Menu
Anasayfa » Sindirim Sistemi » Reflünün Yol Açtığı Hastalıklar

Reflünün Yol Açtığı Hastalıklar

Son yıllarda sıklıkla rastlanan hastalıklardan biri olan reflü, vücudunuzun diğer bölgelerinde kendini gösteren ancak reflü ile ilgisi olmadığını düşündüğünüz pek çok rahatsızlığa zemin hazırlayabiliyor. Sinüzit, farenjit, astım, bronşit hatta diş çürükleri bunlardan sadece birkaçı.

Memorial Hizmet Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ömer Necip Aytuğ, reflü hastalığının belirtileri ve reflünün yol açtığı diğer hastalıklar hakkında bilgi verdi.

REFLÜ HASTALIĞININ YAKINMALARI

Açken ya da tokken mide asidi ve sindirimle ilgili olarak diğer mide sıvılarının yemek borusuna ve boğazımıza doğru geri gelmesine “reflü” adı verilir. Kişide haftada en az bir kez göğüs kemiği arkasında yanma hissi ( kalp yangısı) veya ağzında ekşi-acı su tadı olması (regürgütasyon) durumunda reflü hastalığından söz edilebilir. Göğüs kemiği arkasında yanma hissi (kalp yangısı) veya ağızda ekşi bir tat olması reflü hastalığında en sık görülen temel yakınmalardır ve bu iki yakınmadan biri veya ikisinin aynı kişide bulunması o kişinin reflüsü olduğunu ortaya koymaktadır.

REFLÜ BAŞKA HASTALIKLARIN HABERCİSİ OLABİLİR

Reflü hastalığının yemek borusu dışındaki organları ilgilendiren yakınma ve hastalıklara da yol açtığı bilinmektedir. Kalp dışı göğüs ağrısı, ses de kalınlaşma, ses kalitesinde bozulma, yutma güçlüğü, astım, boğaz seviyesinde yumru hissetme (globus), sinüzit, farenjit, larenjit, diş çürükleri, müzmin öksürük reflünün yol açtığı hastalıklar arasında yer almaktadır. Bir kısım pnömoniler  (zatürre), akciğer dokusunda nedbe dokusu artışı (pulmoner fibrozis) , bir kısım gırtlak kanserleri de reflü hastalığı ile ilişkilendirilmektedir. Bunlar arasında; kalp dışı göğüs ağrısı yakınması ve müzmin öksürük gibi yakınmalar ile reflü arasındaki ilişki, özellikle dikkat çekmektedir.

Yemek borusu ile hava yollarının (bronşlar) anne karnında gelişim evresinde aynı dokudan farklılaşarak oluşmaları, bu organların sinir sistemlerinin de aynı sinirden kaynaklanması sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle; yemek borusunda ki sinirlerin reflü sonucu asit veya safra kaçağı ile uyarılması, hava yollarında refleks kasılmaya neden olarak astıma veya hava yollarının aşırı duyarlılığına yol açtığı düşünülmektedir. Diğer bir durum ise; özellikle reflü sırasında gözle görülemeyecek kadar ufak asit parçacıklarının hava yollarına kaçmasının  (aspirasyon) müzmin bronşit ve zatürre gibi olayları tetiklediği ileri sürülmektedir.

Mekanizması ne olursa olsun, astım hastalarının yüzde 35-90 kadarında reflü belirtileri görülmektedir. Astım ve reflüsü olan bireylerde; yemek borusunun etkisiz kasılması, yemek borusu kasılmalarının normalden daha kuvvetli olması veya yemek borusu alt ucundaki “sfinkter” denen özel valv (kapak) sistemindeki basıncın normalden düşük olması gibi bulgulara da değişik oranlarda rastlanabilmektedir Astım belirtileri erişkin yaş grubunda ortaya çkıyor ise, kişilerin astım ile ilgili aile öyküsü yoksa, astım belirtileri yemek yemekle, egzersizle veya yatar pozisyonda artıyor ise,, astım gelişmeden önce reflü belirtilerinin varlığı gibi durumlarda  astım nedeni olarak o hasta da  reflü hastalığının dikkatlice  araştırılması  gerekmektedir.

