Türkiye Psikiyatri Derneği, Türkiye Psikiyatri Derneği Eskişehir Şubesi ve Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Psikiyatri Anabilim Dalı işbirliği ile Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen 19. Anadolu Psikiyatri Günleri (APG), 16-20 Haziran 2010 tarihleri arasında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi’nde yapıldı.
Psikiyatride tedavi uygulamalarının her boyutuyla ele alındığı kongreyle ilgili olarak yapılan yazılı açıklamada, ruhsal hastalık ve rahatsızlıkların tedavisinde kullanılan yöntem ve tekniklerin büyük çeşitlilik gösterdiğine dikkat çekildi. Kongrede konuşan Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cem Kaptanoğlu, “Günümüzde başta ilaç tedavisi olmak üzere bazı tedavi ve tekniklerin psikiyatride ağırlık kazandıklarını söyleyebiliriz. Yatarak veya ayaktan ruh sağlığı hizmeti veren hastane ve polikliniklerde ilaç tedavisi en yaygın olarak kullanılan tedavi yöntemdir” dedi.
Halk arasında “konuşma tedavisi” de denilen psikoterapinin ise sözü geçen kurumlarda kısıtlı olarak uygulandığını, bu hizmetin daha çok özel muayenehanelerde verildiğini belirten Prof. Dr. Kaptanoğlu şu bilgileri verdi:
“Hızlı bir modernleşme ve kentlileşmenin yaşandığı ülkemizde ruhsal yardım almak isteyenlerin tedavi talep ve beklentilerinde yavaş yavaş Batı ülkelerindekine benzer bir çeşitlilik ortaya çıkmaktadır.
Bilgi akışındaki hızlanmanın da etkisiyle artan bu ruhsal yardım ve tedavi arayışındaki hem çeşitlilik hem de talep artışını karşılayacak sayıda çeşitli tedavi yöntemleri ve teknikleri konusunda eğitimli, yetkin ruh sağlığı çalışanı (psikiyatr, psikolog, danışman, hemşire, sosyal hizmet uzmanı) ülkemizde yoktur.
Nitelik ve nicelik olarak çeşitlenip artan, ruh sağlığı hizmetlerine olan talep ve beklentilerin yeterince karşılanamamasının bazı olumsuz sonuçları ortaya çıkmaktadır.”
PSİKİYATRİK TEDAVİ İÇİN KLİNİKLERE BAŞVURANLARIN SAYISI ARTTI
Özellikle psikiyatrik tedavi için kliniklere başvuranların sayısındaki artışın ruh sağlığı hizmeti veren kuruluşların servis ve polikliniklerinde bir yığılmaya yol açtığını söyleyen Prof. Dr. Kaptanoğlu, “Özellikle devlet hastanelerinin psikiyatri polikliniklerinde bir hekim günde 80-100 hasta muayene edip tedavi önermek durumunda kalmaktadır. Bu şekilde çalışan bir psikiyatrın kullanabileceği tek tedavi yöntemi ilaçla tedavidir. Bu yoğunlukta ve bu kadar kısa sürede psikoterapi veya başka bir tedavi yöntemini kullanmak imkansızdır. Bu sağlıksız durum hastaların ‘hiç beni dinlemeden ilaç verip gönderdi’ şeklinde tepkilerine yol açmaktadır” dedi.
Psikiyatrlar açısından ise bu çalışma koşullarının hekimi tükettiğinin altını çizen Prof. Dr. Kaptanoğlu şöyle devam etti:
“Ayrıca psikiyatrik hizmetlerde ekip çalışması yani psikolog, sosyal hizmet uzmanı, hemşire gibi ruh sağlığı çalışanlarının birlikte çalıştıkları, hastayı biyolojik-psikolojik-sosyal yönleriyle bütünsel olarak ele alabildikleri bir çalışma sistemi de ülkemizde ne yazık kurulamamıştır. Bu gün ülkemizde pek çok kurumda psikiyatrik tedavi, psikiyatrın hastayı önerilen uluslararası standart süreden çok kısa bir sürede muayene edip ilaç yazmasına indirgenmiştir. Ruh sağlığı alanında çok önemli personel eksiği vardır.
Ruhsal sorunların çözümünde çok sınırlı tedavi yöntemi seçeneği olan, hastaya çok az süre ayıran, ruh sağlığı hizmetini ‘psikiyatra başvur-ilaç al’a indirgemiş bir işleyişin yarattığı boşluk, hastaların bu hoşnutsuzluklarından yararlanarak çıkar sağlamak isteyenlere fırsatlar yaratmaktadır. Etkinliği bilimsel olarak kanıtlanmamış yöntem ve teknikler mucize tedaviler olarak sunulabilmekte veya yeterli eğitim, bilgi ve beceriye sahip olmayan kişiler tedavi yöntem ve tekniklerini uygulayabilmektedirler.”
KONU İLE İLGİLİ DİĞER BAŞLIKLAR
Düşünceler Ne Zaman Takıntı Haline Gelir
Panik Atak
Marka Bağımlılığı Nedir?
Kadınlar Erkeklerden Daha Fazla Depresyona Giriyor
|