Her gün onlarca basın bülteni önüme geliyor; kimi kağıt üzerinde, kimi internet aracılığıyla… Bu bültenleri yazan, okuyan, oluşturan büyük emek harcayarak gazetecinin önüne sunan arkadaşların işi hiç kolay değil. Bu trafik arasında nadiren yanlışlar yapılabiliyor.
Buna hiç sözüm yok; bir harf “a” yerine “e” yazılmış mesela… Olabilir, gözden kaçabilir. Kaldı ki bu tür hatalara tirajı yüksek günlük gazetelerde de rastlıyoruz, TV kanallarındaki bir satırlık alt yazılarda da.
Benim anlamadığım, yeni nesil gazeteciler arasında yaygın olan hatalar. Örneğin, “Bazı hastalıklar hamilelikte risk yaratıyor!” cümlesinin sonuna “!” işareti konulması. Çok hayrete düşürücü bir durum mu ki bu, ünlem “!” işareti kullanılıyor, yoksa ünlem işaretinin yeni bir anlamı var da ben mi bilmiyorum.
Bir diğer tuhaflık da şu, Prof. Dr. X, “Bu tıbbi hataların affı yok.” dedi. Şimdi burada, tırnak içindeki cümle sonunda “.” bir de dedi kelimesinden sonra nokta koyulması da yeni moda. Doğrusu şu ki, nokta “.” sadece dedi kelimesinden sonra konmalıdır. Zaten bunun dilbilgisi kuralı olup olmadığını bilmeye bile gerek yok. Gazete okuyan her insanın gözü, bunu estetik olarak bilir.
Biraz da yaratıcılık konusunda huysuzlanmak istiyorum. Örneğin yaz aylarında her hastaneden; yaz hastalıkları, sağlıklı bronzlaşma vb. haberler, Ramazan ayında da oruç tutmayla sağlık arasındaki bağlantıyı vurgulayan haberler akmaya başlar. Hastanelerin iletişim sorumluları birbirleriyle yarış edercesine aynı haberleri aynı kalıplarla ve bir önceki yaz ya da bir önceki Ramazan ayında yolladıkları şekliyle yeniden medyaya servis ederler.
Bu hızlı ve günlük servis sırasında yapılan yarış, diğer hastaneleden ve bir önceki yıl hazırlanan konulardan kopya çekmekten öteye gidemez. Yeni, yaratıcı bir konu üretilmez. Diyeceksiniz ki, “hastalık mı uydursunlar”. Tabii ki hastalık uydurmasınlar ama bir önceki yaz aylarının haberlerini de aynen servis etmesinler.
Bir önceki yılın çalışmalarına kopya amaçlı değil de “neleri atlamışız” ya da “eksik bırakmışız” mantığıyla yaklaşarak işlerine yoğunlaşabilirler mesela… Bu açıdan bakıldığında eminim farklı konular ortaya çıkacaktır.
Şimdi, bazı genç meslektaşlarımın, “ne yapalım yöneticimiz böyle istiyor” dediğini duyar gibi oluyorum ama bu, mazeret değil… Yöneticinizi uyarın, doğru olmadığını anlatın. İkna edin ve yanlışa ortak olmayın.
Bu eleştirileri okurken bana kızmadan önce lütfen çalışmalarınızı gözden geçiriniz. Haberin sağlığı için, haberin iyileşmesi için yapılabilecekleri gözden geçirmekte yarar var.
Sağlıkla ve sevgiyle kalın.
DİĞER YAZILARI
35 Yıllık İlişkim Bitti
|