Menu
Anasayfa » Kanser » Baş, Boyun Kanserleri

Baş, Boyun Kanserleri

Bu bölge kanserlerinin yüzde 90’ından fazlasının nedeni bilinmekte ve potansiyel olarak önlenebilir niteliktedir. ABD’de baş-boyun kanserleri  kanser ölümlerinin yüzde 2’sini oluşturmaktadır.

Kanserden ölümler incelendiğinde 100,000 kişilik populasyonda erkeklerde oral kavite ve farenks 0. ve larenks 2.4 olmak üzere baş-boyun kanserleri 2.5 ölüme neden olmaktadır. Kadınlarda ise 100,000 kişilik populasyonda baş-boyun kanserleri 0.7 ölümden sorumlu bulunmuşlardır.  Larenks kanserleri erkeklerde en fazla ölüme neden olan kanserler sıralamasında akciğer, mide,prostat, lösemi ve barsak kanserlerinin ardından altıncı sırada gelmektedir.

Belirtileri neler?
Baş-boyun kanserlerinin yarısını larenks kanserleri ve larenks kanserlerinin yarısını da glottik kanserler oluşturur. Glottik kanserlerde de en önemli başlangıç semptomu ise ses kısıklığıdır. Ancak ses kısıklığı pek çok benign durumda ortaya çıkabilir. Bu yüzden tedaviye rağmen iki haftadan uzun süren ses kısıklığında endoskopik muayene gerekir. Oral kavite kanserleri ise büyük çoğunlukta prekanseröz lezyonları izleyerek ortaya çıkar. Ağız içinde lökoplaki veya yara yakınmasıyla başvuran hastaların iyi bir şekilde değerlendirilmesi ile erken tanı olasıdır.

Ne yazık ki nazofarenks, orofarenks, hipofarenks ve paranazal sinüs lezyonları için aynı şeyleri söylemek olanaksızdır. Bu bölgenin tümörleri genellikle ileri evre lezyonlar olarak karşımıza çıkar.  Boyunda kitle baş-boyun kanserlerinin sık görülen bir bulgusudur. Özellikle, ağrısız, yavaş büyüyen, çevre dokulara göre daha sert bir kıvamı olan kitleler, baş-boyun bölgesinde olası bir kanseri  düşündürür. Baş-boyun bölgesinde başlayan kanserler, vücudun başka bir bölgesine sıçramadan önce, boyun bölgesindeki lenf düğümlerine yayılır ve boyunda bir yumru gözlenir. Kulakların önünde veya altındaki şişlikler tükürük bezlerine, çene altındaki şişliklerde, dil altı ve çene altındaki tükürük bezlerine ait bir tümörün habercisi olabilir. Bu tip yumrular; ağız, yutak, geniz, gırtlak, tiroid bezi, tükürük bezi kanserlerinin veya kan kanserinin ilk belirtisi olabilir. Yutak ve ilerlemiş gırtlak kanserinde, yutkunurken takıntı hissi olabilir. Yemek borusu kanserinde ise özellikle katı gıdalara karşı yutma güçlüğü ortaya çıkar. Nazofarenks (geniz) kanserinde doktora başvurma sebebi, sadece kulakta dolgunluk hissi ve tek taraflı işitme kaybı olabilir.

Baş-boyun bölgesinde cilt kanseri de olabilir. Dudaklar, alın, yanak ve burun cildi gibi sürekli güneş ışınları ile temasta olan bölgeler risk altındadır. Ciltte iyileşmeyen yaralar cilt kanserinidüşündürmelidir.

Kimler risk altında?
Baş-boyun yassı epitel hücreli kanserli hastaların %85-95’inin tütün ve/veya alkol kullandığı bilinmektedir. Tüm dünyada yaklaşık bir milyar kişinin sigara ve 600 milyon kişinin tütün çiğneme şeklinde tütün kullandıkları hesaplanmaktadır. Epidemiyolojik çalışmalar gelişmiş ülkelerde tütünkullanma alışkanlığının yılda %1.5’lik düşüş, buna karşın dünya nüfusunun altıda beşini oluşturan gelişmekte olan ülkelerde ise yılda %2’lik bir artış olduğu belirtilmektedir.

Baş-boyun kanserli hastaların %75’i alkol kullanmaktadır. Alkol kullanımının özellikle farenks kanserlerinin gelişiminde daha etkili olduğu ve aşırı alkol kullanımının larenks kanseri gelişme riskini 2.5 kat artırdığı saptanmıştır. Alkol almadan sigara kullananlarda larenks kanseri gelişme riski 9.4 kat artmaktadır. Her ikisi birden bu risk ayrı ayrı kullanımlarında oluşan risk artışlarının toplamından daha fazla risk artışına sebep olmaktadır.

Diyetin baş-boyun kanserlerinin gelişmesinde rolü vardır. Yağda kızartılarak hazırlanan et, balık ve patatesle beslenme sigara ve alkolden bağımsız risk faktörüdür. Meyveler, pişirilmeden yenen sebzeler, tahıl ve süt ürünleri ve zeytinyağlı beslenmenin önleyici rolü vardır. Riboflavin, bakır ve çinko gibi besinlerde bulunan eser elementler baş-boyun kanserlerini önleyici özelliklere sahiptir.

