Diyabet 2020 Projesi’nin sonuç dokümanı olan Ulusal Diyabet Stratejisi hazırlandı. Hazırlanan doküman, düzenlenen bir basın toplantısıyla kamu oyuna duyuruldu.
Toplantıda, bu projeyle 2010-2020 yılları arasında diyabet kuruluşlarından oluşan bir platformla izleme kurulu oluşturulacağı, Sağlık Bakanlığı’na ve ilgili kuruluşlara programın yürütülme sürecinde her yıl rapor sunulacağı bildirdi.
Diyabet 2020 Projesi hakkında bilgi vermek üzere düzenlenen toplantıya; D 2020 Projesinin Koordinatörü, Türkiye Diyabet Vakfı Başkanı Prof. Dr. Temel Yılmaz ve D 2020 Uluslar arası Danışma Kurulu üyeleri Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) temsilcisi Dr. Michael Hall, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) temsilcisi Prof. Dr. Isuf Kalo ve Sanofi-aventis firmasından Dr. Edibe Taylan katıldılar.
Prof. Dr. Temel Yılmaz, diyabetin hızla yayıldığını vurgulayarak 2000 yılında tamamlanan TURDEP 1 çalışmasında 20 yaş üstündeki kişilerde hastalığın görülme oranı yüzde 7- 8 iken 2009 ve 2010 yıllarında yapılan PURE, CREDIT ve TURDEP 2 sonuçlarına gore hastalığın görülme oranının yüzde 14 - 16 olduğunu bildirdi.
Prof. Dr. Yılmaz, 40 yaşın üzerindeki her beş, 50 yaşın üzerindeki her 4 kişiden birinin diyabetli olduğunu belirtirken şimdilik kesin bir tedavisi olmayan diyabetin iyi tedavi edilmediği taktirde önemli organ hasarlarına neden olduğunu ifade etti.
Yaşam tarzının diyabete davetiye çıkardığını söyleyen Prof. Dr. Yılmaz, bilgisayarların başından kalkılmaması, otomobillerin rahatlığı, fast food, hızla artan kilolar, egzersizden uzak bir yaşam, ve artan insulin rezistansının diyabete neden olduğunu belirtti.
Prof. Dr. Temel Yılmaz, “St. Vincent bildirgesinin 20. yılında Türkiye Diyabet Vakfı Koordinatörlüğü’nde, diyabet alanında görev yapan 24 sivil toplum kuruluşunun, meslek ve hasta örgütünün bir araya geldiği, ülkemizde diyabet tedavi, takip ve bakımında, mevcut sorunların değerlendirileceği, çözüm önerilerinin tespit edileceği ve aksiyon planının geliştirileceği bir ulusal diyabet programını başlatması yönünde konsensus kararı alındığını söyledi.
Bu projeyle 2010-2020 yılları arasında diyabet kuruluşlarından oluşan bir platformla izleme kurulu oluşturulacağını Sağlık Bakanlığı’na ve ilgili kuruluşlara programın yürütülme sürecinde her yıl rapor sunulmasının planlanacağını da bildirdi.
Prof. Dr. Temel Yılmaz, ülkelerin diyabetle mücadelesinde yeniden oluşum için alternatif yeni bir model olduğunu vurgularken şunları söyledi:
“Bu modelde Ulusal Diyabet Programlarının ülkedeki konu ile ilgili sivil bir platform tarafından bağımsız olarak hazırlanması, devlet ve sağlık otoritelerinin aksiyon planlarını bu programlar temelinde oluşturması ve yürütülmesini önermektedir. Bu ortak paylaşım sorunların çözümünde daha gerçekçi ve objektif olacaktır. Tüm dünyada büyük bir hızla yayılan diyabetle mücadelede başarı, ancak devlet ve sivil toplum örgütlerinin ortak işbirliği ve mücadelesiyle sağlanabilir.”
SESSİZCE YAKLAŞAN KATİL: DİYABET
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) temsilcisi Prof. Dr. Isuf Kalo ise diyabetin sessizce yaklaşan bir katil konumunda olduğunu söylerken diyebetin yüksek tansiyon, obeziteye de yol açtığı için öldüren bir hastalık konumunda olduğunu belirtti.
Obezite arttıkça diyabetin de arttığını vurgulayan Prof. Dr. Kalo, yenen gıdalar, ilerleyen yaş ve yaşam tarzının da diyabette risk faktörü olduğunu söyledi ve diyabetin, modern toplumun ödediği bir bedel olduğunu savundu.
DİYABETİ POLİTİKACILAR BİLE HAFİFE ALIYOR
D 2020 Uluslar arası Danışma Kurulu üyeleri Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) temsilcisi Dr. Michael Hall ise, “Herkes kalp krizi ve inmenin ciddi bir durum olduğunu biliyor. Diyabet de bunlara neden oluyor ama politikacılar bile bu hastalığı hafife alıyor” dedi.
Dr. Michael Hall, Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) tahminlerine gore tüm Avrupa bölgeleri için diyabetin önlenmesinde 100 milyar dolar harcandığını, Türkiye’nin de diyabet çalışmaları konusunda iyi bir stratejiye sahip olduğunu ve diğer ülkelere örnek teşkil ettiğini bildirdi.
DİYABET, SOSYAL BİR YÜK OLUŞTURUYOR
Dr. Edibe Taylan ise diyabetin bir salgın olduğunu ve bu hastalığın kişileri yalnızca bireysel etkilemediğini sosyal bir yük de oluşturduğunu söyledi. Diyabeti ve diyabet mücadelesini dikkate almak gerektiğinin altını çizen Dr. Taylan, “Diyabeti tedavi ederek ortadan kaldırmak mümkün değil; erken teşhis ve hastalığın komplikasyonlarının önlenmesi çok önemli. Bütünlükcü yaklaşım gerektiren bu durumda sivil toplum örgütleri, hastalar, doktorlar ve hemşirelere sorumluluk düşüyor” dedi.
|