BU BELİRTİLERE DİKKAT!

3 haftadan uzun süre devam eden öksürüğü olan kişilerin (sebebi, boğaz ve akciğerler ile ilgili değilse) yüzde10-20 kadarında, seste kalınlaşma ve çatallanması olanların yüzde 80 ve göğüsün üst orta bölümünde yumruk oturuyor hissi (globus) olanların yüzde 20-50 kadarında reflü hastalığından şüphelenilmelidir.

DİŞ ÇÜRÜĞÜNÜZÜN SEBEBİ REFLÜ OLABİLİR

Reflü hastalarının bir kısmında ağızda aniden yüksek miktarlarda tükürük salgısı dolması ( water brush) durumuna rastlanabilir. Bu olayın yemek borusuna kaçan asidin sindirim kanalı siniri olan vagus sinirini uyarması sonucu, refleks olarak tükürük bezlerinin uyarılması sonucunda gerçekleştiği düşünülmektedir. Ağız içinde asidin yaptığı tahrişe bağlı olarak, diş eti iltihaplanmaları (gingivit) ve diş minesi kaybına bağlı diş çürükleri de görülebilmektedir.

Reflü hastalığının ağız içi yaraları, orta kulak iltihaplanmaları ve kronik sinüzit ile ilişkisi olduğu da ileri sürülmektedir. Reflü hastalarının ağız içindeki diş çürüklerinin oranı reflü hastalığı olmayanlardan yüksek bulunmuştur. Diş çürükleri yıllar içerisinde yavaş geliştiği için hasta tarafından erken dönemde fark edilmesi zordur. Bu nedenle reflü belirtileri olup ağız içi yakınmaları da olan hastaların diş hekimi tarafından erken dönemde muayenelerinin sağlanması önemlidir.

TEDAVİYİ KOLAYLAŞTIRMAK İÇİN YAŞAM TARZI DEĞİŞİKLİĞİNE GİDİN

Öncelikle hastanın yaşam tarzındaki düzenleyici önlemler ve diyet tedavinin temelini oluşturmaktadır. Şişman hastalar zayıflamalı, öğünler sık aralıklı ve az miktarda tüketilmeli, iyi çiğnenmeli, akşam yemeği ile yatış arasındaki süre en az 2-3 saat olmalı, yatmadan önce atıştırma alışkanlığından vazgeçilmeli, gece reflüsü olanlarda yatak baş tarafı yükseltilmelidir.

Diyet ve yaşam biçimi değişiklikleri reflü hastalığında tedaviye yardımcıdır ancak sıklıkla yeterli değildir. Bu nedenle bu hastaların tedavisinde mide asit salgısının baskılanmasına yönelik ilaçlar belirli sürelerde sıklıkla kullanılmakta ve vakaların büyük çoğunluğunda etkili olmaktadır.

Özellikle genç yaş grubunda olup ilaçlara iyi cevap veren, reflüyü kolaylaştıran büyük mide fıtığı gibi yapısal bozuklukları olan,  doz azatlımın da yakınmaları hemen tekrarlayan ve bu nedenle ilaçları azaltamayan hasta gruplarında cerrahi reflü tedavisi iyi bir seçenektir. İlaçlara cevapsız vakalarda, nedeni belirlenmeden cerrahi tedavi yoluna gidilmesi cerrahi tedavinin başarı oranını ileri derecede olumsuz etkilediğinden tavsiye edilmemektedir.

Günümüzde reflü cerrahisi bu konuda yetkin merkezlerde, laparaskopi denilen kapalı ameliyat şeklinde, kısa sürede ve etkin olarak uygulanabilmektedir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

İlgili Yazı

Güçlü Bağışıklık Sistemi, Sağlıklı Bağırsaklardan Geçiyor

Koronavirüs nedeniyle her zamankinden daha fazla hareketsiz ve stresli günler geçiriyoruz. Bu iki durum pek ...