Erken tanı için:
Baş-boyun bölgesi kanserlerinin erken tanı sonrası daha az yan etki ve yüksek tümör kontrolü ve sağkalım sözkonusudur. Ancak bu güne kadar etkin bir tarama yöntemi geliştirilememiştir. Hastanın yakınmaları erken tanı için önemli ip uçları verebilir. Bu yüzden insanların bilgilendirilmesi ve yakınmaları olduğunda konusunda uzman doktorlara başvurması çok önemlidir. Ses kısıklığı 2-3 haftadan daha uzun sürerse, baş-boyun bölgelerinde ağrısız büyüyen kitle mevcutsa, ciltte özellikle güneşe dik gelen dudak, burun veya kulak gibi bölgelerde kapanmayan yaralar mevcutsa, katı yiyecekleri yerken takıntı veya zorlama varsa veya üç haftadan fazla süren boyunda veya kulağa vuran ağrı varsa mutlaka doktora başvurulmalıdır.

Eğer baş-boyun bölgesi bir şekilde iyonize ışına maruz kalmışsa periyodik kontrollerde uzman doktor tarafından baş-boyun bölgesi muayene edilmelidir.

Tedavisi:
Pek çok kanser türü için geçerli olan; cerrahi, radyoterapi (ışın tedavisi) ve kemoterapi (ilaç tedavisi) baş-boyun kanseri içinde geçerlidir. Baş-boyun bölgesi birçok dokunun bir arada bulunduğu bölge olduğundan çok değişik kanser türlerini burada görmek mümkündür. Bu yüzden tek tip tedavi yaklaşımı yoktur. Üç tedavi yönteminden biri veya birkaçı kanserin türü, bölgesi ve yayılımına göre uygulanır. Bölgesel yayılmayı seven ve cerrahi çıkarımı mümkün olan kanserlerde (ağız içi, dudak, parotis vd.) cerrahi çıkarım gerekirken cerrahi müdahale ile kozmetik sorun veya fonksiyon kaybı oluşuyorsa veya hiç çıkartılamıyorsa radyoterapi uygulanabilmektedir. Yayılım riski çok olan ve kemoterapiye duyarlı olan kanserlerde veya diğer tedavilerin etkinliğini artırmak için kemoterapi uygulanabilir. Kombine tedavi yöntemleri yan etkiyi azaltırken iyileştirme şansını artırmaktadır. Bu nedenle hastaların multidisipliner bir yaklaşımla çalışan bir ekip tarafından ele alınması gerekir. Bu ekip kulak-burun-boğaz uzmanı, radyasyon onkoloğu, tıbbi onkolog, radyolog, patolog, psikiyatrist, ses rehabilitasyon uzmanı ve sosyal hizmet uzmanından oluşmalıdır. Hastaya tedavi seçenekleri sunulmalı ve bu tedaviler sonucunda ortaya çıkabilecek fonksiyonel sonuçlar anlatılarak görüşü alınmalıdır. Ayrıca tedavi boyunca ve sonrası bir psikiyatristin hastayı hazırlaması gereklidir.
Baş-boyun kanserleri tedavi edilebilir kanserlerdir. Diğer kanser gruplarıyla karşılaştırıldığında tedavi
sonuçları daha iyidir.

Korunmak için
• Sigara kullanılmamalıdır. Alkol almadan sigara kullananlarda larenks kanseri gelişme riski 9.4 kat artmaktadır
• Alkol kullanılmamalıdır. Alkol kullanımının özellikle farenks kanserlerinin gelişiminde daha etkili olduğu ve aşırı alkol kullanımının larenks kanseri gelişme riskini 2.5 kat artırdığı saptanmıştır. Her ikisi birden bu risk ayrı ayrı kullanımlarında oluşan risk artışlarının toplamından daha fazla risk artışına neden olmaktadır. Tütün ve alkol kullanılmaması ile %90’dan fazla oranda potansiyel olarak önlenebilir niteliktedir.
• Diyetin baş-boyun kanserlerinin gelişmesinde rolü vardır. Yağda kızartılarak hazırlanan et, balık ve patatesle beslenme risk faktörüdür. Meyve, tahıl ve süt ürünleri ve zeytinyağlı ürünlerle beslenmelidir. Riboflavin, bakır ve çinko gibi besinlerde bulunan eser elementler baş-boyun kanserlerini önleyici özelliklere sahiptir.
• Eğer baş-boyun bölgesi bir şekilde iyonize ışına maruz kalmışsa periyodik kontrollere gidilmeli ve  uzman doktorlar tarafından baş-boyun bölgesi muayene edilmelidir.

Kaynak: Anadolu Sağlık Merkezi web sitesi
(www.anadolusaglik.org)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

İlgili Yazı

“Lenfoma İle Covid-19 Bulguları Benzerlik Gösterebiliyor”

Tüm dünyada bir milyondan fazla kişide görülen lenfoma hastalığıyla ilgili olarak farkındalık yaratmak amacıyla ilan ...