Bu yıl tüm dünyada, Dünya Kanser Deklarasyonu yoluyla Uluslararası Kanser Savaş Örgütü (UICC) önderliğinde, ülkemizde de Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Derneği aracılığıyla yürütülen kampanyada, Uluslararası Kanser Kontrol Örgütü (UICC) ve onu destekleyen üye sivil örgütler, kanserden korunma konusunda küresel düzeyde insanları bilgilendiriyor.
Ayrıca Eylül 2011’de yapılacak olan, Birleşmiş Milletler “Bulaşıcı olmayan hastalıklar zirve”sine kadar küresel düzeyde “Dünya Kanser Bildirgesi”ni destekleyen “Bir Milyon İmza”nın toplanması hedefleniyor.
İsteyen herkes, www.dunyakansergunu.org adresini tıklayıp “Dünya Kanser Bildirgesi”ni imzalayarak, 11 önemli hedef ile kanser yükünün azaltılması için karar verici makamları etkilemeye çalışan küresel topluluğa katılabiliyor.
KANSERLERİN YÜZDE 40’I ÖNLENEBİLİR
Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Derneği Başkanı ve aynı zamanda Dünya Kanser Kontrol Örgütü Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Tezer Kutluk, “Türkiye’de her yıl 200.000 kadar insanın kansere yakalandığını, eğilim böyle gittiği sürece dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kanserin artacağını, bu açıdan sağlıklı yaşam tarzının kanser korunmada en önde gelen unsurudur. Önlem alınmazsa, dünya genelinde 2030 yılında 26 milyon yeni tanı kanser vakasına ve 17 milyon ölüme ulaşılacağı tahmin edilmektedir. Öte yandan, yüz güldürücü olan konu, kanserlerin yüzde 30-40’ının potansiyel olarak önlenebilir olmasıdır. Tütün kullanımı, aşırı alkol tüketimi, güneşe fazla maruz kalma ve obezite ile ilişkili kanserler için risk, bu risk faktörlerinden kaçınılması yanında sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktivite gibi sağlıklı yaşam davranışlarının benimsenmesi ile önemli ölçüde azaltılabilmektedir” dedi.
BESLENME VE KANSER ARASINDA CİDDİ BAĞLANTI VAR
Prof. Dr. Kutluk, araştırmaların beslenme ve bazı kanser türleri arasındaki bağlantıyı ortaya koyduğunu belirterek şöyle devam etti:
“Çalışmalar göstermektedir ki günlük bir porsiyon (80-100 gram meyve ya da sebze) ağız kanseri riskini yüzde 20, mide kanseri riskini ise yüzde 30 azaltmaktadır. Kırmızı ve işlenmiş et barsak kanseri riskini arttırırken, yüksek miktarda lif alımı (günde ortalama 27 gram) bu riski yüzde 20 oranında düşürmektedir. Ayrıca, tuz ve salamura besinler de mide kanseri riskini artırır. Aşırı kilo ve obezitenin (vücut kitle indeksi 25 ve üzeri) rahim, böbrek, yemek borusu, mide, kolon, meme kanserleri (Postmenopozal kadınlarda), prostat, safra kesesi ve pankreas kanserlerine yakalanma riskini arttırdığı sağlam kanıtlarla ortaya konmuştur.”
TÜTÜN HER ALTI SANİYEDE BİR CAN ALIYOR
Tütün kullanımının her altı saniyede bir, yılda ise 5 milyondan fazla kişinin ölümüne neden olduğunun altını çizen Prof. Dr. Kutluk, bu rakamın; her on yetişkin ölümünden birinin sebebinin tütün olduğu anlamına gelmekte olduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Tütün kullanımı, özellikle sigara, dünyadaki tüm kanser vakalarının tek en büyük nedenidir. Akciğer, ağız, boğaz, burun ve sinüsler, karaciğer, pankreas, mide, rahim, meme, barsak, böbrek ve mesane kanserleri dahil olmak üzere tüm kanser ölümlerinin, dörtte birinden daha fazlasından sorumludur. Aynı zamanda kardiyovasküler ve diğer akciğer hastalıklarının gelişmesinde de rol oynar. Sadece sigara içenlerin risk altında olduğunu söylemek mümkün değildir. Kapalı alanlarda içilen tütün dumanı, içmeyen kişiler tarafından da solunmaktadır. 2004 yılında, pasif içicilik sebebiyle yüzde 28’i çocuk olmak üzere 600,000 kişi erken ölmüştür. Birçok çalışma göstermektedir ki, tütün kullanımının durdurulması ve dumansız hava sahası yaratılması kanser ve diğer kısa/uzun vadeli sağlık sorunlarının ciddi düzeyde azalmasını sağlamaktadır.
