İstanbul Tabip Odası tarafından yapılan açıklamada, özel sağlık sektöründeki bazı kuruluşlar tarafından; 4-6-8 aylık hekim ücretlerinin bilinçli olarak ödenmemesinin bir tesadüf değil, “sistematik ücret gaspı” olduğu belirtildi.
İstanbul Tabip Odası açıklamasında, bu noktaya nasıl gelindiği konusunda ise şu iddialarda bulundu:
“Sağlıkta Dönüşüm Programı sonucu sağlık alanının özelleştirilmesine bağlı olarak hızla gelişen ve tekelleşen ulusal-uluslararası özel sağlık sermayesi kapitalizmin en katı kurallarını uygulamaktadır. Sağlıkta Dönüşüm Programı sonucu sağlık alanının özelleştirilmesine bağlı olarak hızla gelişen ve tekelleşen ulusal-uluslararası özel sağlık sermayesi kapitalizmin en katı kurallarını uygulamaktadır.
Ülkemizde ulusal ve uluslararası sermaye gerek birleşmeler ve satın almalar yoluyla gerekse de yabancı sigortalı hasta tedavisi üzerinden önemli ortaklıklar kurdu. Alandaki birçok önemli sağlık kuruluşu yüzde 40-45 oranında yabancı sermaye ile ortaklığını resmen belgeledi.”
“HEKİM EMEĞİ UCUZLAŞTIRILMAK İSTENİYOR”
Sağlıkta Dönüşüm Programı çerçevesinde siyasi iktidarın sağlıkta özel sektörün oluşması için kamu kaynakları ve olanaklarını sonuna kadar kullandırdığı iddia edilen açıklamada, “özel sağlık sektörü, hekim emeğini bir gider olarak görmekte, bu nedenle de hekim emeğini ucuzlatma ve değersizleştirmek istemektedir” denildi.
İstanbul Tabip Odası’nın iddiaları şöyle devam ediyor:
“Süreçte sektör, uzman hekim ihtiyacını kamudan daha fazla ücret vererek gidermeye çalışmış, iktidar da uzmanlık kadrolarının artması için önemli adımlar atmıştı. Ancak özel sağlık sektörü belirli ölçüde hekim istihdamını tamamladıktan sonra hızla kriz, maliyet ve yatırım sorunları gibi gerçeğe dayalı olmayan gerekçelerle hekim ücretlerini yüzde 10 -30 oranlarında azaltma yoluna gitti.
Hekimler açısından ücretlerdeki azalmanın yanı sıra iş güvencesi tamamen ortadan kalktı ve hekimin çalışma koşulları daha da ağırlaştı. Özel sağlık sektöründe hekimlere içeriği mevcut yasalara uygun olmayan, usulen imzalanan sözleşmelerle özlük haklarından yoksun bir çalışma sistemi dayatıldı.
Birçok hekim sigorta primini işveren yerine kendisi ödemekte, yıllık izni için ücretini yine kendi ödediği diğer bir hekimi bulmaya zorlanmaktadır.
Tüm bu olumsuzlukların yanı sıra özel sektörde çalışan hekimlerin kazanılmış hakları, ücretleri bazı hastane sahipleri - şirketleri tarafından gasp edilmektedir. Yıllardır sürdürülen bu gasp diğer hastane grupları tarafından da yaygın bir şekilde uygulanır hale gelmiştir.
Böylece nitelikli ücret gaspı yöntemiyle bazı hastane gurupları hekimler ve diğer sağlık çalışanlarının emeği üzerinden kendilerine sermaye oluşturmakta ve sağlık çalışanlarını kendilerine bağımlı kılmaktadır.
Bu çalıştırma yönteminin hekimler başta olmak üzere burada hizmet vermekte olan tüm çalışanlar için ruhsal ve bedensel sıkıntılara yol açtığı aşikardır. Ücretini alamayan, izin kullanamayan ve kendini asgari düzeyde güvende hissetmeyen bir hekimin vereceği sağlık hizmetinin niteliğinin de etkilenmesi kaçınılmaz olmaktadır. İş huzuru olmayan bir kuruluşun verdiği hizmetin halkın sağlık hakkına etkisi önemsenmesi gereken bir sorundur.”
“HUKUKSAL MÜCADELE VERECEĞİZ”
Bu yöntemle sağlık çalışanlarının sistematik olarak sömürüldüğü savunulan açıklamada, “Hekim emeğini çalan tüm hastane gruplarına karşı her türlü demokratik ve hukuksal mücadeleyi hekimlerle birlikte sürdüreceğiz” denildi. Mücadele sürecinde neler yapılacağıyla ilgili olarak şu bilgiler verildi:
“Yaptığımız tüm uyarılara rağmen Sistematik Ücret Gaspı yöntemiyle hekim emeğini çalanları kamuoyuna ve de tüm hekimlere bildireceğiz. Hekimlerimizi bu hastanelerle ilgili uyaracağız. Hukuki girişimleri sürdürüp suç duyurusunda bulunacağız, dava açacağız. Hekimlerle birlikte ücretlerini ve özlük haklarını savunacak, halkın nitelikli bir sağlık hizmetine engelleme ve sınırlamalar olmadan kavuşması için şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da sesimizi çıkarmaya devam edeceğiz.” |