Menu

By-Pass Nedir?

Günümüzde kalp ve koroner damar hastalıklarının görülme sıklığı giderek artış göstermektedir. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de meydana gelen ölümlerde kalp-damar hastalıkları halen ikinci sırada yer almaktadır. Bu hususda; beslenme tarzlarındaki değişimler (özellikle fast-food gıdaların beslenmemizde artan yeri) , fizik aktiviteden uzak bir yaşam , stres faktörü, tütün ürünlerinin kullanımı, obesite, şeker hastalığı, yüksek tansiyon  çok önemli rol oynamaktadır. Buna paralel olarak kalbi besleyen atardamarların yani “koroner damarların” daralması veya tıkanması durumunda gerçekleştirilen by-pass ameliyatlarında da her geçen yıl artış gözlenmektedir.

. By-pass ne anlama gelir?

By-pass’ın kelime anlamı “köprüleme” olarak tanımlanabilir. By-pass ameliyatı, herhangi bir atardamarın belli bir bölgesinde meydana gelen daralma veya tıkanma sonucunda bu atardamarın beslediği bölgeye yeterli kan dolayısı ile oksijen taşıyamaması durumunda uygulanan cerrahi bir yöntemdir. Bu bağlamda koroner by-pass ameliyatı denildiği zaman, kalp kasını besleyen ve adına “koroner arter” denilen atardamarların tıkanması halinde gerçekleştirilen girişimler anlaşılmaktadır .

. Koroner by-pass ameliyatlarının çeşitleri var mıdır ve nasıl yapılmaktadır?
Koroner by-pass ameliyatlarının uygulanmasında teknik olarak değişik cerrahi yöntemler vardır. Bazı hastalarda by-pass’lar gerçekleştirilirken belli bir süre kalp durdurulur ve bu süre zarfında hasta, kalp ve akciğerlerin görevini üstlenen bir pompaya bağlanır. İşlem tamamlandıktan sonra kalp ve akciğerler tekrar devreye sokulurken pompa devre dışı bırakılır.

Bir kısım hastalarda ise kalp ve akciğerler devre dışı bırakılmadan by-pass’lar atan kalpte gerçekleştirilir. Cerrahın yönteme ilişkin  tercihi; hastanın ameliyat öncesindeki klinik durumuna, by-pass yapılacak damarların özelliklerine göre  değişmektedir. Bir diğer yöntem ise son yıllardaki teknolojik gelişmeler sayesinde ortaya konan “robot cerrahisi” koroner damar cerrahisinde henüz çok kısıtlı bir alana sahip olmakla beraber önümüzdeki yıllarda bu tekniğin daha geniş bir hasta grubunda kullanılabilirliği için teknolojik çalışmalar sürdürülmektedir.

By-pass ameliyatları; gerek pompa bağlantısı ile gerekse atan kalpte olsun, yapılacak by-pass sayısına bağlı olarak hastanın kendi bedeninden hazırlanan bacak  toplardamarı ve/veya kol atardamarı, meme atardamarı kullanılarak gerçekleştirilmektedir. Bu damarların normalde bulundukları  yerlerinden çıkarılmış olması işlevsel olarak hayati bir sorun yaratmamaktadır.

. Bu ameliyatlar için belli bir yaş sınırı var mıdır?

Son yıllarda ülkemizde de koroner-pass ameliyatlarının yaş aralığı oldukça genişledi. Önceleri belli bir yaş sınırının üzerindeki hastalarda bu girişimler için çekimser kalınırken, gerek teknolojik gelişmeler gerekse bu alanda edinilen geniş klinik tecrübeler ile bu hastaların ameliyata hazırlanması ve sonrasındaki takiplerinde tıbbın tüm uzmanlık dallarının işbirliği sayesinde bugün çok ileri yaş grubundaki hastalarda da by-pass ameliyatları güvenle yapılabilmekte ve batı standartlarına paralel sonuçlar sağlanmaktadır. Kliniğimiz; 80 yaş ve üzerindeki hastalarda gerçekleştirilen  ameliyatlarda da ülkemizdeki en büyük serilerden birine sahiptir.

. Koroner by-pass ameliyatlarındaki risk oranı nedir?
Günümüzde bu girişimler genel olarak yüzde 1- 1,5 gibi oldukça düşük bir risk oranı ile gerçekleştirilmekle beraber,bu oran her hastada değişkenlik gösterir. Hastanın ameliyat öncesi durumu, yaş, cinsiyet ve eşlik eden diğer hastalıklar risk oranını belirleyen en önemli hususlardır. Örneğin; kadın hastalarda ve 70 yaş üzerindeki olgularda risk diğerlerine göre daha yüksektir. Bunun yanı sıra şeker hastalığı, morbit obesite(ölüm sebebi olabilecek derecede şişmanlık), kronik bir böbrek veya akciğer hastalığının bulunması, geçirilmiş enfarktüs, eşlik eden kalp kapağı hastalığı, önceden geçirilmiş kalp ameliyatı, beyin damarlarında tıkanıklıkların bulunması veya geçirilmiş inme en sık karşılaşılan ilave risk faktörleridir.

