Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Organizasyonu UNWTO`nun 2010 verilerine gore, 2009 yılında 25.5 milyon ziyaretçiyle dünyada en çok turist çeken yedinci ülkesi konumuna yükselen Türkiye, sağlık turizmine yönelik altyapı girişimleri ve tanıtım faaliyetlerinin karşılığını almaya başlayarak sağlık ve tedavi turizminde de iddialı ülke konumuna yükseldi.
Frost & Sullivan sağlık sektörü analistleri, küresel ekonomik kriz nedeniyle dünya turizm sektörü cirolarında genel bir düşüş görülmesine rağmen Türkiye gibi istisnai destinasyonların turist sayısında ciddi bir azalma yaşanmadığını, buna paralel dolar ve avronun Türk lirası karşısında paritesinin yükselmesi nedeniyle 2009 ve 2010 yıllarında turist sayısında önemli bir artış olduğunu vurguluyorlar.
Analistler, Türkiye`yi yıl boyu turizme açık bir ülke yapma gayretiyle turizm acenteleriyle işbirliği içerisini girildiğini ve yurt içinde altyapı ve tesisleri çoğaltma politikası izlendiğini ve bu çabadan özellikle sağlık ve tedavi turizminin kazançlı çıktığının altını çiziyorlar.
DOĞAL SAĞLIK VE ŞİFA MERKEZİ TÜRKİYE
Frost & Sullivan sağlık analistleri şu bilgileri Verdi:
“Sağlık turizmi açısından Türkiye`nin termal SPA`larının balneoterapi ve telasoterapi gibi çeşitli tedavi seçeneklerini sunabilmesi nedeniyle dünyaya tercih edilecek ülke olarak tanıtıldı. Nitekim Anadolu, ana jeotermal kuşağında yer alması sebebiyle birçok termal SPA`ya ev sahipliği yapıyor. Söz konusu kaplıcaların sularında yüksek oranda bulunan minerallerin pek çok hastalığa şifa kaynağı olması, sağlık ve tedavi turizminde Türkiye`yi cazibe merkezi konumuna yükseltti.
Türkiye`nin termal SPA`larında tedavi olmak için başta komşu ülkelerden Yunanistan, Bulgaristan, Rusya, Gürcistan, Azerbaycan ve İran olmak üzere dünyanın çeşitli ülkelerinden* Türkiye`ye artan bir ivmeyle turist geliyor. Komşu ülkelerden sağlık ve tedavi hizmetleri için Türkiye`ye gelen ziyaretçi sayısı ise toplam oranın yüzde 25`ine ulaşıyor.”
ALTYAPI VE TANITIM ÇALIŞMALARININ OLUMLU ETKİSİ
Frost & Sullivan sağlık analistleri, gelişmiş ülkelerde sağlık harcamalarının artmasının yanı sıra gelişmekte olan ülkelerde yüksek kaliteli sağlık hizmetlerinin düşük fiyatlarla sunulabilmesinin dünya sağlık ve tedavi turizminin gelişme göstermesine neden olduğunu belirtiyorlar.
Bu olguyla beraber devletin aktif olarak Türkiye`yi sağlık ve tedavi destinasyonu haline getirmesi için tanıtım çalışmaları yürütmesi ve Türkiye`nin 12 büyük hastane grubundan 5`inin 2000-2006 yılları arasında kurulmuş olması sağlık turizmi açısından önemli adımlar olarak görülüyor.
HASTANELERİN AKREDITASYONU SAĞLIK TURİZİMİNİ GELİŞTİRİYOR
Frost & Sullivan, sağlık ve tedavi turizminin büyümesini sağlayan temel kriterlerin yüksek kaliteli bakım, düşük maliyet, sağlık sigortası ve akreditasyon olduğunu işaret ediyor. Nitekim akreditasyonun sağlık ve tedavi turizmi için anahtar kriter haline gelmesinden bu yana Türkiye`deki akreditasyonları gerçekleştiren Joint Commission International, diğer Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında Türkiye`nin halihazırda en yüksek orana ulaşmış olduğunu belirtiyor. Ayrıca Türkiye`deki bazı hastane gruplarının; John Hopkins ve Harvard Medical gibi uluslararası organizasyonlarla işbirliği yapması da sağlık turizminin çıtasını yükseltiyor.
TURİZM PATLAMASINDA SIRA SAĞLIK TURİZMİNDE
Sağlık ve tedavi turizmde Adana, Ankara, Antalya, İstanbul, İzmir ve Kayseri önemli destinasyonlar olarak öne çıkıyor. Termal SPA`ların yanı sıra tüp bebek, göz, diş ve estetik cerrahi de popülaritesini artıran sağlık konularının başında geliyor.
Coğrafi konumu, dolar kurunun elverişli seyri ve her yıl giderek artan turist ilgisi Türkiye`yi gelecek yıllarda dünyanın önde gelen sağlık ve tedavi merkezlerinden biri olmaya doğru götürüyor. İlk çarpıcı büyüme bu yıl bekleniyor. 2011 yılında sağlık ve tedavi amacıyla Türkiye`ye gelen turist sayısında yüzde 15 artış olacağı tahmin ediliyor.
|