Avrupa Konseyi, "Domuz gribi ilaç firmalarının başlattığı sahte bir salgındır" iddiasının araştırılmasına karar verdi. Avrupa Konseyi Aile ve Sağlık Komisyonu Başkanı Wolfgang Wodarg, “Domuz gribi, ilaç firmalarının başlattığı sahte bir salgındır” dedi ve ekledi: “Bu olay yüzyılın en büyük tıp skandalarından biridir “
Domuz gribi salgınının kasıtlı olarak abartıldığına ilişkin iddiaların ardı arkası kesilmiyor. Uluslararası Şeffaflık Örgütü Yönetim Kurulu Üyesi Anke Martiny ’nin geçen ay bu kuşkuları açıkça dile getirmesinin ardından bu kez de Avrupa Konseyi Aile ve Sağlık Komisyonu Başkanı Wolfgang Wodarg şok iddialarda bulundu.
Wodarg, geçtiğimiz haftalarda aralarında AK Parti İstanbul Milletvekili Lokman Ayva ile Karabük Milletvekili Mustafa Ünal’ın da yer aldığı 14 Avrupa milletvekiliyle birlikte Avrupa Konseyi’ne “domuz gribi sahte bir salgın mıydı, araştırılsın” başlıklı bir araştırma önergesi vermişti. Önergenin kabul edilmesi üzerine bir açıklama yapan Wodarg şöyle konuştu:
“Domuz gribi, ilaç firmalarının başlattığı sahte bir salgındır. Yüzyılın en büyük tıp skandallarından biridir. İlaç firmaları, domuz gribine karşı geliştirdikleri patentli ilaçlarını satmak için, bilim insanlarını ve halk sağlığından sorumlu resmi kurumlara telkinlerde bulunarak, dünya çapında hükümetlerin alarm durumuna geçmesini sağladılar.”
Aşıları üreten şirketleri Dünya Sağlık Örgütü’nün domuz gribini bir salgın olarak tanımlama kararını etkilediğini savunan Wodarg, “Tüm bu korku tohumları, 5 yıl önce kuş gribi salgınında atıldı. Kuş gribinin insana geçecek şekilde mutasyona uğraması riski pompalamasıyla panik atmosferi nedeniyle hükümetler milyonlarca dolarlık aşı kontratları imzaladı. İlaç şirketleri hiç finansal risk almadan milyonlarca dolarlık gelir elde etti” diye konuştu.
“BU İŞTE BİR DOMUZLUK VAR!”
Bu arada Türkiye`de Hayykitap tarafından yayımlanan Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta’nın hazırladığı, “Bu İşte Bir Domuzluk Var” isimli kitap da, ‘domuz gribi operasyonu’nun perde arkasını anlatıyor. Domuz Gribi ve aşısıyla ilgili olarak dünyada yaşanan ve sahnelenlerin yorumunu yapıyor.
“Bu İşte Bir Domuzluk Var!” İsimli kitap, “Satılık bir virüs, ‘mucize’ bir aşı ve milyonlarca dolar” tamasıyla Domuz Gribi ve aşısıyla ilgili bir çalışma.
Bu İşte Bir Domuzluk Var kitabının, modern tıbbın bundan sonraki muhtemel ‘pazarlama tuzakları’na karşı da bir bakış açısı ve korunma refleksi sağlayabileceği belirtiliyor.
Domuz gribi salgınından hepimizin çıkarması gereken dersler olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, virüsün bir biyolojik silah olarak bilerek ve isteyerek üretildiği iddiaları bir yana, bu salgından nemalanma yarışına giren modern tıbbın tavrı gerçekten incelemeye değer. İlaç firmalarının kâr kokusunu almakta uzmanlaşmış pazarlama ekipleri bu kez stratejilerini ‘korkutma’ üzerine kurdular. Neredeyse ‘aşı olmayan herkes ölür’e varan propagandalara başvurdular. Türkiye özelinde de Sağlık Bakanlığı toplumu ‘tam ve doğru bilgilendirmek’ yerine ‘korkutma ve tehdidi’ ön plâna çıkararak bu küresel kampanyaya tam destek verdi. ‘Aşı herkes için gerekli mi, yüzde yüz koruma sağlıyor mu, yan etkileri var mı’ gibi birçok hayati soruyu es geçerek 43 milyon doz aşının hazır olmasıyla iftihar etti” diyor.
“İNSANLAR MODERN TIBBIN BU SON NUMARASINI YUTMADILAR”
Milyonlarca dolar harcanarak getirilen aşıların çoğunun elde kalacağını iddia eden Prof. Dr. Küçükusta şöyle konuşuyor:
“Çünkü gerek Türkiye’de gerekse dünyada insanlar, bu küresel oyuna küresel ilgisizlikle cevap verdiler. Modern tıbbın bu son numarasını yutmadılar, domuz gribi aşısından domuzdan kaçar gibi kaçtılar. Bu anlamlı tepkinin altındaki esas sebep, halkın ilaç endüstrisinin hâkimiyeti altındaki ‘modern tıbba duyduğu güvensizlik’. Toplumlar artık, ilaç firmalarının uyarılarına da Dünya Sağlık Örgütü’nün kararlarına da şüpheyle yaklaşıyor. Haksız da değiller. Çünkü sektörün sicili bozuk! En büyük ilaç üreticileri ‘bilim dünyasını açıkça aldatmak ve bilimsel gerçekleri gizlemek’ gibi suçlamalar ile açılan davalarda cezalandırılıyorlar.”
|