Her yıl 12-18 Mayıs tarihleri arasında kutlanan Hemşirelik Haftası, bu yıl modern hemşireliğin kurucusu Florence Nightingale’in ölümünün 100. yılı nedeniyle tüm dünyada kapsamlı bilimsel ve sosyal etkinliklere sahne olacak.
Bu bağlamda Marmara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümünün ev sahipliğinde, Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü, Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri ve GATA Hemşirelik Yüksekokulu birlikteliği ile tek program altında kutlama yapılması planlanlandı.
Toplantı, Florence Nightingale’in hemşireliği başlattığı Selimiye Kışlası’nın hemen yakınında yer alan Marmara Üniversitesi Haydarpaşa yerleşkesinde yapılacak.
10 Mayıs 2010 Pazartesi düzenlenecek etkinlik saat 13:00’de; Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nuran AKDEMİR ve Marmara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz ŞELİMEN’in açılış konuşmalarıyla başlayacak.
Daha sonra oturum başkanlığını Prof. Dr. Deniz Şelimen’in yapacağı “1854 Selimiye’den 2010’a Ülkemizde Hemşireliğin Gelişimi” başlıklı bir açıkoturum düzenlenecek. Oturum konuları ve konuşmacıları şöyle:
Selimiye’den Geleceğe Notlar; Prof. Dr. Sevgi HATİPOĞLU (GATA Hemşirelik Yüksekokulu), Dünden Bugüne Türkiye’de Hemşirelik; Prof. Dr. Leman BİROL (Emekli Öğretim Üyesi), Meslekleşme Süreci Bağlamında Ülkemizde Hemşireliğin Durumu; Prof. Dr. Selma GÖRGÜLÜ (Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü).
TÜRKİYEDE HEMŞİRELİK EĞİTİMİ VE SORUNLAR
Marmara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Şelimen, Türkiye’deki hemşirelik eğitimi ve sorunlarıyla ilgili bir açıklama yaptı. Açıklama şöyle:
“Bugün “Dünya Sağlık Örgütü” hemşireyi, maliyet etkili hizmet sunumunda ve koruyucu sağlık hizmetlerinde anahtar personel olarak görmektedir. Bu nedenle niceliksel olarak sağlık insan gücü içinde ilk sırada yer alan hemşirelerin niteliklerinden ödün vermemek ve ‘Toplumu bilgisiz hemşireden korumak’ son derece önemlidir.
Sunulan hizmetin niteliği, eğitimin niteliğinden ayrı düşünülemeyeceğinden, popülist yaklaşımlarla çözüm üreterek topluma ‘bilgisiz hemşire’ yetiştirmek yerine, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının hak ettiği nitelikli hizmeti sunacak lisans mezunu hemşirelerin yetiştirilmesi hem politikacılarımızın hem de eğitim kurumlarının önceliği olmalıdır.
Ülkemizde hemşirelik eğitimi, uluslararası kriterler doğrultusunda Üniversitelerdeki örgün öğretim programlarında bir kısmı Fakülte düzeyinde olan,100’e yakın hemşirelik lisans programında yürütülmekte ve öğrenciler binlerce öğrenci ile yarışarak, zorlu bir sınav olan ÖSS (Öğrenci Seçme Sınavı) ya da DGS (Dikey Geçiş Sınavı) ile lisans programlarına kabul edilmektedirler.
Yürütülen hemşirelik programları içerik olarak son derece yoğundur ve eğitimin yaklaşık yüzde 50’si teorik, yüzde 50’si ise öğretim elemanı gözetiminde yapılan laboratuar çalışmasını içerir.
Teorik eğitim, genel sağlık hizmetlerinin planlanması yürütülmesi ve değerlendirilmesi için gerekli olan mesleki bilgi, yetenek ve anlayışın kazanıldığı kısımdır. Uygulamalı eğitim ise; öğrencinin ekibin bir parçası olarak kazandığı bilgi ve deneyimi esas alarak, birey ya da toplumla doğrudan ilişki kurarak sistematik bir yaklaşımla hemşirelik bakım hizmetini sunmayı ve hemşire olmanın gerektirdiği organize olma, görevi paylaşma ve izlemeyi öğrendiği kısımdır.
Uygulamalı eğitim hastanede, diğer sağlık kurumlarında, toplumda hemşire akademisyenler tarafından verilir ve Üniversitelerde tam zamanlı örgün eğitim programı olarak yürütülür. Hemşirelik eğitiminin bu yaklaşım dışında kalan yollarla verilmesi, hemşirelik eğitiminin niteliğinin verilen hemşirelik bakımının kalitesine doğrudan yansıması nedeniyle “hasta güvenliği ve toplum sağlığı açısından önemli bir risk oluşturacaktır”.
Hemşirelik, ebelik ve sağlık memurluğu gibi doğrudan insan sağlığına yönelik hizmet veren bir meslek grubunun açık öğretim, uzaktan eğitim gibi modellerle lisans diplomasına sahip olması kabul edilebilir bir yaklaşım değildir. Birey / toplum sağlığı açısından büyük bir risk oluşturan bu tip programların açılmaması, açılmış olanların durdurulması zorunludur.”
GÜNÜMÜZ HEMŞİRELİĞİNİN TARİHİ
Günümüz hemşireliğinin tarihi, Kırım Savaşı sırasında modern hemşireliği kuran Florence Nightingale tarafından başlatıldı.
1854’te Kırım Savaşı başladığında, İngiliz ordusu, Kırım’daki çarpışmalarda yaralanan ve ölen askerlerine yardımcı olabilmek konusunda hazırlıksızdı.
Florence Nightingale, 38 kişilik ekibiyle beraber, yaralı askerlere yardım etmek amacıyla Türkiye yakınlarındaki Kırım’a geldi. Kırım Savaşı boyunca, Selimiye Kışlası cephede yaralanmış olan İngiliz askerleri için hastane olarak kullanıldı. Yaralı İngiliz askerlere hizmet etme aşkından ve geceleri elinde lamba ile yaralılara bakmasından dolayı Florence Nightingale’e “Lambalı Kadın” takma adı verildi.
Türkiye, Selimiye Kışlası’nda yaşanan bu gelişmelere tanık olurken, tüm dünya tarafından tanınan bu hemşire de, mesleğin yükselişine liderlik ediyordu. Bencillikten arınmış bir kendini adamayla ve tam bir karalılıkla, Florence Nightingale, hemşireliği sonsuza dek, saygı duyulacak bir mesleğe dönüştürdü.
Türkiye’deki hemşirelik hizmetleri, Nightingale’in güçlü ve reformcu kişiliğinden yoğun olarak etkilendi vee bu ışık, İstanbul Selimiye Kışlası’ndan tüm dünyaya yansıdı. |