Menu
Anasayfa » Köşe Yazıları » Kadın Sağlığı Köşesi » Aile Planlamasının Önemi

Aile Planlamasının Önemi

Uluslararası insan hakları kapsamında, çiftlerin ve bireylerin, çocuklarının sayısı ve doğum aralığına özgürce ve sorumlu bir şekilde karar vermeleri için gereken bilgiye sahip olabilme; en yüksek standartlarda üreme ve cinsel sağlık hizmetlerine ulaşabilme; üremeyle ilgili kararlarını şiddet, baskı ve ayrımcılıkla karşılaşmaksızın verebilme hakkına ÜREME HAKLARI denir.

Aile planlaması ailelerin istedikleri zaman istedikleri sayıda çocuk sahibi olmalarıdır. Aile planlaması sadece gebelikleri önlemek için değil aynı zamanda çocuk sahibi olmayanlara da hizmet vermek, yol göstermektir. Çiftler istedikleri zaman çocuk sahibi olabilirler. Aile planlaması hizmetlerinde zorunluluk yoktur, katılım gönüllülük esasına dayanır. Çiftler eğitilir, isteyenlere çocuk sahibi olmak için yol gösterirken, istemeyenlere koruma yöntemleri anlatılarak hizmet verilir.

AİLE PLANLAMASININ AMACI

• Çok ve sık aralıklarla olan gebelikleri önlemek (2 yıldan sık, 4 doğumdan fazla)
• Çok ve sık olan doğumların anne ve çocuk sağlığına olumsuz etkilerini önlemek
• İstenmeyen gebeliklerde tehlikeli yollarla yapılan düşükleri önlemek
• Çocuğu olmayan ailelerin çocuk sahibi olmaları için yol göstermek
• Çiftlere gebelikten korunmanın modern ve tıbbi yollarını öğreterek ana ve çocuk sağlığı düzeyini yükseltmek

İki yıldan daha sık ara ile yapılan doğumlar, annenin yaşının çok genç 18 yaşından küçük) ya da ileri (35 yaşından büyük) olması ana ve çocuk sağlığını olumsuz etkilemektedir. Her yıl dünyada yarım milyondan fazla kadın gebelik ve doğumla ilgili sorunlar yüzünden ölmekte, istenmeyen gebelikler de ana ölümüne neden olmakta. Aile planlaması yöntemleri ile bu ölümlerin çoğu önlenebilmektedir.

İki yıl ara ile doğan çocuklar daha sık aralıklarla doğan çocuklara göre fiziksel ve zihinsel açıdan daha iyi gelişmektedir. Eğer bir anne daha sonra iki yıl geçmeden tekrar gebe kalırsa, erken doğum, düşük doğum aralıklı bebek doğma ihtimali yüksektir, yine bu bebeklerin çocukluk döneminde çok sık hastalandığını, fiziksel ve zihinsel açıdan iyi gelişemediklerini biliyoruz. Anne ise çok sık doğum sonucu yıpranmakta, çocuklarına karşı ilgi azalmakta, bunlara ek olarak ekonomik zorluklarda eklenince çocuğun yaşamına verilen değer azalmaktadır.

ÜLKEMİZDE DOĞURGANLIĞI ETKİLEYEN FAKTÖRLER

• Toplumun yapısı
• Aile yapısı
• Ailelerin ekonomik durumu
• Kadının statüsü
• Evlilik ve evlenme yaşı
• İstenen çocuk sayısı
• Cinsiyet tercihi

*Üreme sağlığı konusunda planlı hareket etmek isteyen bir çift,
öncelikle kaliteli ve etkili bir danışmanlık hizmetine ihtiyaç duyar.

*Günümüzde gelişmiş ülkelerde aile planlaması bir lüks değil, önemli bir insani hak olarak kabul edilmektedir.

*Aile planlaması hizmetleri ana ve çocuk sağlığını iyileştirirken bireylerin, çiftlerin ve toplumun yaşam kalitesini yükseltir. Kadınların aile içinde ve toplumda sosyal statülerinin gelişmesine yardımcı olur.

*Aile planlaması hizmetleri ile ülkenin üreme sağlığı göstergeleri yükselecektir, bebek ve anne ölüm hızı azalacaktır, sosyal gruplar ve bölgeler arasındaki farklar azalacaktır.

*Aile Planlaması hizmetleri ile bebeklerin anne sütü ile beslenmesi desteklenmektedir. Anne sütü ile beslenme sayesinde tüm dünyada 1 milyondan fazla bebek ölümü önlenebilmektedir. Çünkü mama ile beslenen bebekler enfeksiyonlara daha açık oluyorlar.

*Aile Planlaması hizmetleri sayesinde erken dönemde omurilik hastalıkları tanısı konulabilmekte, folik asit ve demir eksikliği gibi kansızlığa yol açan durumlar önlenebilmekte, tiroid hastalıklarına bağlı çocuklarda görülen zeka gerilikleri önlenebilmektedir.

Tüm bunların ışığında 26 Eylül Dünya Kontrasepsiyon Günü vesilesi ile Aile Planlaması hizmetlerinin önemini vurgulamak

Op. Dr. Yasemin Yakut
Kadıköy Şifa Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
Türkiye Aile Panlaması Derneği ve ESC Üyesi (Avrupa Kontrasepsiyon Derneği)

www.kadikoysifa.com

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

İlgili Yazı

Büyüklerin ve Çocukların Kızgınlığı Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Kızgınlık doğal bir duygudur. Kızma özgürlüğümüz her zaman olmalıdır. Kızgınlığımızı görmezden gelmemeli, yokmuş gibi davranmamalıyız. ...