastalıkların erken teşhisi ve tedavisi ile KBH’nın da ortaya çıkması önlenebilir. Öte yandan KBH’nın gelişiminin yavaş seyirli olması nedeniyle KBH’nın erken teşhisi ve tedavisi ile hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilir, hatta kimi vakalarda tamamen durdurulabilir.”
Türk Nefroloji Derneği Başkanı CREDIT Çalışması Koordinatörü Prof. Dr. Gültekin Süleymanlar çalışmayla ilgili şu bilgileri verdi:
“CREDIT Çalışması’nın temel amacı, 18 yaşın üzerindeki kişilerde KBH yaygınlığının ve cinsiyet, yaş, yerleşim yeri (kent/kır) ve coğrafi bölgelere dağılımının belirlenmesidir. Buna ek olarak KBH’na eşlik eden hastalıkların sıklığı da araştırılmıştır.
HASTALIĞIN SIKLIĞI YAŞ İLERLEDİKÇE ARTIYOR
TÜİK Türkiye nüfus dağılımı verilerine göre Türkiye’yi temsil edecek dağılım uygun olacak şekilde belirlenen il, ilçe, mahalle ve sokaklarda ev ziyaretleri ile yapılan çalışmaya alınan kişilere detaylı tıbbi anket uygulanmış, vücut ağırlığı, boy, bel ve kalça çevresi, kan basıncı ölçümleri yapılmıştır. Daha sonra bu bireylere yapılacak kan ve idrar tetkiklerinin sağlıklı sonuçlar vermesi için gerekli koşullar (12 saat açlık gerektiği gibi) anlatılıp laboratuvar değerlendirmesi için randevu verilmiştir. Çalışmaya alınan hastalarda kanda ve idrarda KBH ile ilişkili detaylı laboratuvar tetkikleri yapılmıştır.
• Çalışmaya alınan grup içinde en kalabalık yaş grubu 2540 kişi ile 30-39 yaş arası gruptur. Çalışmaya katılanlardan kentte yaşayanların oranı %71.6, kırsalda yaşayanların oranı ise %28.4’tür.
• Genel erişkin nüfusta KBH oranı %15.7’dir, yani yaklaşık 6 erişkinden birinde KBH mevcuttur. KBH sıklığı kadınlarda %18.4, erkeklerde %12.8’dir. Kadınlarda KBH riskinin erkeklere oranla %42 daha yüksek olduğu hesaplanmıştır.
• KBH sıklığı yaşla giderek artmaktadır. Kırk yaş altında %8-10 civarında olan KBH’lı kişi oranı, özellikle 60 yaşından sonra belirgin olarak artmaktadır. Altmışlı yaşlarda %33, yetmişli yaşlarda %42, seksen ve üzeri yaşlarda %55’e ulaşmaktadır.
• KBH’nın bölgelere göre dağılımı incelendiğinde en sık Marmara (%19.7) ve Güneydoğu Anadolu (%18.6) bölgelerinde, en düşük oranda da %11.5 ile Akdeniz bölgesinde görüldüğü anlaşılmaktadır.
• İlerleme derecesine göre beş evreye ayrılan KBH’nın nispeten ilerlemiş evresi sayılabilecek üçüncü evresine ulaşmış veya daha ileriye geçmiş hastaların oranı %5.1 olarak saptanmıştır. Yani her 20 erişkinden birinde kritik düzeyde KBH mevcuttur.
• KBH’nın bulgularından biri olan idrarda düşük düzeyde albümin atılımı (mikroalbüminüri) toplumun %10.2’sinde, yani yaklaşık her 10 kişiden birinde söz konusudur.
BÖBREK HASTALARI AÇISINDAN RİSK OLUŞTURAN HASTALIKLAR
Araştırmada ayrıca böbrek hastalığı açısından risk oluşturan çeşitli hastalıkların sıklığı da incelenmiştir.
• Geçtiğimiz yıllarda yapılmış olan benzeri çalışmalarda bulunan sonuçlarla uyumlu olarak üç kişiden birinde (%32.7) yüksek tansiyon (hipertansiyon) tespit edilmiştir. Hipertansiyonlu hastalarda KBH riskinin tansiyonu normal olanlara oranla %43 daha yüksek olduğu hesaplanmıştır.
• Öte yandan şeker hastalığı (diyabet) ile ilişkili bulgular çok çarpıcıdır. Yedi yıl önce yapılan çalışmada %7.2 olarak bulunmuş olan diyabet sıklığı CREDIT çalışmasında %12.7 olarak saptanmıştır. Aradan geçen kısa sayılabilecek süre içinde diyabet sıklığındaki bu artış diyabetin sadece böbrek üzerine olan kötü etkileri açısından değil, kalp, beyin, damarlar, göz ve sinir sistemi üzerine etkileri açısından da diyabetin giderek artan bir halk sağlığı sorunu olacağına işaret etmektedir. KBH riskinin diyabeti olanlarda olmayanlara oranla %74 daha yüksek olduğu hesaplanmıştır.
• Şişmanlık da diyabet gibi giderek artan sıklığı ile dikkat çekmektedir. CREDIT çalışmasına alınan erişkin nüfusun beşte birinde (%20) obezite olduğu tespit edilmiştir. Obezite oranı kadınlarda %25, erkeklerde %15.5’tur. [Not: Obezite, vücut ağırlığının metre olarak ölçülmüş olan boyun karesine bölünmesi ile hesaplanan Vücut Kitle İndeksi’nin 30’un üzerinde olması olarak tanımlanmaktadır].
• Öte yandan şişmanlık dışında ayrıca bir risk faktörü olan göbeklilik (ya da karın şişmanlığı = abdominal obezite) daha da sıktır; üç kişinin birinde (%32.1) karın çevresi olması gereken normal değerlerden daha geniştir. Abdominal obezite oranı kadınlarda %47, erkeklerde %17’dir. [Not: abdominal obezite, karın çevresinin erkeklerde 102 cm’den, kadınlarda ise 88 cm’den geniş olmasıdır].
• Öte yandan yüksek tansiyon, kan şekeri yüksekliği, karın şişmanlığı ve kan yağlarında bozukluk olması gibi durumların birlikte mevcut olduğu bir hastalık olan metabolik sendrom da çok ciddi boyutlardadır; CREDIT çalışmasında örneklenen erişkin nüfusun üçte birinde (%31) metabolik sendrom tespit edilmiştir. Bu sonuçlar, KBH’nın kendi yaygınlığına ek olarak, KBH ile ilişkili hipertansiyon, diyabet gibi hastalıkların da çok sık görüldüğü ülkemizde önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu göstermektedir.”
|