Menu
Anasayfa » Köşe Yazıları » Engelli Sağlığı Köşesi » Duvarlar Arasında Hapis

Duvarlar Arasında Hapis

Haklarımızı elde edemediğimizden şikâyet edip, çoğu zaman devleti suçlar, ya da toplumun bizi yeterince anlamadığından yakınırız. Özürlülerle ilgili sorunlar söz konusu olduğunda durum farklı değildir. Hatta özürlüler en çok mağdur edilen kişiler olduğundan şikâyetin boyutları daha büyük, sınırları daha geniştir. Ancak ben bugün özürlü sorunları konusunda ne devleti ne de toplumu eleştireceğim. Ben bugün özürlü aileleri arasında yaşanan çok önemli sorunlardan birine değinmek istiyorum. Halen ülkemizde birçok özürlü duvarların arasında hapsolmuş durumda yaşamaktadır. Ve ne yazık ki bu esaretin nedeni, bazen özürlünün yaşadığı evdeki aile bireylerinden kaynaklanmaktadır. Ağır özür durumunda olan omurilik felçlisi gibi özürlüler, daha çok sonradan kaza sonucu felç oldukları için önceden binaların üst katlarında yaşıyorlarsa, genelde evlerini değiştirmezler. Anne, baba, çocuk, kardeş ya da eş rolündeki özürlü için öncelikle gerekçe özürlünün toplumsal yaşamdaki üretken rolünü kaybettiği önyargısıdır. Bunu anlamak için üst katlarda yaşayan bazı özürlü yakınları ile giriş kata taşınmaları konusunda yaptığım görüşmelerden sonra öne sürülen gerekçeleri sizlere aktarmak istiyorum. N.S.’nin oturduğu ev babasına ait ve baba memlekette yaşadığı halde evi satıp veya kiraya verip kızının giriş katta daha bağımsız yaşamasına izin vermiyor. En son konuştuğumda; ablası, N.S.’nin uzun süre evden dışarı çıkamadığı için bunalıma girdiğini, işe yaramadıkları gerekçesi ile makasla ayaklarını doğramaya çalıştığını söylemişti. N.S.’nin devlete ait bir huzur evinde bakım altına alınamama nedeni ise babasının hayatta olmasıdır.

Üst katta yaşamak zorunda olan boyundan aşağı felçli bir başka özürlünün annesinin gerekçesi ise, komşularının yukarıdan üstlerine halı silkelemelerinden kurtulmak istediğiydi.
Yine kaza sonucu belinden aşağı felç olan bir başka özürlünün babası ise, yakın akrabalarının aynı apartmanda oturduğunu ve akrabalarından uzaklaşmak istemediğini söylüyordu. Ama özürlü çocuğu çoğunlukla üst kattan indirip, çıkaran belinde fıtık olan anne idi. Evde hapsolmuş özürlünün yaşadığı travmaları aynı aileden de olsa bu kişilere anlatmak ne yazık ki mümkün olmuyor. Konu ile ilgili görüştüğüm kişilerden yalnızca bir kısmını oluşturan bu üç örnekteki kişilere aynı soruyu sordum: “ Peki ya bir yangın çıkarsa ya da deprem olursa evinizdeki özürlü evde kalmak zorunda kaldığında ne yaparsınız? “ Üzücü ama sadece, “ Kader” diye yanıtladılar. Bu yazıyı yazarken yanıma emekli hâkim bir arkadaşım uğradı. Durumu kendisine anlattığımda çok şaşırdı. Ve “ Yahu biz sadece evde köpek beslediğimiz için giriş katta oturuyoruz. Bu nasıl zihniyettir!…” diye tepki gösterdi.

Ramazan Baş
Türkiye Omurilik Felçilileri Derneği Başkanı
www.tofd.org.tr

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

İlgili Yazı

Büyüklerin ve Çocukların Kızgınlığı Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Kızgınlık doğal bir duygudur. Kızma özgürlüğümüz her zaman olmalıdır. Kızgınlığımızı görmezden gelmemeli, yokmuş gibi davranmamalıyız. ...