36. Ulusal Hematoloji Kongresi, 3-7 Kasım 2010 tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirildi. Kongrede, evde bakımın kanser hastalarının da hasta yakınlarının da fiziksel ve ruhsal acılarını azalttığı vurgulandı. Kanser hastasının evinde ölmesinin de yine hem hastalar hem de yakınları için daha huzurlu olduğu ifade edildi.
Kongre kapsamındaki toplantıda, Amerika`da yapılan bir araştırmada, bir kanser hastasının yoğun bakım ünitesinde ölmesi halinde yakınlarına post-travmatik stres bozukluğu (PTSD) teşhisi konma olasılığının 5 katına çıktığına dikkat çekildi.
PTSD, yoğun bakım ünitesinde ölen hastaların hasta bakıcılarının yüzde 21`inde gelişirken, evde ölen hastaların bakıcılarının yüzde 4,4`ünde gelişti.
Hastanede ölen hastaların aileleri ve sevdiklerinin, 6 aydan daha fazla süren yoğun, etkisizleştirici keder şekli olan uzatılmış keder bozukluğu yaşadıklarına işaret edildi.
Türk Hematoloji Derneği ve Kongre Başkanı Prof. Dr. Muhit Özcan, Boston`daki Dana-Farber Kanser Enstitüsü`nden Dr. Alexi Wright`ın yaptığı bir çalışmadan örnek vererek şöyle konuştu:
"Her ne kadar kanserli hastalar evde ölmeyi tercih etse de yüzde 35`i hastanede, yüzde 10`u yoğun bakım ünitesinde ölüyor. Kanser hastaları, evde daha huzurlu biçimde ölüyor ve hasta bakıcıları da duygusal olarak bunu daha iyi sonuçlandırıyor. Araştırmacıların 13 Eylül tarihinde Klinik Onkoloji Dergisinde online olarak yayımladıkları rapora göre, evde yapılan tedavi bakımı, yalnızca para tasarrufu değil, aynı zamanda fiziksel ve duygusal acı tasarrufuna da neden olur. Yoğun bakım ünitesi veya hastanede ölen kanserli hastalar, daha fazla fiziki ve duygusal acı yaşayarak, yaşamlarının sonunda daha kötü bir yaşam kalitesine sahip oluyor.”
D VİTAMİNİ EKSİKLİĞİ LENFOMADA BAŞARIYI AZALTIYOR MU?
Toplantıda, “D vitamini eksikliği lenfomada başarıyı azaltıyor mu?” sorusuna şöyle yanıt verildi:
“D Vitamini yetersizliği Hodgkin Dışı Lenfoma gibi bazı kanser görülme sıklığıyla ilişkilendirilmiştir. Son araştırmalar gösteriyor ki, Vitamin D yetersizliği bazı kanserlerde erken tanıyla ilişkilendirilebilir.
Vitamin D yetmezliği, Amerika Birleşik Devletler’de yaygın olup, Hodgkin Dışı Lenfoma da dâhil olmak üzere bazı çalışmalarda daha yüksek kanser insidansına bağlı düşük düzeylerdedir. Son zamanlarda elde edilen verilerde, Hodgkin Dışı Lenfoma’ya ilişkin herhangi bir veri bulunmamasına karşın vitamin D yetmezliğinin bazı kanserlerde ikinci derecede prognozla ilişkilidir.”
EN SIK GÖRÜLEN LÖSEMİ TİPİ “KRONİK LENFOSİTİK LÖSEMİ”
Kronik lenfositik löseminin (KLL), yeni tedavilerin alt sınıflandırması ve geliştirilmesindeki hızlı ilerlemeler nedeniyle, gitgide kompleks bir hastalık haline geldiğine dikkat çekilen toplantıda, “Moleküler remisyonlu sağlıklı hastaların yaklaşık olarak yüzde 40`ında tam remisyon elde etmek mümkündür. Diğer yandan, birçok hasta 70 yaşın üzerinde olup, agresif tedavi kullanımını engelleyen eşzamanlı hastalıklara sahiptir. Ayrıca, monoklonal B hücreli lenfositoz, multipl myelomadaki M-GUS’a kıyasla, birçok olguda overt hastalığı ilerleten özel bir entiti olarak kabul edilmektedir. Klinik, biyolojik ve moleküler etmenler de aynı zamanda hastaların KLL’nin kesinlikle tedavi edilmemesi gereken erken safhalarında daha iyi tanımlanmasına yardımcı olmuştur” denildi.
|