Yapılacak benzer bir cerrahi girişimde; bu ilave olumsuzlukların bir ya da birkaçının aynı hasta bulunması ile ilave hiçbir sistem hastalığı bulunmayan hastada elbette risk oranı aynı olmayacaktır.

. Hastalar ameliyata nasıl hazırlanıyor?
Böyle bir ameliyatta hedeflenen başarılı sonucun elde edilmesindeki en önemli evre ameliyata hazırlık dönemidir. Hastanın sadece kalp-damar sistemi değil, diğer tüm organ ve sistem fonksiyonlarına ilişkin tarama yapılmaktadır. Yukarıda da belirttiğim gibi bu evrede tüm uzmanlık dallarının uyum içerisinde çalışması ile hasta operasyona eksiksiz olarak hazırlanır.

Örneğin ameliyatı planlanan kişi şeker hastası ise, mutlaka bir diyabet uzmanı tarafından değerlendirilmekte ve kan şeker düzeylerinin ameliyat için kabul edilebilir sınırlar içerisinde seyir göstermesi sağlanır. Keza; inme geçirmiş hasta, nöroloji uzmanı tarafından tetkik edilerek ameliyat sırasında alınacak önlemler planlanır. Bazen hastanın ameliyata alınmadan önce bir süre tedavi görmesi gereken başka bir sistem rahatsızlığının tespit edilmesi söz konusu olabilmektedir. Bu durumda ilgili bölüm tarafından hastanın tıbbi tedavisi düzenlenerek operasyon daha emniyetli koşullarda yapılabilmesi için bir süre ertelenmektedir.

Ancak hastanın mevcut kalp rahatsızlığının tablosu, ameliyatın geciktirilmesine ve böyle tedavi süresine imkan tanımayıp acil müdahale gerektiriyor ise hasta bilgilendirilmek sureti ile operasyona alınmaktadır. Bu nedenle acil koşullarda ameliyata alınan hastalarda, az önce belirttiğim operasyon hazırlıklarının bir kısmına ilişkin kapsamlı inceleme yapılma imkanı olmadığından ötürü risk oranı her zaman daha yüksektir.

. Bu ameliyatlardan sonra hastanede kalış süresi ne kadardır, hasta normal hayatına ne zaman dönebiliyor?

Ameliyat sonrası normal bir klinik seyir gösteren, düşük risk oranı ile girişim gerçekleştirilmiş bir hastanın hastanede kalış süresi yaklaşık olarak 4-6 gün arasında değişmektedir. Bu sürenin 1 ila 2 günü devamlı bakım ünitesinde, kalan süreci ise serviste geçmektedir. Hastalar taburcu olduktan 1 hafta sonra cerrahi polikliniğine kontrole çağrılmakta ve müteakip takiplerini ise belli aralıklarla kardiyoloji kliniğinde sürdürmektedirler.

Ameliyat sonrası hastanın normal yaşama dönmesi yaklaşık 2 ila 3 hafta gibi bir süre almaktadır. Ancak meslek gruplarına göre iş hayatına geri dönüşü değişkenlik arz etmektedir. Örneğin masa başı bir işte çalışan hastamıza 3 hafta sonra belli zaman dilimlerinde iş yerine gitmesine müsaade ederken, beden gücünün daha fazla kullanıldığı bir işe dönüş süreci 6 ila 8 hafta arasında olabilmektedir.

. Ameliyat sonrasında hastaların yaşam biçimi nasıl olmalıdır?
By-pass ameliyatlarının temel amacı;  hastayı ani ölüm tehlikesi ve kalp krizinden kurtarmak, ilaca bağımlı, kısıtlanmış yaşam tarzından uzaklaştırmak ve sonuçta hayat kalitesini düzeltmek ve beklenen yaşam süresini uzatmaya yöneliktir. Ancak gerçekleştirilen ameliyat ne kadar başarılı olursa olsun, sağlanan hedefi uzun süreli korumada tek başına yeterli değildir.

Hastanın güvenli biçimde normal hayatına dönmesine imkan sağlayan başarılı bir girişim sonrası, hastalığın oluşması ve ilerlemesine yol açan yukarıda belirttiğim risk faktörlerinin ciddi biçimde kontrolü esastır. Aksi halde postacının kapıyı tekrar çalacağı asla unutulmamalıdır.

Doç. Dr. Barbaros Kınoğlu
Medical Park Bahçelievler Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Direktörü

www.medicalpark.com.tr

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

İlgili Yazı

Öğrenciler Depresyonda…

Gördüğüm kadarıyla öğrencilerin çoğu depresyonda. Bu çocukları dinlediğiniz zaman içinizi ciddi bir çaresizlik hissi kaplıyor. ...