Kadına yönelik şiddet ve cinsel şiddet haberleri yaygınlığı nedeniyle basında sık sık yer alıyor. Ancak bu tür haberler ne kadar doğru veriliyor? Okuyucu ya da izleyen açısından özellikler geçler açısından nasıl bir algı yaratılıyor? Genel anlamda şiddet ve özelde kadına yönelik cinsel şiddet haberlerinin medyada veriliş biçimi ne kadar doğru?
İşte bu sorulara yanıt aramak için Türkiye Psikiyatri Derneği`nin "Basında Kadına Şiddet ve Cinsel Şiddet Haberleri" Atölyesinde Prof. Dr. Sevda Alankuş, Prof. Dr. Şahika Yüksel, gazeteci Ziyneti Kocabıyık ve Avukat Filiz Kerestecioğlu medyanın şiddete bakışını gazetecilerle tartıştı.
Medyada şiddetin ve cinsel şiddetin sürekli yayınlanmasının özellikle gençlerin antisosyal davranış özelliklerini normal olarak kabul etmelerine yol açtığı sonucuna varıldı.
“CİNSEL SALDIRI EN ÇOK YAKIN ÇEVREDEN GELİYOR”
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Bölümü öğretim üyesi ve Türkiye Psikiyatri Derneği Kadın ve Ruh Sağlığı BÇB Üyesi Prof. Dr. Şahika Yüksel, “Cinsel saldırganı meslek rolleri veya etnik grup veya sınıf olarak kategorileştirmeyen, istismar haberi yaparken kadını istismar etmeyen bir medya istiyoruz” diye konuştu.
Cinsel saldırıların düşünüldüğünün aksine en çok yakın çevrede ve evde yaşandığını vurgulayan Prof. Dr. Yüksel şöyle devam etti:
“Cinsel saldırıya uğrayanların çoğu genç kadınlar ile tanıklık edemeyecek durumdaki bedensel veya zihinsel engeli olanlardır. `Kapalı giyinirsen cinsel şiddete uğramazsın veya açık giyinirsen uğrarsın` diye bir şey yok. Cinsel şiddeti ifade eden kavramlar değer yüklüdür. Bu kavramlar saldırganla özdeşleşmeye ve gözlemcinin şiddete yüklediği değerlerle bağlıdır. Cinsel saldırıları besleyen erkek egemen kültür anlayışıdır. Cinsel saldırılar en sık yakınlar tarafından ve evde yaşanmaktadır. Saldırgan mağdurun eşi, babası, amiri gibi daha kuvvetli konumda olan bir kişidir. Mağdurların yaşadıkları haksızlıkların hesabını sorması çok sancılıdır. Sıklıkla saldırganlar, konumlarından aldıkları kuvvetle korunur."
KADIN ÖTEKİLEŞTİRİLİYOR
Toplantıda söz alan İzmir Ekonomi Üniversitesi dekanı Prof. Dr. Sevda Alankuş, "İyi habercilik her zaman her doğruyu yazmak değildir. Vahşet haberlerini en vahşi haliyle vermek iyi habercilik değildir" diyerek, bir kadın öldürüldüğünde bunun haber olduğunu, ancak basının daha sonra bu davayı takip etmediğini söyledi. Prof. Dr. Alankuş, "Medyada Taciz ve/veya Medya Tacizi" başlıklı sunumunda iletişim fakültelerinde öğretilen güncellik, tazelik, olağandışılık, çatışma, yakınlık gibi haber değeri taşıdığı iddia edilen unsurların kadına hak ihlalleri yarattığını savundu. Prof. Dr. Alankuş şöyle devam etti:
"Haber dili içinde gündelik yaşamın cinsiyetçi/seksist dilinin yeniden üretilmesi konusunda yapılması gerekenler hem daha zor hem daha kolay. Kolay çünkü, gazetecilik pratikleri içinde çoğunlukla kolaycılığa kapılarak kullanılan klişe anlatıların, kadını yok sayan sözcüklerin ortadan kaldırılmasıyla işe girişilebilir. Zor çünkü, kadını ötekileştiren, bütün ötekileri de kadın gibi gören zihniyet yapısı içinde temellenen dil/söylem ile zihniyet kurgusunun yerinde edilmesi gerekiyor. Bu da kullanılan sözcüklerin değiştirilmesinin ötesinde, zihniyet yapısının değiştirilmesiyle ilgili bir sorun alanı oluşturuyor. Bütün ötekiler bakışımızı belirleyen kadına bakışın, etik ve politik bir sorumlulukla yerinden edilmesini gerektiriyor."
RAKAMLARLA KADINA ŞİDDET
Şiddet, “güç ve baskı uygulayarak insanların bedensel veya ruhsal açıdan zarar görmesine neden olan bireysel veya toplu hareketlerin tümü” olarak tanımlanıyor.
Günümüzde en ilkel toplumlardan en gelişmiş toplumlara kadar bütün kadınlar geleneksel kavramların da etkisiyle fiziksel, cinsel, ekonomik, psikolojik şiddete maruz kalıyorlar. Kadına yönelik şiddet bütün dünyada en yaygın insan hakları ihlalleri arasında yer alıyor.
Dünyada her yıl 5000 kadın ailesinin onurunu zedelediği gerekçesiyle öldürülüyor.
Yapılan araştırmalara göre her 6 ABD’li kadından biri ve 33 ABD’li erkekten biri çocuk ya da erişkin dönemde tecavüz girişimine ya da tecavüze uğramaktadır. Türkiye’de ise her 10 kadından 4’ü cinsel şiddet de dahil olmak üzere erkeklerin şiddetine maruz kalmakta, her 5 çocuktan 1’inin istismar gördüğü düşünülmektedir.
Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’nın internet sitesinde bulunan bilgiye göre her 3 kadından 1’i evde kocasının ya da sevgilisinin fiziksel şiddetine maruz kalıyor. Türkiye’de resmi rakamlara göre 2006 yılında 72 bin 643 kadın şiddete uğradı. Bunların 842’si saldırılar sonucu yaşamını kaybetti. |