22 Kasım Diş Hekimliği Günü kapsamında Türk Diş hekimleri Birliği (TDB) tarafından bir basın toplantısı düzenlendi.
Toplantıya, İstanbul Diş hekimleri Odası Başkanı Kadir Gökmen Öğüt, Türk Diş hekimleri Birliği Genel Başkanı Prof. Dr. Taner Yücel ve İstanbul Diş Hekimleri Odası Genel Sekreteri Ayten Yıldırım konuşmacı olarak katıldılar.
Genel Başkanı Prof. Dr. Taner Yücel, Dünya Sağlık Örgütü’nün diş ve diş eti rahatsızlıklarının yaygınlığı ve tekrarlama oranları nedeniyle insanların karşılaştığı en büyük sağlık sorunlarından biri olarak tanımladığını söyledi. Diş ve diş eti hastalıklarının 5-17 yaş grubu çocuklarda büyüme yetersizliğine, hamilelerde sekiz kat daha fazla düşük ağırlıklı doğumlara, 39-69 yaş grubunda yedi kat daha fazla kalp hastalığına neden olduğunu da belirtti.
Prof. Dr. Yücel, ağız sağlığı genel sağlık probleminin bir parçasıdır, sağlıkta ağızda başlar sağlıksızlıkta diyerek şunları söyledi:
“Tüm dünyada dişhekimliği hizmetleri ağırlıklı olarak serbest çalışan diş hekimlerinden alınmakta iken Türkiye’de serbest çalışanların sayısı azalmakta ve kamu ağırlığı artmaktadır. 2000 yılında dokuz olan Ağız Ve Diş Sağlığı Merkezi (ADSM) sayısı 2005 yılında 35 ve 2010 yılında ise 123 olmuştur.” ADSM’lerin ülkemizin koşulları nedeniyle zorunlu olması gerektiğini savunan Prof. Dr. Yücel, bu hizmetten 65 yaş üstü kişilerin ve de zihinsel, bedensel özürlü kişilerin yararlanması gerektiğini, diğer kişilerin ise muayenehanelerden yararlanacağına dikkat çekerek bu hizmetlerin entegre edilmelerini söyledi.
Prof. Dr. Yücel, “ADSM’lerde günde 30 ila 50 kişiye bakan diş hekimleri, hem sağlık sorunlarıyla karşılaşır hem de hizmet kalitesinde sorunlara yol açar, bu şekilde sağlık tedavileri yapılamaz” derken şunları söyledi:
“Bu kapsamda sorunun, Dişhekimleri Birliği ve Odalarıyla birlikte oluşturulacak ağız diş sağlığı politikasına biz de dahil olalım. Ağız Diş Sağlığı konusunda bilgi ve tecrübelerimizi paylaşalım” dedi.
“AĞIZ, DIŞ VE DİŞ ETİ SAĞLIĞININ ÖNEMİ”
Prof. Dr. Kadir Gökmen Öğüt ise Türkiye’de Diş Hekimleri Hizmetleri’nin bu mesleğin uygulamaya geçtiğinden itibaren ağırlıklı olarak özel muayenehaneler aracılığı ile yapıldığını belirterek, ’’2006’da sağlıkta dönüşüm programı ile kamuda yoğun olarak açılan ağız diş sağlığı merkezlerine 4/B (sözleşmeli) statüsünde diş hekimleri atanmaya başlanmıştır’’ dedi.
Prof. Dr. Öğüt, Diş hekimi istihdamı ve ağız diş sağlığı hizmetine ulaşamayan dar gelirliler açısından başlangıçta bu hizmetin olumlu olarak karşılandığını ancak; coğrafi dağılımdaki planlama hataları, koruyucu ve önleyici hekimlikten çok tedavi edici hekimlik uygulamaları ve bunun ileri tedavi kalemlerini de kapsayacak şekilde genişletilmesi, çalışan diş hekimlerinin özlük haklarının yok sayılması, çalışma şeklinin performans ağırlıklı olması gibi nedenlerle giderek hastaların, çalışan hekimlerin ve sürecin dışında tutulmuş olan muayenehanelerin sıkıntıya neden olmasına yol açtığını ifade etti.
Sağlık Bakanlığı’nın hazırladığı 2010-2014 Stratejik Plan’ından bahseden Prof. Dr. Öğüt, stratejik planın amaç 1 bölümünde ’’Koruyucu Hekimlik Uygulamaları’nın toplumun geniş kesimine ulaşmasını sağlamak ve böylece tedavi edici diş hekimliğine olan ihtiyacı azaltmak’’ şeklindeki hedefin amaç 2 bölümünde ’’2014 yılı sonuna kadar tedavi edici ağız ve diş sağlığı hizmetlerini ülke genelinde yaygınlaştırarak ulaşılabilinirliliğini artırmak şeklinde düzelttiklerini sözlerine ekledi.
Bu bağlamda yine stratejik plan içerisinde; 250 bin nüfus üstü her ilçede en az 15 ünitli ve hekimli Ağız Diş Sağlığı Merkezi (ADSM) açılması ve 100-250 bin nüfuslu her ilçede de en az 10 ünitli ve hekimli devlet hastanesine veya Ağız Diş Sağlığı Merkezi’ne bağlı Diş Tedavi ve Protez Merkezi hedeflendiğinin altı çizildi.
“AMAÇ, KORUYUCU HEKİMLİK OLMALI”
Prof. Dr. Öğüt, bahsedilen plan stratejisinin koruyucu ve önleyici hekimlik olmadığını adından da anlaşıldığı üzere amacın tedaviye yönelik diş tedavi ve protez merkezi açmak olduğunu söyledi. ADSM’lerin coğrafi dağılımının yanlış olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Yiğit, “diş hekimliği hizmetinden yararlanamayan kesim hala bu hizmetten yararlanamıyor, diş hekimine ulaşımın kolay olduğu yerlere bu merkezlerin açılması yanlış bir politikadır” dedi.
Kamunun ADSM açma ve diş hekimi istihdam etme politikasının doğru olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Öğüt, özel muayenehanelerin kamu hizmeti verdiğini yadsımadan ADSM’lerin planlanması ve istihdamının haksız rekabet yaratacak şekilde ve özel muayenehaneleri yok etme üzerine olmaması gerektiğine, ülke kaynaklarının verimli kullanması gerektiğine dikkat çekti.
Prof. Dr. Öğüt, devletin sağlık hizmetinde sosyal devlet hizmeti sürdürmesi gerektiğini vurgulayarak hükümetin kısa sürede; diş ve diş eti hastalıklarının bir sağlık sorunu olarak değerlendirmesi gerektiğini vurguladı.
Genel Sekreter Ayten Yıldırım ise, sosyal bir devletin sağlıklı bir toplum yaratması gerektiğini vurguladı.
Yıldırım, kamudaki performansa dayalı diş hekimlerinin ücretlendirilmesiyle ilgili olarak, Kamuda hizmet kalitesi ve performans açısından uygun bir denetim sistemi kurulamadığını, performansın yüksek ücretlerin ise düşük olduğunu kaydederken bir diş hekiminin günde 10 ila 15 hastaya bakması gerektiğini ancak bu şekilde 40 ila 50 hastaya bakıldığını sözlerine ekledi. |