Söyleşi: Demet DEMİRKIR
Nefroloji Uzmanı Dr. Betül Öğütmen, 40 yaşına geldiğinde kontrol amacıyla ilk kez mamografi çektirmek için bir radyoloji merkezine gidiyor. Mamografi yapılıyor ve sonuçta memede bir kist belirleniyor.
Muayene doktoru, tespit edilen kitlenin alınması gerektiğini söyleyince Dr. Öğütmen, kitleyi aldırmak üzere cerraha gidiyor. Ancak cerrah, memedeki kitlenin iyi huylu olduğuna; alınması değil de takip edilmesi gerektiğine karar veriyor…
Bu karardan bir yıl sonra; o gün ameliyatla alınmayan kitlenin maalesef kanserli tümör olduğu ortaya çıkıyor.
Yanlış karar, Dr. Öğütmen için bir sene gecikmeye ve ameliyat sonrasında basit bir tedaviyle hallolacakken tedavinin kemoterapi aşamasına gelmesine mal oluyor.
Bütün bunlara rağmen, “Yine de şanslıyım. Ya daha da gecikilseydi?” diyor. Tedavi sürecinde değişik değişik peruklar kullandığını bunun da kendisine moral verdiğini anlatıyor.
Yanlış doktor kararlarına, zaman kaybına, kanserin ileri aşamaya geçmesine rağmen Dr. Öğütmen ameliyatını oldu, tedavilerini aksatmadı ve işinin başına döndü. Anlayacağınız, önce kendisi şifa buldu, şimdi tekrar hastalarına şifa vermeye devam ediyor…
Dr. Betül Öğütmen; meme kanserinde yanlış tanı sürecini, gecikmeli ameliyatını, tedavisini ve iyileşme sürecini Sağlığım İçin Her Şey Com’a anlattı.
. İlk meme kontrolünüzü ne zaman ve hangi nedenle yaptırdınız? “40 yaşıma geldiğim için kontrol amaçlı olarak mamografi yaptırdım; belli bir şikayetim yoktu, ele gelen bir şey yoktu. Mamografide şüpheli bir lezyon görüldü, tümör olabileceği söylendi ve gerçekten de tümör çıktı. Ama ilk mamografide görülen kistin kanser tümörü olduğunun anlaşılması bir hayli zaman aldı; yanlış teşhis ve gecikmeli tedavi süreci yaşadım.”
. Yanlış tanı sürecini anlatır mısınız? Hastalığınızı öğrendiğinizde kanser hangi evredeydi? Zaman geçirilmeden kiste müdahale edilseydi iyileşmenin seyri ne kadar farklı olurdu? “Mamografiyi gören doktorum, 0.5 cm. kistik bir lezyon olduğunu belirledi. Lezyon başka bir fibrokistin içindeydi takibinin zor olduğunu ve onu aldırmam gerektiğini söyledi, ayrıca tümörel de olabileceğini belirtti.
Ben de aldırmak için bir cerraha gittim o da bana bunun önemli bir şey olmadığını ve meme cerrahına danışmamız gerektiğini ona göre de alıp almayacaklarına karar vereceklerini belirtti.
Cerrah da lezyonun tamamen selim bir lezyon olduğunu ve sadece takip etmemiz gerektiğini söyledi. Israr etmeme rağmen lezyonun ellenmemesi gerektiğini, kendiliğinden küçüleceğini söyleyerek beni ikna etti.
Lezyonu altı aylık bir takibe aldılar, ikinci takipte yine bir şey anlamadılar. Oysaki 0,5 cm.den 0,7cm.’ye çıkmış lezyonun büyüklüğü. Meme konusunda çok iyi olduğunu bildiğimiz bir doktor olduğu için sözüne güvendim. Hala selim olarak görmeye devam etti ve lezyon takibinin yılda bir kez olmasına karar verdi. Ben altı ay sonra tekrar gittim hastaneye, 1,2 cm. olmuştu. Bir yıl zaman kaybettim.
İlk fark edildiğinde evre 1’di. Ama sonra koltuk altında da küçük bir metastaz çıktı tek bir lenf nodunda. Beni bir yıl bekletmeleri metastaza sebep oldu ve evre 2’ye taşındı hastalığım. Bunu doktor hatası olarak değerlendirebiliriz. Ben kemoterapi görmeyecektim ama gördüm, sadece o kitle alınacaktı ve radyoterapi görecektim.
Ama yine küçük bir kitle alındı bu da tesadüf ve biraz da şans, yayılımı olsaydı meme de alınacaktı. Koltuk altı bezlerim alındı hâlbuki bir yıl önce doğru bir tanı koymuş olsalardı o da alınmayacaktı, koltuk altı bezlerinin alınması demek kolunuzu daha sınırlı kullanmanıza sebep oluyor. Mesela iki buçuk kilodan daha ağır bir şey kaldıramazsınız.”
. “Kanser değilsiniz” denildikten bir yıl sonra meme kanseri olduğunuzu öğrendiniz. O an ne düşündünüz, neler hissettiniz? “Korktum. O anda insan pek bir şey hissedemiyor, beynim uyuştu. Şu anda beş yaşında bir kızım var, ‘acaba onu büyütebilir miyim’ diye düşündüm ‘acaba ölür müyüm’ dedim kendi kendime.
