Tıp fakültelerinin geleceğinin karartıldığı iddia edilen İstanbul Tabip Odası (İTO) açıklamasında, “Geleceğimize sahip çıkmak, baskıya, tıp eğitiminin niteliğinin düşürülmesine, emeğimizin sömürülmesine, mesleki bağımsızlığın yok edilmesine dur demek için tepkimizi gösteriyoruz” denildi. İztanbul Tabip Odası yazılı bir açıklama yaparak üniversite hastanelerinin mali olarak taammüden çökertilmekte olduğunu iddia etti. İstanbul Tabip Odası açıklamasında şu görüşlere yer verildi:
“Sağlıkta Dönüşüm Programı, temel görevi eğitim, öğretim ve araştırma olan üniversiteleri piyasanın ihtiyaçları doğrultusunda dönüştürmekle kalmamış adeta yaşayamaz hale getirmiştir. Dünya Bankası destekli bu program ile piyasa kurullarına uymayan, kamu yararına tüm uygulamalar ortadan kaldırılmak istenmektedir. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun Sağlık Bakanlığı hastanelerinden satın aldığı tedavi edici sağlık hizmetleri için yaptığı harcamanın göreli olarak yedi yılda yüzde 19, üniversite hastanelerinden satın aldığı tedavi hizmetleri için yapılan harcama yüzde 23 azaltılmışken, özel hastanelerden satın aldığı tedavi hizmetleri için yapılan harcamanın yüzde 221 artırılmış olması bu gerçeği açık olarak ortaya koymaktadır.”
TAM GÜN, TORBA YASAYA SOKULDU
Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararına rağmen, tekrar Torba Yasa’ya sokulan “Tam Gün” Tasarısı’yla sağlık hizmetlerinin piyasaya açılmasının amaçlandığı vurgulanan açıklama şöyle devam ediyor:
“Sağlık hizmetinde esnek, uzun çalışmayı dayatan, hizmetin niteliğini değil sayısını önceleyen, mesai içi/mesai dışı hizmete göre ödeme, vardiyalı çalışma uygulamalarını gündeme getiren bu Tam Gün Yasa tasarısı kabul edilemez.” İTO açıklamasında, mevcut hükümetin üniversite hastalerini de şirket hastaneleri haline getirme çabasında olduğu iddia edilerek bu konuda yapılanlar şöyle sıralandı:
• Eğitim alt yapısı açısından ihtiyaçlar belirlenmeden çok sayıda tıp fakültesi açılıyor. • Akademik kadrolar öğrenci sayıları ve eğitim-hizmet dengesi üzerinden oluşturulmuyor. • Tıp fakültesi öğrenci kontenjanları eğitim altyapısını zorlayacak şekilde artırılıyor. • Finansal baskılar nedeniyle öğretim üyeleri hizmet ağırlıklı çalışmaya zorlanıyor. • Kamu Hastaneleri Birliği’ne eklemlenerek Sağlık Bakanlığı’na bağlanmanın önü açılıyor. • Üniversitelere asistan kadrosu açılmıyor. Klinikler yönetilemez hale geliyor. • Öğretim üyelerine performansa bağlı ödeme sistemi içinde çalışma dayatılıyor. • Üniversite hastaneleri çökertilerek, Tıp Fakülteleri “yüksek okul” statüsüne indirgeniyor. • Asli görevi eğitim-araştırma olan ve 3. basamak sağlık hizmeti vermek olan üniversite hastaneleri hizmet hastanelerine dönüştürülmeye çalışılıyor. |