İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları Anabilim Dalı, Endokrinoloji, Metabolizma ve Diyabet Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Taner Damcı, “Sağlıklı Buluşmalar” isimli bir basın toplantısı düzenledi. Prof. Dr. Taner Damcı, medyada sağlık alanında çalışan gazetecileri, diyabet konusunda bilgilendirmek amacıyla düzenlenen toplantıda, diyabet ve diyabet tedavileri hakkında bilgi verdi.
Prof. Dr. Taner Damcı, şeker hastalığı da denen diyabetin vücutta üretilen insülin eksikliği sonucu ortaya çıkan kan şekerinin yükselmesi ve bundan kaynaklanan çok su içme, çok idrara çıkma, bitkinlik, yorgunluk gibi bulgularla ortaya çıkan kronik bir hastalık olduğunu söyledi.
Diyabetin küresel bir salgın olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Damcı, IDF (Uluslararası Diyabet Federasyonu) verilerine göre bugün dünyada yaklaşık 285 milyon diyabetli olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Damcı, her yıl 3.8 milyon kişinin diyabet nedeniyle hayatını kaybettiğini ve hastalığa bağlı ölümler arasında diyabetin dördüncü sırada yer aldığını da sözlerine ekledi.
Türkiye’de 2002 yılında yüzde 7.2 olan diyabetli oranının 2010 yılında yüzde 13.7’ye çıktığını ve IDF verilerine göre, gelecek 20 yılda dünyada 500 milyon kişinin diyabet hastası olacağını belirten Prof. Dr. Damcı şu bilgileri verdi:
“Aşırı su içilmesi, yemek yenmesine rağmen açıklanamayan kilo kayıpları, sık idrara çıkma; açlık kan şekerinin 126’nın üzerinde olduğu durumlarda kişiye hemen diyabet tedavisi uygulanması gerekir. Dünyadaki diyabetlilerin yalnızca üçte biri tedavi aldığını diğer üçte ikisi ise tedaviden yoksun. Oysa diyabet tedavi edilmediği takdirde; organlarda bozulma, felç, bacak damarlarında tıkanıklak, körlük, böbrek yetmezliği, kalp kirizi gibi hastalıklara neden olabiliyor.”
“SAĞLIKLI YAŞAM BİÇİMİNİ BENİMSEMEK GEREKİR”
Sağlıklı yaşam biçimi edinilerek diyabetin yüzde 60, 70 oranında önlenebildiğini ifade eden Prof. Dr. Damcı, “İnsanlar yediklerine bir miktar dikkat ederse, bir miktar spor yaparsa bunu önleyebilirler. Haftada 2000 kalorilik egzersiz yeterlidir” dedi.
Diyabet tedavisinde kullanılan pek çok yöntem olduğunu hatırlatan ancak bir şeyleri düzeltirken bir şeylerin bozulduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Damcı şöyle devam etti:
“Şekeri iyi kontrol ediyoruz ama bazı tedavi yöntemleri kilo artışına yol açıyor. Alınan bir iki kilo bile hastanın tedavi ve yaşam kalitesini etkiliyor. İnkretin hormonları ve GLP-1 son yıllarda diyabet tedavisinde kullanılıyor; bu hormonlar, yemek miktarına göre pankreasa, beyin ve karaciğere haber veriyor, vücut da buna göre önlemini alıyor. GLP-1, kan glikoz düzeyinin temel düzenleyicisi. Ayrıca bu tedaviyle tokluk duygusu artıyor, kilo kaybı ve besin alımı azalıyor.”
|