Meme ile ilgili okumaya bu ve tedavilerin çok başarılı olduğunu öğrendim. Tümörün atlanmasına rağmen yine de erken bir dönemde olduğumu fark ettim; çok daha erken yakalanabilirdi o zaman tedavilerin bir kısmını görmeyecektim ve kanserin tekrarlama riski daha az olacaktı. Daha zahmetli daha zor bir tedavi beni bekliyordu ama yine de tümörün varlığının yakalanmış olması büyük bir şans.”
. Hastalar size gelir, siz onları muayene eder ve tedavisini gerçekleştirirsiniz. Bir doktor olarak hasta olmak nasıl bir duygu? “Ben hekimliği de hastaların yerine kendimi koyarak yapıyorum, bunun olabileceğini her zaman düşünürüm, biz de insanız sonuçta. Ailemde de problemler gördüm ve hasta yakını oldum. Babam da erken yaşta bir enfarktüsle vefat etmişti. Biz izole şekilde büyüyüp doktor olmuyoruz, çok farklı hissetmedim açıkçası.”
. Meme kanseri tedaviniz süresince ne yaptınız, çalışmayı bıraktınız mı yoksa hastalığın ilacı olan moral için çalışmaya devam mı ettiniz? Hayatınızda neleri değiştirdiniz? “Ben o kadar hızlı çalışıyordum ki anlatamam. Hızlı dönen bir tekerlek birden durur mu? Durmaz, ben de duramadım. O dönem ara verdim çünkü tedavim vardı ama bunu hastaların kabul etmesi, duyması çok vakit alıyor. O esnada kontrolleri yapıyordum yine.
Ben kemoterapi görürken de, rapor aldığım dönemlerde de gelip hasta görüyordum hattakendi ameliyatımdan çıktığım anda hastaneden aradı ekibim ve hasta danıştılar. Hastalığım süresince hastaneyle her gün haberleştim, hastalar ne durumda diye…
Meme direni koymuşlardı, ona bir çanta yaptım ve hastaneye geldim. Hastaların dosyalarını, tahlillerini çıkardı ekibimden pratisyen hekim, getirdi bana arabanın içinde buluştuk ve o hastaları orada konsülte ettik. Benim hastaneden uzak kaldığım fazla değildi belki yirmi gündü. Bana kalsaydı böyle yapar mıydım bilmiyorum, belki o dönemde dinlenebilinirdi ama ben mecburdum çünkü işim onu gerektiriyor.”
. Tedaviniz ne kadar sürdü, hangi tedavileri gördünüz? “2009 yılının ekim ayında öğrendim. Tedavi süreci uzundu, dört kür kemoterapi sürdü, dört aya yakın kemoterapi sürüyor. 38 seans da radyoterapi sürdü, bayağı zahmetli ve zor tedaviler ama hala yorgunluğu var üzerimde çünkü bir yıl devam ediyormuş tedavinin yorgunluğu.
Ameliyat oluyorsunuz ve tedavinin kararı bekleniyor bu sürede bir ay bekliyorsunuz. Kemoterapi dört doz oldum ben, Amerika’ya danıştığımda bana altı doz dediler. Koltuk altına yayıldığı andan itibaren riskiniz artıyor ve tedavi tam doz yapılabiliyor; onkotype diye bir gen testi var burada rekürans düşük çıktığı için dört doz kabul edildi. Bunlar çok masraflı şeyler insanlar nasıl başa çıkıyor bilmiyorum.”
ÜÇ TANE PERUK ALDIM; ONLARLA EĞLENİYORDUM
. Tedavi süresince sizi en çok zorlayan neydi? Mide bulantısı, saç dökülmesi gibi problemler yaşadınız mı? Neleri yapamadınız? “Bütün yan etkileri yaşıyorsunuz. Psikolojik olarak etkileniyorsunuz dediğim gibi kızım küçüktü en çok onu düşünüyordum. Bulantı oluyordu ama yere serilecek kadar kötü olmadım. Saçlarım döküldü ama ben hiç anlamadım döküldüğünü çok iyi bir perukçu buldum. Çok güzel saçlar yapıyordu, hiç kimse peruk olduğunu anlamadı ve ben hastaneye geldiğimde, ‘Saçınız ne güzel olmuş’ diyorlardı.
Üç tane peruk almıştım onlarla eğleniyordum, çok moral verici o peruklar; ben yatarken de takıyordum evde; çocuklar fark etmesin diye. Akşam sarı ve düz peruğu takıyordum, işe gelirken kendi saçıma benzeyeni takıyordum o nedenle saçsızlığımı hissetmedim.
Mesleğimle ilgili sınavlar vardı onları kaçırdım, giremedim sınavlara. Kemoterapi sonrası ilk dört gün bana bir şey olmuyordu ama dört günden sonra ayağa kalkamama, sersemlik gibi yan etkiler vardı.