Alkol kullanımına da değinen Prof. Dr. Tezer Kutluk, halk sağlığı üzerinde alkolün büyük etkisi olduğunu belirtti ve şöyle anlattı:
“Bu etki, erken ölüm ve sakatlıklarda dünyanın beşinci önde gelen risk faktörüdür. Kontrollü içki tüketimi, kanser riskini azaltmada önemli bir anahtardır. Ancak, gelişmekte olan ülkelerde, son yıllarda alkol tüketimi artış eğilimi göstermektedir. Alkolün kısa vadeli etkileri ruh hali, konsantrasyon, muhakeme ve koordinasyon üzerinde doğrudan etkilidir. Alkol motorlu araç kazaları ve diğer çeşitli yaralanmaların önde gelen sebepleri arasındadır. Alkolün sağlığımız üzerindeki uzun vadeli olumsuz etkileri günümüzde net ve açık olarak bilinmektedir. Araştırmalar, erkeklerde günde 2 kadeh, kadınlarda ise günde 1 kadeh alkollü içecek tüketilmesinin bazı kanser türlerinin gelişimine arttırdığını göstermektedir.
Alkol tüketimi arttıkça, kişinin aldığı risk de o kadar artar. Risk faktörü kanser türüne göre de çeşitlilik göstermektedir. Ağız, yemek borusu (özefagus) , Gırtlak (larinks), yutak (farinks), meme ve karaciğer kanserleri ile alkol arasında güçlü bir ilişki vardır. Alkolle beraber, tütün kullanımı bu bireylerde bu tür kanserlerin riskini daha da arttırmaktadır.”
ÇEVRESEL KANSEROJENLER TEHDİT UNSURU
İçme suyunun kirlenmesi: Su yaşamı sürdürebilmek için gereklidir. Düşük su kalitesi insan sağlığı için büyük tehdit oluşturur. 2004 yılı verilerine göre ishalli hastalıklar her yıl tek başına 1.8 milyon ölüm vakasından sorumludur. Çeşitli mikrobiyal, kimyasal ve radyolojik faktörler (radon gibi doğal radyonüklidler) su kalitesinin düşmesinde rol oynamaktadır.
Hava Kirliliği: Kirli hava, her yıl dünya çapında tahmini 3,1 milyon ölüm olayından sorumludur. Hava kirletici etmenler ile solunum yolu enfeksiyonları, kalp damar hastalıkları, akciğer kanseri ve diğer başka hastalıklar arasında bir dizi bağlantı bulunmaktadır.
Kimyasal maddeler (asbest gibi): Asbest maruziyeti çoğunlukla çalışma ortamında bulunan asbest liflerinin solunması yoluyla gerçekleşir, ama aynı zamanda asbest içeren binalarda ve evlerde, asbest fabrikalarının da asbestli havanın solunması ile de olur. Bugün, dünya üzerinde yaklaşık 125 milyon kişi işyerlerinde asbeste maruz kalmaktadır. Asbest solunması akciğer kanseri, mezotelyoma, gırtlak, yumurtalık kanserlerine ve asbestosis’e (akciğer fibrozis) neden olur. 2004 yılında, iş yerinde maruz kalınan asbest ile ilişkili akciğer kanseri, mezotelyoma ve asbetosis hastalıklarından 107.000’i ölümle sonuçlandı. Bunun yanı sıra mesleki maruziyet dışında asbestle ilgili her yıl birkaç bin ölüm vakası gerçekleşmektedir.
KANSERE NEDEN OLAN ENFEKSİYONLAR
Kanser bulaşıcı bir hastalık değildir. Ancak bazı enfeksiyonlar doğrudan kansere yol açabilmekte ya da kanser riskini arttırmaktadır. Aslında kanserden olan ölümlerin gelişmekte olan ülkelerde yüzde 22’si ve sanayileşmiş ülkelerde de yüzde 6’sı kronik enfeksiyonlar nedeniyle olur.
Örneğin “hepatit B veya C virüsü” karaciğer kanseri, “insan papilloma virüsü” rahim ağzı kanseri ve “Helikobakter pilori bakterisi” ise mide kanseri riskini artırır. Aşılama, enfeksiyonların tedavisi ve davranış değişikliği gibi müdahaleler belirli risk faktörlerine maruz kalma oranını azaltabilir. |