Menu
Anasayfa » Köşe Yazıları » Diyabet Köşesi » Diyabet Tanı Ve Tedavisi

Diyabet Tanı Ve Tedavisi

Tüm ülkelerde Tip 2  ve Tip 1 diyabet büyük bir artış göstermekte, yan etkileri ve komplikasyonları ile de sağlığı tehdit eden ve yaşam kalitesini bozan bir hastalık olarak ortaya çıkmaktadır.

Şeker hastalığının tanı, izleme, önleme ve tedavisi için büyük araştırmalar ve ekonomik harcamalar yapılmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Dünya Diyabet Federasyonu (IDF) tüm bu çabaların standart hale gelmesi için işbirliği  çağrısı yapmaktadırlar.

Türk Diabet Cemiyeti ve Türk Diabet ve Obezite Vakfı olarak biz bir algoritma, yani yol gösterici bir Rehber hazırlamak üzereyiz. Sizlere bu çalışmalar ışığında bazı yardımcı bilgiler ulaştıracağım.

DİYABET TANISI

Diyabet tanısı çok kolaydır, yalnız bilinçli olmak ve sağlıklı bir laboratuarda bunun yapılması gerekir. Dünyada her 10 saniyede 2 kişiye diyabet tanısı konmaktadır (IDF). Ve toplumlarda yüzde 3-10 tanı konmamış Tip 2 diyabetli vardır (IDF).

Bilindiği gibi Şeker hastalığı;
* Tip 1 Diyabet,
* Tip 2 Diyabet,
* IGF ve IGT dediğimiz prediabetikler,
* Gestasyonel (gebelik diyabeti) olarak sınıflandırılır.

Tip 1 Diyabet: Tüm diyabetiklerin yüzde 8-10’unu oluşturur. Beta hücreleri harabiyetine bağlı Hücre Antikorları (ICA), İnsülin Antikorları (AİA), GAD 65 antikorları ve diğer antikorların varlığı, hastalığın çok önemli bulgularıdır.

Tip 2 Diyabet: Tüm diyabetiklerin yüzde 90-92’sini oluşturur. Obezite, insülin direnci, insülin salgısı azalması, karaciğerde glikoz yapımında artış en önemli bulgularıdır. Genetik yatkınlık ve ailede diyabet önemli bir risk faktörüdür.

Tanıda: Açlık kan şekeri 126 mg/dl üstü veya glikoz yüklemede 2. saat kan şekeri 200 mg/dl üstü ise kati diyabet tanısı konulur. Bunun yanında fazla su içme, fazla idrar ve zayıflama en değerli tanı belirtisidir. HbA1C tanıda kullanılmaz, tedavinin takibinde değerlidir. Açlık kan şekerleri 100-125 arasında olanlara mutlaka glikoz yükleme testi yapılmalıdır. Test 4 saat süreli olur ve plazma insülin tayinleri de yapılırsa daha sağlıklı olur. Prediyabetik olanlarında senede bir defa glikoz tolerans testi yaptırmaları gerekli ve yararlıdır.

Gestasyonel (gebelik) diyabeti tanısı: Gebeliğin 24-28 haftalarında aç veya tok karna 50 gr glikoz içirilip 1 saat sonra bakılan kan şekeri 140 mg/dl üstünde olursa, hemen 100 gr glikozla 3 saatlik yeni bir glikoz yükleme testi yapılıp tanıya varılır. Ve ona göre anne ve  çocuğun sağlığı korunur ve canlı çocuk doğurma şansı yakalanır.

Diyabette izleme ölçütleri nelerdir? (TDC 2008): Diyabetli hasta izlemede, doktor hasta ilişki ve iletişimi çok önemlidir. Hasta kendi kendini kontrol etmeyi, kan şekeri ve idrarda şeker ve aseton bakmasını öğrenmelidir. Hastalık tipine göre kan şekeri günlük ve haftalık profilleri yapmalı ve bunu kayıt ederek doktoruna ulaştırmalı, zaman kaybına neden olmadan tedavisi ayarlanmalıdır. İzleme derken glisemik hedefler nelerdir? Bunların bilinmesi gerekir.

