HABER: Demet DEMİRKIR
Türk Nefroloji Derneği tarafından altıncısı düzenlenen Dünya Böbrek Günü kapsamında “Böbreklerini Koru, Kalbini Kurtar” konulu bir basın toplantısı düzenlendi.
Böbrek sağlığı ve hastalıkları konusunda toplum bilincini artırmak, erken tanının önemini vurgulamak ve kronik böbrek hastalığının insan sağlığına etkilerine değinilen toplantıda böbrek hastalıklarının ülke ekonomisi üzerindeki yüküne de dikkat çekildi.
Toplantıya Türk Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Gültekin Süleymanlar, Türk Nefroloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Kenan Ateş, Türk Nefroloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Tevfik Ecder ve Türk Nefroloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Bülent Altun katıldılar.
Halkın bilinçlenmesini hedeflediklerini söyleyen Prof. Dr. Gültekin Süleymanlar, halen tüm dünyada iki milyonu aşkın kişinin diyaliz ve böbrek nakli tedavileri ile yaşamını sürdürdüklerini, gelecekte ise bu sayının iki kat artacağını ve toplam tedavi maliyetinin 1.5 trilyona ulaşacağını söyledi.
Prof. Dr. Süleymanlar, Türk Nefroloji Derneği’nin verilerine göre ülkemizde diyaliz uygulanan veya böbrek nakli yapılmış yaklaşık 60 bin hasta bulunduğunu söyledi. Bu sayının gelişmiş birçok ülkenin neredeyse 2 katı olduğunu, yıllık yüzde 10 artış oranı ile de 2015 yılında 100 bini aşacağını belirtti. Halen 1.5 milyar dolar olan tedavi maliyetinin ise iki katına çıkacağını tahmin ettiklerini ifade etti.
18 KİŞİDEN BİRİ BÖBREK HASTASI
Prof. Dr. Süleymanlar, Türk Nefroloji Derneği tarafından yapılan CREDIT çalışmasına göre böbrek yetmezliğinin her altı kişiden birini etkilediğini, 18 kişiden birisinde ilerleyici börek hastalığı olduğunu, kadınların bu hastalıktan ciddi boyutta etkilendiğini, kırsal ve bazı bölgelerde yaşayanların bu hastalığa daha fazla maruz kaldıklarını belirtti.
Kronik böbrek hastalarında en yüksek risk gruplarının şeker hastalığı, tansiyon yüksekliği, kalp-damar hastalığı ve ailesinde böbrek hastalığı olanlar ile yaşlılar olduğunun altını çizen Prof. Dr. Süleymanlar, diğer risk faktörlerini şöyle sıraladı: “Obezite, sigara, böbrek taşı, tekrarlayan idrar yolu infeksiyonları, sık ağrı kesici kullanımı, bağ dokusu hastalıkları ve düşük doğum ağırlığı.”
Prof. Dr Süleymanlar, Türk toplumunda kronik böbrek hastalığı için bu risk faktörlerinin de yüksek oranda mevcut olduğunu söyledi. Buna göre, erişkinlerin yüzde 33’ünde yüksek tansiyon, yüzde 12.7’sinde şeker hastalığı, yüzde 32’sinde obezite, yüzde 35’inde aktif sigara içiciliği bulunduğunu sözlerine ekledi.
Prof. Dr. Süleymanlar, özellikle son dönem böbrek yetmezliğinin en sık nedeni olan şeker hastalığı sıklığının 2002’de yüzde 7.2 iken günümüzde yüzde 12’nin üzerine çıkmış olmasının endişe verici bir durum olduğunu vurguladı. Kronik böbrek hastalıklı bireylerde sakatlık ve ölüm oranlarının sağlıklı kişilere göre 10-30 kat daha yüksek olduğunu kaydeden Prof. Dr. Süleymanlar, “Bu hastalarda ölümlerin yaklaşık yarısından kalp ve damar hastalıkları sorumludur. Bu nedenle, kronik böbrek hastalığının erken tanısı ve önlenmesi, kalp sağlığının korunması bakımından da son derece önemlidir” dedi.
Prof. Dr. Kenan Ateş, “6-7 erişkinden birinde kronik böbrek hastalığı var. Bizim ülkemizde farkındalık çok düşük, uluslararası değerlendirmeye bakınca yüzde 10’un altında kalıyoruz” dedi.
Prof. Dr. Ateş, risk fakörü taşıyan kişilerin şikayetleri olsa da olmasa da yılda bir kere basit tetkikler yaptırmaları gerektiğini vurguladı.
GÜNDE 5 GRAM TUZDAN FAZLASI ZARAR
Prof. Dr. Bülent Altun, böbreği korumak için alınan tüm önlemlerin kalbi, kalbi korumak için alınan önlemlerin ise böbreği koruduğunu belirtti. Tuz tüketimine dikkat çeken Prof. Dr. Altun, sağlıklı bir yaşam için günde beş gram tuzun yeterli olduğunu ancak Türkiye’de kişilerin tükettikleri tuz miktarının 18 gram olduğunu belirtti.
18 gram tuzun yüzde 40’ının ekmekteki tuz olduğunu kaydeden Prof. Dr. Altun, “Fazla tuz kalp büyümesi, böbrekte protein kaçağına neden olur. Tuz tüketimini yalnızca hastalandığımızda kısıtlamak yerine tüm yaşama yayacak şekilde ve erken dönemde benimsemek gerek” dedi.
Sigaranın böbreğe olan zararlarına değinen Prof. Dr. Tevfik Ecder ise sigaranın etkilemediği sistem olmadığını, her organı etkilediğini savunurken gönüllü kişiler üzerinde yapılmış bir çalışmayı şu şekilde anlattı:
“Gönüllü olarak yalnızca bir sigara içen kişide nabız artışı olduğu, geçici de olsa böbrekte akut bozulma olduğu görüldü. Sigara sayıları arttıkça da risk faktörleri artıyor. Risk faktörleri olan kişilerde ani ölüm, inme, enfarktüs gibi olaylar normal kişilere göre yüzde 20 kat daha fazla oluyor” |