O zamanda şimdiye kadar uyuyamadığım zamanların acısını çıkarttım. Tedavim öncesinde çok yoğun bir hayatım vardı nöbetler, iki ihtisas, iki ihtisasın tez hazırlamaları… Herkes uyuduktan sonra okuma, yazma işlerimi yapıyordum beş, altı saatlik uykularla işe gidiyordum. Tedavi sürecinde bol bol uyudum.
. İlk meme kontrolünün ne zaman yapılması gerekiyor? “Maalesef ki ben ihmalkâr biriymişim. İlk meme kontrolü 35 yaşında yaptırılıyormuş, ben 40 yaşımda neden yaptırdığımı bilmeden yaptırdım ama bu bir yanlış. Kadınlarda bu kadar yaygın olduğunu ve başıma geleceğini tahmin etmiyordum. Hiçbir risk faktörüm yoktu, erken anne oldum, çok süt verdim, genetik bir risk faktörü de yoktu vs… bunların hepsi meme kanserinden koruyor bu yüzden kendimin olacağını düşünmedim.
Kuzey Avrupa ülkelerinde kadınlar artık meme kanserinden ölmüyor. Çünkü insanları devlet zorla muayene ediyor, kapılarına mamografi gidiyor. Toplumsal maliyet açısından da, hayat kurtarma açısından da çok önemli, sağlık politikası olarak zorunlu hale getirilmeli bu.”
. Doktorunuzun size teşhis konulmasında ne tür bir ihmali var sizce? “Doktor biraz rahat davranıyordu çünkü risk faktörlerim yoktu. O kistlerin kist olduğunu radyoloji anlamamıştı. Radyolojinin yüzde 20 yanılma payı var ve bunu önemsemediler. Biyopsi yapılır ve aslında gerçek tanıyı verir. Radyolojinin yüz hastadan yirmi hastada yanılabileceği gözden kaçtı. Beni takip eden cerrah, meme biyopsisine karşıydı. İnsan kendine torpil geçiyor ona inanmak istediği için de hoşuna gidiyor.”
DOKTORUMA ÇOK KIZGINIM
. Hekiminizin bir anlamda ihmali yüzünden hastalığınız geç fark edildi. Doktorunuza kızgın mısınız? “Tabii ki hem de çok. Çok kızıyorum çünkü tedaviler çok ağır ve zor. Ben “Lütfen alın” diye rica ediyorken alınmadı. Estetik cerrahi istesem yapılırdı ama şu kisti alın diyorum almıyor.
Radyoloji hekiminin, ‘biz çok hasta görüyoruz, bunların çoğu iyi huylu’ tarzındaki yaklaşımı işi basite aldıklarını gösteriyor ama sağlıkla ilgili konularda basite alamazsınız hiçbir şeyi. Yanlışlıkla bir insanın hayatı bile elinden alınabilir. Kızımı kucağıma alamıyorum mesela bunlar önemsiz mi? Nasıl kızmayayım?
. Bu bağlamda sizce doktorlar, meme kanseri hakkında yeterince bilgiye sahip değil mi? “Hayır değiller. Memeyi takip edenler olabilir ama kendi branşım dahiliye ve nefroloji olduğu için memelerim olmasına rağmen çok da ilgimi çekmemiş. Memelerim olduğu halde dikkat etmem gerektiği aklıma gelmemiş.”
TOPLUM BİLİNÇLENDİRİLMELİ
. Doktorlar ve hastalar bu konuda ne yapmalılar? Nasıl davranarak gözden kaçırılan ayrıntıların ileride daha büyük bir hastalığa dönüşmesi önlenebilir? “Bence memeyle uğraşan doktorlar, meme dernekleri toplumu bilinçlendirmeli. Çok kişi meme kanseri oluyor ve geç evrede de yakalanabiliyor hâlbuki erken yakalansa o kişi ömrünün tamamını yaşayabilir. Doktorlar ne kadar çok kişiyi bilinçlendiriyorlarsa o kadar kardır.
Etrafımda görüyorum ki bir umursamazlık var. Bunu ben üstüne basa basa söylüyorum ki bir kişi bile yaptırsa kardır. Mutlaka kadınlar mamografi yaptırmalılar, ailelerinde meme kanseri olmuş biri varsa, ellerine kitle geliyorsa erkenden gitmeliler. Sorunları yoksa da 35 yaşından sonra mutlaka mamografi çektirmeliler. Kadınlar memelerini tanımalı ki daha sonra bir değişiklik olursa fark etmeliler. Kendi risklerini değerlendirip kontrole başlamalılar.”
. Meme kanseriyle mücadele konusunda bir hekim, bu hastalığı yaşayan bir kadın olarak halka yönelik projeleriniz var mı? “Hastanede çalışan hemşire hanım ve doktorlara yönelik bir toplantı düzenledik. Onun dışında benden ne istenirse yaparım bu konuda ama kendi başıma şu an neler yapabilirim bilmiyor. İnsanları bireysel de olsa bilgilendirmeye çalışıyorum. Bana çok soru soruluyor şimdi eskiden sadece kendi branşımla ilgiliydi şimdi ise memeyle de ilgili soruyorlar, ben de cevaplamaya çalışıyorum.”
|