( TDC 2008 )               İdeal ölçümler         Hedefler       Kabul edilebilir

Açlık kan şekeri              70-100 mg%            70-120 mg%        80- 125 mg C%
Yemekten sonra 1. saat     < 130 mg%          130-140 mg%      140-160 mg %
Yemekten sonra 2. saat     <120 mg%           120-130 mg%      130-140 mg%
HbA1C                              < 6 %                   6-6.5 %                     6.5-7. %
HBA1C DEĞERLERİ İLE KAN ŞEKERİ İLİŞKİSİ

HbA1c %                                Ortalama Kan Şekeri mg %

5                                                        95-100
6                                                        120-130
7                                                        150-165
8                                                        185-205
9                                                        210-250
10                                                      250-280
11                                                      275-320
12                                                      300-350
DİYABET TEDAVİ ALGORİTMASI

Tip 1 diyabette tedavi prensibi değişmezdir. Hastalık ortaya çıkıp klinik belirtiler ve yüksek kan şekeri yanında, idrarda glikozüri ve asetonüri olması hemen insülin başlanmasını gerektirir.

İnsülin tedavisi klinik tabloya göre değişir. Eğer çocukta prekoma veya koma hali varsa perfüzyon pompası veya insülin pompası ile devamlı insülin verilmeye başlanır ve yanında da sıvı kaybını karşılayacak serum fizyolojik ve serum izotonik verilir. Yalnız aşırı kan şekeri yükselmesi ve aseton varsa yoğun insülin tedavisine başlanır (3 defa kısa etkili, gece uzun etkili insülinler). Tip 1 DM çocuk veya adolesan yaş ise mikst veya uzun etkili insülinler ile günde bir defa veya iki defa insülin uygulaması yanlıştır.

Tip 2 diyabet çeşitli tablo ve bulgularla ortaya çıkar. Olguların %50’sinde acil durum yoktur. Hastalık daima ilerleme gösterir. Hastalığa eşlik eden en önemli fatörler anjiyopati (damar hastalığı) ve nöropatidir (sinir dokusu hastalığı). Hastaların çoğunluğu obez, insülin direnci olan, dislipidemi yani kolesterol, LDL kolesterol ve trigliserid yüksekliği ile hipertansiyonludur. Bunların sonucu kalp-damar hastalıkları ön plana çıkmaktadır.

Hastaların eğitimi, yaşam şekli, beslenme alışkanlıkları ve ekonomik durumları farklı olduğu için tedaviyi yönlendirirken bunlar göz önüne alınmalıdır.
Tip 2 DM yüzde 60 oral antidiyabetiklerle (OAD) yani ağızdan kullanılan ilaçlarla, yüzde 20 insülin ile ve geri kalan yüzde 20 de kombine yani karışık ilaç uygulaması ile tedavi olurlar.

Türk Diabet Cemiyeti olarak bizim benimsediğimiz tedavi şekli (algoritması) aşağıda görüldüğü gibidir. Bu uygulamada kriter HbA1C değerinin yüzde 6.5 altına inmesidir. Tablo 1’de ilk başvuruda uygulanacak tedavi sırasını ve kullanılacak ilaçları, Tablo 2’de ise Tip 2 diyabette kullundığımız OAD ilaçları görüyorsunuz.

Prof. Dr. Nazif Bağrıaçık
Türk Diabet Cemiyeti Başkanı
www.diabetcemiyeti.org

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

İlgili Yazı

Büyüklerin ve Çocukların Kızgınlığı Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Kızgınlık doğal bir duygudur. Kızma özgürlüğümüz her zaman olmalıdır. Kızgınlığımızı görmezden gelmemeli, yokmuş gibi davranmamalıyız. ...